Koronayı yenen ünlüler anlattı: Bu süreçten nasıl etkilendiler?

Covid-19 salgını tüm dünyada yaşlı genç, zengin fakir, ünlü ünsüz ayırmadan çok canlar yaktı, yakmaya devam ediyor. Ama yaşadığımız sürece umut her zaman var. Ardı ardına açıklanan ve yaygın kullanım için gün sayan yabancı menşeli aşılar dışında yerli aşımızın da eli kulağında. Uzmanlar, tedbirlere uyarsak önümüzdeki bahar için müjdeli haberler veriyorlar. Salgın tam olarak bitmese de, yaygınlığının ve etkisinin azalacağını söylüyorlar. Umutla bekliyoruz o günleri bizler de. Ama işte her zamanki gibi ateş düştüğü yeri yakıyor, yaşayan biliyor. Biz de hepimiz adına, kamuoyunun yakından tanıdığı, bürokrasiden sanat dünyasına, modadan ilahiyata, spora kadar farklı alanlardan korona geçirmiş ünlü isimlerle konuştuk. Süreci nasıl atlattıklarını, bu hastalığın onlara maddi, manevi neler öğrettiğini, ileride bu günleri nasıl anacaklarını sorduk. Covid-19’u yenen bireyler olarak dünlerini, bugünlerini, yarınlarını anlattılar.

PROF. DR. NİHAT HATİPOĞLU
(GAZİANTEP İSLAM BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ)

Bir kamyonetle her gün yemek dağıtacağım

“Evde, odamda karantinadayken, bir gece çok daraldığımı hissettim. Derin nefes alamıyordum. Ateşim vardı. O an Allah’tan bir şey istedim. Deniliyor ki, Azrail Aleyhisselam iyi bir Müslüman’a sevdiği kişinin, kötü insana da en nefret ettiği kişi suretinde gidermiş. Dedim ki “Allah’ım, Azrail’i bana annem suretinde gönder”. Bu kişinin annesi ile olan bağını gösteriyor. Ben annemle ilgili böyle bir duyguyu ilk kez yaşadım. Bu insanın çaresizliğini de gösteriyor.

ALLAH’IM SEVGİNİ BENDEN AZALTMA
Ne olursanız olun sonuçta sadece bir insansınız ve Allah’ın bir kelimesi ile öleceksiniz. Ben ölümden hiç korkmadım. “Allah’ım beni cennete al” diye çok az dua etmişimdir. En çok “Allah’ım sevgini benden azaltma” diye dua ederim. Bir kamyonet alıp, en az bir öğünlük yemek doldurup her gün bir mahallede insanlara yemek dağıtacağım. Kamyonetin başında da ben olacağım. İdealimde olan ve yapamadığım tek bu isteğim vardı. İşin ilahiyat boyutu dışında insani isteğimdi bu. Bunu yapmaya çalışacağım.”

DEMET SAĞIROĞLU
(ŞARKICI)

Bugünüme şükrediyorum

“New York’taydım. Hastalık eklemlerimde büyük ağrı, hafif ateş ve yoğun halsizlikle baş gösterdi. Sonra yatağa düşürdü. Mart ayı başında yakalandığım için Covid-19 ile ilgil i bir bilgimiz yoktu henüz. Doktorların bilgisi olduğu için teşhis koydular ve evde tedaviyle dört günde yataktan kalkabildim. Ben evde kendimce grip tedavisi olurken, biricik Şehrazat ve menajerim Hakan Eren sağ olsunlar, Türkiye’de seferberlik başlatıp, New York Konsolosluğu’na ulaşmışlar. Değerli konsoloslarımız Şehide Hanım ve Emre Bey yakinen ilgilendiler. İyileşme sürecimde de duyanlar merak etmesin diye sosyal medya sayfamdan bildirince dost, akraba ve dinleyicilerim sayesinde de çok moral buldum. Önceden başkalarını önemseyen bir yapım vardı; artık önceliğim kendimi daha çok önemsemek! Kayıplarımız ve o acı günler silkelenmemizin başlangıcıydı. O günleri yaşayan biri olarak, bugünkü birlikteliğimize şükrediyorum.”

HİLAL KAPLAN
(GAZETECİ, SABAH YAZARI)

Evladımın kokusunu alamadım

“Pandemi sürecinde çok dikkatli davranıyordum. Zaten de virüse Türkiye’de yakalanmadım. Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’ı özgürleştirme sürecini aktarmak için Bakü’ye gitmiştim. Bakü’deki son günümde belimde bir ağrı hissettim. Anlam veremedim ama Covid-19’a da yormadım. Dönüş yolculuğunda grip semptomları başladı. Ertesi gün test yaptırdım, sonuç negatif çıktı. Grip olduğumu düşünsem de içimde bir şüphe vardı. Bunun için evde karantina koşullarında yaşadım. İyileşme sürecinde Amerika seyahatim için test yaptırmıştım. Ve testim pozitif çıktı.

MORAL ÇOK ÖNEMLİYDİ

İşin açıkçası moralliydim. Ve bence bu süreçte moral çok önemli. Duyulduğu andan itibaren üç saat kesintisiz telefonla insanlarla konuştum. Bir yandan yorucuydu ama bir yandan da moral desteği iyi geliyordu. Okurlarım sürekli mesaj attı. Dönemedim birçoğuna bu vesileyle hepsine teşekkürlerimi sunarım. Bu süreçte annemi ve babamı çok özledim. Bir de çocuklarıma sarılamadım, kokularını alamadım. Aynı evdeyiz evin içinde cıvıl cıvıl seslerini duyuyorsunuz ama karantina koşulları gereği sarılamıyorsunuz. Bunlar gönül yorgunluğu oluşturdu. Bedenimiz bize emanet. Ona iyi bakmak üzerimize bir borç. Bu borcu eda etmemiz lazım. Bunu, böyle süreçlerde daha iyi anlıyorsunuz.”

HİLMİ TÜRKMEN
(ÜSKÜDAR BELEDİYE BAŞKANI)

İleride Türkiye’nin başarısını hatırlayacağiz

Hastalığı evimizde izole olarak, ilaç tedavisi ve istirahatle atlattık. Evde izoleyken binlerce Üsküdarlı hemşerimizin şifa dileklerini, dualarını okudum telefondan. Sosyal medya keza… İnsanın böyle zamanlarda en büyük ilacı duadır, mahrum bırakmadılar sağ olsunlar. Çok duygulandık. Dünyadaki toplam ağırlığı 10 gram bile olmayan, gözle görünmeyen bir virüsün nasıl hayatı durdurduğuna, tüm sistemi felç ettiğine şahit oluyoruz. Açıkçası bu hastalık Allah’ın büyüklüğüne, gücüne olan sonsuz imanımızı daha da perçinledi. Biz insanlar olarak, bize bahşedilen her bir nimetin kıymetini daha çok bilmeliyiz. Ricamız şu ki; hayatı bir süreliğine olabildiğince askıya almak, işimizi, gücümüzü bu şartlarda yapmak. Sosyal aktiviteleri sonlandırmak bize hiç bir şey kaybettirmez. Devletimiz zaten çok net tanımladı; sosyal hareketliliği azaltalım, gerekirse durduralım ve maske, mesafe, hijyen. Sağlıklı günler bizi bekliyor. Bütün dünyayı kasıp kavuran, hayatı durduran, en gelişmiş ülkeleri bile çaresiz bırakan bir salgında, Türkiye kaya gibi sağlık sistemi ve güçlü devlet yapısıyla dimdik ayakta kaldı. Ayakta kalmayı bırakın, 156 ülkeye yardım ulaştırdı. İleride aklımızda kalan en önemli detay bu olacak.”

ABDURRAHİM ALBAYRAK
(GS BAŞKAN YARDIMCISI)

Cumhurbaşkanımızın araması büyük moral oldu

“Daha Covid’in ne olduğunun bilinmediği zamanlar. Çapa’da doktor arkadaşlarım vardı. Ziyarete gitmiştim, orada kapmışım. Üşütme benzeri bir durum vardı. Gittim hastaneye, bakıyorlar bir şey yok. Sonra ayağıma çok sert kramplar girmeye başladı, hastaneye gittim, yatırdılar. Her şey çok yeniydi, test sistemi bile oturmamıştı. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, bakanımız Fahrettin Koca, başkanım Mustafa Cengiz (GS Başkanı), dünürlerim Nezih Barut, doktor arkadaşlarım Allah razı olsun ilgilendiler. Bu süreçte Cumhurbaşkanımızın arayıp benimle çok samimi bir şekilde konuşmasını unutamam. 10 dakika telefonla konuştuk. Büyük moral oldu bana bu telefon. Hastanede kaldığım odanın penceresi hiç açılmıyordu. 15 gün kaldım o odada. Temiz havayı öyle bir özledim ki, hastaneden çıkınca doya doya oksijen soludum.”

ALİ GÜRELİ
(CONTEMPORARY İSTANBUL VAKFI YÖNETİM KURULU BAŞKANI)

Daha yumuşak başlı bir insan oldum

“4 Mart’ta başlayacak New York’taki bir sanat fuarına gidecektim. Bilet aldığım halde, yolculuk gözümde büyüdüğü için gitmedim. Ekipten bir arkadaşımız gitti. Arkadaşımız geri dönünce 11 Mart’ta dokuz kişi ofiste toplantı yaptık. Bu toplantının akabinde altı kişi korona oldu. Yani bütün gözler Çin’deyken, biz New York’taki bir sanat ortamından korona getirdik memleketimize. Sekiz gün hastanede yattım. Yoğun, yüksek ateş oluştu.

AİLEM HER GÜN EL SALLIYORDU

Tüm bu süreçte ailem kaygılıydı doğal olarak. Hastanede kaldığım odanın caddeye bakan penceresinin önüne her gün arabayla gelip el sallıyorlardı. Ama asıl hastane sonrasındaki karantina sürecinde daha düşünceyliydim. Hayatımızdaki en büyük hazinenin zaman olduğunu hatırladım. Çünkü o kadar çok şeye gereksizce zaman ayırıyoruz ki, hatta ailelerimizle geçireceğimiz zamandan çalıp bunu yapıyoruz. Ve zamanı da çok kötü kullanıyoruz. Bunları alttan alta hissediyordum ama bu süreçte tokat etkisi yaptı. İnsanlarla, daha sakin bir ilişki kurmak gerekiyor. Herkesle, ailemle, dostlarımla karşılıklı ilişkinin kalitesini nasıl yukarı çekerim diye düşündüm. Ve bunları hayatımda uygulamaya başladım. Artık daha yumuşak başlı bir insan oldum galiba.”

ECE EGE (MODA TASARIMCISI – DICE KAYEK )

Bu bir tekamül vesilesi

“Üzüntüyle dayımızı kaybettiğimizi öğrenmiştik. O gece çok kötü uyudum. Eklemlerim çok ağrıyordu. Bursa’ya cenaze için yola çıkmadan önce test yaptırdım. Bursa’ya gittik ve geri döndük o akşam. Ertesi gün de test sonucumu aldım. Şoke oldum. Çevremde o zamana kadar kimse yakalanmamıştı. İnsan ilk olarak kiminle görüştüğünü düşünmeye başlıyor. Onlara geçirmiş olabileceğim için çok üzüldüm.

BU BİR SINAVDI

Maske çok önemli. Gerçekten koruyor. Virüsün yayılmaya başladığı mart ayında bıraktım sigarayı. Sigarayı bırakmış olmam çok daha kolaylaştırdı tedavi sürecini. Sigara içmeyin. Maskeyi çıkararak zaman geçirdiğiniz her yer çok tehlikeli. Bu bir sınavdı. Tüm dünya için. Hepimizin şükretmesi gerekiyor. Ben başımıza gelen her şeyin hep tekamül vesilesi olduğunu düşünüyorum. Ruhumuzun temizlenmesi ve yükselmesi için… Allah’ın daha çok güç vermesi için dua etmek tedavide önemliydi.”

AYŞE EGE (MODA TASARIMCISI-DICE KAYEK)

İyileşir iyileşmez sahilde yürüdüm

“Covid-19’a ilk önce kardeşim yakalandı. Öğrenir öğrenmez hemen ertesi gün test yaptırdım. Ama ilk önce test negatif çıktı. Buna rağmen başka bir eve geçtim. Zaten dört, beş gün içinde virüs etkisini gösterdi ve yeni testim pozitif çıktı. Hafif semptomlar gösteriyordum. Doktoruma danışarak biraz daha alternatif tıp yöntemleriyle tedaviye başladık. Bunun için önce kan değerlerine bakıldı, sigara hiç içmiyordum, kronik hiçbir rahatsızlığım yoktu ve beslenmem yıllardır çok sağlıklıdır. Ağır ilaç kullanmadan çok hafif semptomlarla atlattım. Kardeşim ve çok yakın arkadaşlarımdan da gördüğüm üzere şunu söyleyebilirim, hiç kimse bu süreci bir başkasıyla aynı yaşamıyor. Deniz kenarında yürümeyi çok özlemiştim. İlk olarak de Bebek’te sahilde yürüdük.”

GÖKSAN GÖKTAŞ-OLKAN ÖZYURT-SONAT BAHAR-İDİL DEMİREL-PINAR YILDIZ YÜKSEL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir