Asgari ücret artışının ekonomiye etkileri

Türkiye’de 2021 yılında net asgari ücret 2.825,90 TRY oldu. Evli ve eşi işsiz çalışanlar için net asgari ücret 2.879,57 TRY olarak belirlendi. Evli, işsiz eş ve bir çocuklu işçi için 2.919,81 TRY; Evli, işsiz eş ve iki çocuklu işçi için 2.960.06 TRY; Evli, işsiz eş ve üç çocuklu çalışanlara 3.013.72 TRY oldu. Asgari ücret artışı, %22 oranında gerçekleştirildi.

 

Enflasyon oranı, Kasım ayında yıllık %14 seviyesine ulaşırken TRY ise yılbaşından bu yana USD karşısında %20 değer kaybetti.

 

Asgari ücret artışının ekonomiye etkileri, birçok açıdan değerlendirilmelidir. Resmi enflasyon oranına göre (2020 yılsonu enflasyonunun %15’e yaklaşacağını varsayarak), enflasyonun üzerine %7’lik bir refah payının da eklendiği görülmektedir. Yani, kabaca %7’ye yakın bir reel gelir artışı var. Ancak asgari ücret veya asgari ücrete yakın gelirli çalışan kesim için değerlendirildiği zaman, %21’lik gıda enflasyonu veya elektrik, doğalgaz zamları gibi harcama kalemlerini ağırlıklandırıldığında hissedilen enflasyon etkisi, reel gelir artışı etkisinin kağıt üzerindeki gibi hissedilememesine yol açmaktadır. Bu da koronavirüsün yol açtığı ekonomik zorluklarla hane halklarının başa çıkabilme yetisini azaltmaktadır.

 

 

Asgari ücretin enflasyon ve istihdam üzerindeki etkileri de işin diğer boyutunu oluşturmaktadır. Asgari üret artışı, ekonomiye talep ve maliyet kanalının ikisi üzerinden de etki eder. Asgari ücret artışının kısa vadede yaratacağı talep etkisi tüketici fiyatlarında daha yukarı bir seviyede başa baş noktası yaratacak ve buna bağlı fiyat artışları görebileceğiz. Özellikle temel tüketim tarafındaki enflasyonist etki artabilir. Bir başka etki ise, artan işçi maliyetleri nedeniyle üretilen mal ve hizmetler üzerinde oluşabilecek fiyat artışı etkisidir. 2825,90 TRY olan net asgari ücret, brüt 3577,50 TRY olarak uygulanmaktadır ve devlet 75 TRY asgari ücret desteğinde bulunmaktadır. Üstelik asgari ücret artışı, referans ücret artışı olması itibariyle diğer ücretler açısından da emsal oran olacağından ve 2825 TRY altında olan ücretler de otomatik olarak bu seviyenin üzerine çıkacağından, maliyet artışı sadece asgari ücretli personel üzerinden gerçekleşmez. İşletmelerin artan işgücü maliyetleri, satılan mal ve hizmetlerin fiyatına da artış olarak yansır. Bu şartlar altında, asgari ücret artışı Merkez Bankası’na enflasyonla mücadele anlamında yardımcı olan bir etki yaratmayacaktır.

 

İstihdam üzerindeki etkisi de, istihdam oranında azalma ve kayıt dışı çalışmanın artması şeklinde sonuçlara neden olur. İşverenler, işçi maliyetlerini stabil tutma amacıyla mavi yaka personelde azaltıma gidebilirler. Bu dönemde işten çıkarma yasak olduğu için, bu “ücretsiz izne çıkarmak” şeklinde yapılır. Bu uygulamada işsizlik oranı etkilenmez, ancak istihdam oranında ve katılım oranında azalma olur. Yani, resmi işsizlik oranına “TÜİK’in işsiz tanımı nedeniyle” yansıyan bir durum olmasa bile, bir artan işsizlik etkisi görülür. Küçük ve lokal işletmelerde de kayıt dışı çalışma artar.

 

Meselenin sadece asgari ücreti artırmak olmadığını görüyoruz. Önemli olan paranın alım gücünün artmasıdır. Bir asgari ücretle talep edilebilen mal ve hizmetin artmasının sağlanmasıdır. Bugün, gelişmiş ülkelerle asgari ücret kıyaslaması yaparken, bir asgari ücretle alınabilecek aynı miktar ve kalitede mal ve hizmeti karşılaştırırız. Veya araba sahibi olmanın, ev sahibi olmanın kaç asgari ücrete denk geldiğini karşılaştırırız. Özetle, bireylerin ekonomik koşullarını iyileştirmenin yolu asgari ücrete yüksek zam yapmaktan geçmez.

Kaynak Tera Yatırım
Hibya Haber Ajansı


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir