|
Geçenlerde televizyonun kumandası elimde dolaşırken
kanallar arasında, daha doğrusu onu bunu zaplarken
yukarıda başlık olarak kullandığım cümleyi durunca ani
bir fren yaptım.
Kuantum düşünce tekniklerinin uzmanı olduğunu söyleyen
bir beyefendi gayet sakin ve dingin sesiyle yumuşacık
tonlamasıyla canlı telefon bağlantısında olan bir
hanımla konuşuyordu.
Bu beyefendiyi sonradan araştırdım adı R.Şanal. Bir
uzman, ne konuda? Kuantum düşünce tekniği konusunda.
Uzun yıllardır dostum olan bir arkadaşım vardır hatta
kendisi kankim olur, hemen telefona yapıştım çünkü oda
bir kişisel gelişim uzmanıdır yıllardır çalışır bu konu
üstüne kendini çok geliştirmiş, ama benimle olan
ilişkisinden ben gerekli feyzi alamadığımdan bir türlü
tam gelişememişimdir nedense !
Şu dibine kibrit suyu döktüğümün dünyasında (işte
örnek; dünyayı negatif algılıyorum) bir türlü olumlama
deden nenem şeyi beceremedim gitti.
Bu arada herkezin ağzına da pelesenk oldu “ olumlu
düşün, olumlu bak, negatif olma, pozitif ol”
Ya kardeşim nasıl olayım ben bu ülkede o
dediklerinizden, gazete okumak zaten yeterli bunu tersi
olmak için. Ahaa.. bir haber:
KADININ ADI DAVETİYEDE BİLE YOK! Bir milletvekili mi ne
kızını evlendiriyormuş davetiyede anaların adı yokmuş.Ay
çok üzüldüm başka yerlerde varlar ya yetmez mi?
Tam dellenecek durum, Ilımlı İslam modeli denen bu
takımın kadınları her yerde var. Var tabi de biz
görmüyoruz zaar.
Biri Çankaya köşkünde oturuyor, diğeri nerde oturuyordu
unuttum, ama şeyi unutmadım, bir alışveriş merkezi var
İstanbul’da KANYON orayı kapattırıp alışveriş
yapıyormuş öyle diyorlar ben söyleyenlerin yalancısıyım.
Harvey Nicolson diye bir mağaza varmış, yazılışı yanlış
olabilir ilgi alanımda olmadığımdan doğrusunu bulmaya
çaba gösteremem .
Sadece oradan alışveriş yapıyormuş ,bir çanta 2500
euroymuş anladınız mı.
Sn Şanal Bey,
Lütfen bana yardım edin ben güzel düşünmek istiyorum,
size kendimi teslim ederek bambaşka bir insan olarak
yeniden dünyaya bakmak istiyorum ki şu yazılarımı da
biraz yumuşak yazayım şu batasıca dilimin sivriliğini
biraz yuvarlatabileyim.
İkinci habeeer..günlerdir manşetlerden düşmedi bu Şaban
Dişli denen zatı-şahanenin yediği herzeler.
Artık şabanlığından mıdır? Dişliliğinden midir nedir?
Ama tık yok kimseden, ne ses ne seda, zaten taraflı
basın hiç oralı olmadı. Başbakan” ben yetimin hakkını
kimseye yedirtmem” dedi de bunu kime dedi anlayamadım.
Ben şahsım adına kendimi dişlenmiş gibi hissediyorum
nedense? Bu yetimler kimler oluyor acaba? Ben bu sınıfa
giriyor muyum bilmiyorum! Ama kendimi bir türlü şu
dişlenmiş hissinden kurtaramıyorum. Ve feryat
ediyorummm….
BATSIN BU DÜNYA( İşte yine beceremedim gördünüz mü?
Olumsuz kullandım dünya batacak)
Şimdi gelelim şu aminle inşallah arasındaki farka…
Sn.Şanal bey diyorki “ Amin olumlu istediğiniz bir
dileğiniz için onu onaylamak, kabul etmek ve olması için
söylediğiniz bir kelime olmalıdır, yani bu kesin
olacaktır,baştan olmasına izin verilmiştir amin
diyeceksiniz.İnşallah kelimesinin ise tanrının izniyle
olması anlamında kullanacaksınız,yani tanrı isterse
olacaktır.
Yukarda Tanrım var benim o beni anlıyor bunu biliyorum
ve o adaletlidir,hiç kimsenin yaptığı yanına kalmaz bunu
biliyorum ve onaylıyorum yani AMİN.
Ve o zaman ben diyorumki;
Haksız kazanç sağlatılarak birilerine yetim hakkı
yedirenler ve yiyenleri….
Bu ülkenin itibarını ayaklar altına alarak Anıtkabire
gitmeyenlere “seni seviyoruz” diye slogan atanları
alkışlıyanları….
Bu ülkenin birbirini seven insanlarını bölmeye
çalışanları….
Çocuklara ve hayvanlara eziyet edenleri,
Tanrım inşallah cehennem ateşinde yakasın AMİN.
Sn.Şanal,
Bakın bir programınızda ,hem de tekrardı ,göz ve kulak
misafiri oldum ve nasıl öğrendim. Ben iyi bir talebeyim
öyle değil mi?Ben de iş var,beni lütfen programınıza
alın. Şu Kuantumu da kıvırttım mı tutmayın beni. Hemen
seçim çalışmalarına başlayıp tüm rakiplerimi bu sistemle
alt edeceğime inanıyorum. Kendimi şimdiden o resmin
içinde görüyorum sesleri ve kokuları duyuyorum
meclisteyim ve kürsüden bağırıyorum “ Allah İNŞALLAH
topunuzun cezasını verecek AMİN”
|