.

 

.

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

 

 Amin İle İnşallah Arasındaki Fark
.

Geçenlerde televizyonun kumandası elimde dolaşırken kanallar arasında, daha doğrusu onu bunu zaplarken yukarıda başlık olarak kullandığım cümleyi durunca ani bir fren yaptım.

Kuantum düşünce tekniklerinin uzmanı olduğunu söyleyen bir beyefendi gayet sakin ve dingin sesiyle yumuşacık tonlamasıyla canlı telefon bağlantısında olan bir hanımla konuşuyordu.

Bu beyefendiyi sonradan araştırdım  adı R.Şanal. Bir uzman, ne konuda? Kuantum düşünce tekniği konusunda. Uzun yıllardır dostum olan bir arkadaşım vardır hatta kendisi kankim olur, hemen telefona yapıştım çünkü oda bir kişisel gelişim uzmanıdır yıllardır çalışır bu konu üstüne kendini çok geliştirmiş, ama benimle olan ilişkisinden ben gerekli feyzi alamadığımdan bir türlü tam gelişememişimdir nedense !

Şu dibine kibrit suyu döktüğümün dünyasında (işte  örnek; dünyayı negatif algılıyorum) bir türlü olumlama deden nenem şeyi beceremedim gitti.

Bu arada herkezin ağzına da pelesenk oldu “ olumlu düşün, olumlu bak, negatif olma, pozitif ol”

Ya kardeşim nasıl olayım ben bu ülkede o dediklerinizden,  gazete okumak zaten yeterli bunu tersi olmak için. Ahaa.. bir haber:

KADININ ADI DAVETİYEDE BİLE YOK!  Bir milletvekili mi ne kızını evlendiriyormuş davetiyede anaların adı yokmuş.Ay çok üzüldüm başka yerlerde varlar ya yetmez mi?

Tam dellenecek durum, Ilımlı İslam modeli denen bu takımın kadınları her yerde var. Var tabi de biz görmüyoruz zaar.

Biri Çankaya köşkünde oturuyor, diğeri nerde oturuyordu unuttum, ama şeyi unutmadım, bir alışveriş merkezi var İstanbul’da  KANYON orayı kapattırıp alışveriş yapıyormuş öyle diyorlar ben söyleyenlerin yalancısıyım. Harvey Nicolson diye bir mağaza varmış, yazılışı yanlış olabilir ilgi alanımda olmadığımdan doğrusunu bulmaya çaba gösteremem .

Sadece oradan alışveriş yapıyormuş ,bir çanta 2500 euroymuş anladınız mı.

 

 

Sn Şanal Bey,

Lütfen bana yardım edin ben güzel düşünmek istiyorum, size kendimi teslim ederek bambaşka bir insan olarak yeniden dünyaya bakmak istiyorum ki şu yazılarımı da biraz yumuşak yazayım şu batasıca dilimin sivriliğini biraz  yuvarlatabileyim.

 

İkinci habeeer..günlerdir manşetlerden düşmedi bu Şaban Dişli denen zatı-şahanenin yediği herzeler.

Artık şabanlığından mıdır? Dişliliğinden midir nedir? Ama tık yok kimseden, ne ses ne seda, zaten taraflı basın hiç oralı olmadı. Başbakan” ben yetimin hakkını kimseye yedirtmem” dedi de bunu kime dedi anlayamadım. Ben şahsım adına kendimi dişlenmiş gibi hissediyorum nedense? Bu yetimler kimler oluyor acaba? Ben bu sınıfa giriyor muyum bilmiyorum! Ama kendimi bir türlü şu dişlenmiş hissinden kurtaramıyorum. Ve feryat ediyorummm….

BATSIN BU DÜNYA( İşte yine beceremedim gördünüz mü? Olumsuz kullandım dünya batacak)

 

Şimdi gelelim şu aminle inşallah arasındaki farka… Sn.Şanal bey diyorki “ Amin  olumlu istediğiniz bir dileğiniz için onu onaylamak, kabul etmek ve olması için söylediğiniz bir kelime olmalıdır, yani bu kesin olacaktır,baştan olmasına izin verilmiştir amin diyeceksiniz.İnşallah kelimesinin ise tanrının izniyle olması anlamında kullanacaksınız,yani tanrı isterse olacaktır.

Yukarda Tanrım var benim o beni anlıyor bunu biliyorum ve o adaletlidir,hiç kimsenin yaptığı yanına kalmaz bunu biliyorum ve onaylıyorum yani AMİN.

Ve o zaman ben diyorumki;

Haksız kazanç sağlatılarak birilerine yetim hakkı yedirenler ve yiyenleri….

Bu ülkenin itibarını ayaklar altına alarak Anıtkabire gitmeyenlere “seni seviyoruz” diye slogan atanları alkışlıyanları….

Bu ülkenin birbirini seven insanlarını bölmeye çalışanları….

Çocuklara ve hayvanlara eziyet edenleri,

Tanrım inşallah cehennem ateşinde yakasın AMİN.

 

 

Sn.Şanal,

Bakın bir programınızda ,hem de tekrardı ,göz ve kulak misafiri oldum ve nasıl öğrendim. Ben iyi bir talebeyim öyle değil mi?Ben de iş var,beni lütfen programınıza alın. Şu Kuantumu da kıvırttım mı tutmayın beni. Hemen seçim çalışmalarına başlayıp tüm rakiplerimi bu sistemle alt edeceğime inanıyorum. Kendimi şimdiden o resmin içinde görüyorum sesleri ve kokuları duyuyorum meclisteyim ve kürsüden bağırıyorum “ Allah İNŞALLAH topunuzun cezasını verecek AMİN”
.

.
.
.

.

.

.

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

.