|
Değerli okurlarım hepinizin, bu adı belli ama tadı belli
olmayan bayramınızı bütün kalbimle kutluyor, büyüklerin
ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpüyorum.
Memleketten haber sorarsanız:
Vatan gazetesi köşe yazarı Selahattin Dumanın tabiriyle
“ seyrek bıyıklı asabi hükümet adamı” ( Recep Tayip
Erdoğan )ve Mustafa Mutlunun tabiriyle “ danger bey
(tehlikeli)” (Dengir Mir Fırat ) bu bayramda ağzımızın
tadını kaçırdı.
Biri dedi ki “ne şekeri kim uyduruyor bunları, bu
bayramın adı Ramazan Bayramıdır” böylece bir ilke daha
imza atarak bayramı siyasete bulaştırdı.
Biz bu ülkede nice bayramlar yaşadık hiç birimizin
aklının köşesinden geçmemişti bu ikilem, çünkü hiç
önemsememiştik. Ama seyrek bıyıklı asabi hükümet adamı
bu konuda bu lafı edince herkes birbirine bakakaldı.
Şimdi bayram tebriki yazarken veya el sıkışırken aldı mı
bizi bir endişe, ne yazsak acaba,ne desek acaba? Bu kişi
acaba şekerci mi? yoksa Ramazancı mı?
Az sıkıntımız vardı bir de bu eklendi üstüne!
Danger bey ise aldı eline sazı, bütün TV kanallarında
karşımızda.
Elinde bir tomar kağıt sallayıp duruyor, müfteri mi
,muhteris mi neyse ne, bir iddia bir kıyamet…
Karşısında , olmayan sol muhalefetin donkişotu kılıç
sallayıp duruyor.Biri elma diyor öbürü armut…. biri sen
baronsun diyor,öbürü ne baronu ben beyim bey…
Sorular havada kalıyor, cevaplar yerlerde birbirine
karışmış ara ki bulasın.Televizyon başında insanlar box
maçı seyreder gibiler, ringde biri fena dayak yedi ama
hakem şike yapıp dayak yiyenle atanı el sıkıştırıp maçı
ortada bıraktı.
Herkes hayal kırıklığına uğradı oysa birini omuzlara
almak “Türkiye seninle gurur duyuyor” demek istiyorduk.
Dünyaya gelince:
Kapitalizm boku yediğinden dolayı başta ABD olmak üzere
AB ülkelerinde de bir telaş bir panik başladı. Batan
bankaları kurtarmaya çalışıyorlar,700 milyar dolar
pompalıyacaklar. Amerika’da her vatandaşın cebinden tam
4500$ çıkacak ki istihdam yaratıp işsizliğin önünü
alabilsinler.
Biz, alışkınız zaten bize bir şey olmaz rehavetinde
gidiyoruz, zaten işsisiz, yoksulluk dersen gani, alıştık
biz. Onlar daha yeni banka kurtarıyor biz oraları
geçtik.
Bir zamanlar bizim bir DIŞBANK’ımız vardı hatırladınız
mı? Onu kim almıştı? Fortis!
Şimdi ne oldi ?
Fortis’i Hollanda Belçika, Lüksenburg aldı. Böylece
bizim bankamız ne sihirdir, ne keramet birden başka ülke
devletlerinin oldu, bak Allahın işine… bu gavur
kısmısına akıl sır ermez valla.
Zaten bu güzelim dünyanın kaymağını, İngiliz The Thimes
gazetesinin Luxx adlı ekinde yazdığına göre1200 kişi
yiyormuş.
Buna çok sevindim. Ben daha çok zannediyordum… çoğunluk
azınlığı yok eder gibi sarsak bir fikrim var da!
“Yapılan araştırmalara göre bu
yıl milyarderlerin sayısı yüzde 20 artış göstermiş. 2003
yılında sayıları 476 olan bu süper zenginlerin sayısı
geçen yıl 946’ya çıkmış. Bu sene de aralarına 179 isim
daha eklenmiş. Yani her yıl sayıları artıyormuş,
zenginliklerine zenginlik ekleniyormuş.
En zenginin kim olduğunu merak edenler için söyleyelim; ABD’li iş
adamı Warren Buffett. 124 milyar dolara sahipmiş.
Ekonomistler insanlık tarihindeki en zengin yılı
yaşadığımızı söylese de bu çıkarım nüfusun geneli için
geçerli değil elbette. Zenginliğin çoğu bu 1200 insanın
elindeymiş. Onlar harcıyor, gerisi ise sadece
bakıyormuş.
Peki bu kadar zengin nasıl oluştu? Neleri, neden satın alıyorlar?
Nasıl zengin olduklarının cevabı elbette petrol, gaz
ve maden yatakları olarak cevaplanabilir.
Milyarder denilince aklınıza ne geliyor? Yatlar, son derece lüks
katlar, mücevherler mi? Bu saydıklarımızdan artık
sıradan zenginlerde de var. Ancak başka bir zengin
sınıfı var ki onların yaşantısı hayalleri zorlayan
türden: Multi-milyarderler. Çoğu bildiğiniz gibi Rusya,
ABD, Hindistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden
çıkıyor. Parayı da su gibi harcıyorlar.”
Neyse ne demişler ” Zenginin parası fakirin çenesi yorar” benimde
parmaklarım yoruldu.
Son söz:
Biri Yer Biri Bakarsa , Bunun Sonunda Mutlaka Kıyamet
Kopar.
|