|
Hiçbir
şey düşünemeyen ben nasıl olurda bu kadar erkenden karar
verir yaşarım yaşanmayacakları. Nasıl olurda kendime
saygımı yitirmeden bu kadar acının üzerine hala
şaşkınlıkla ayakta ve cesaret buluyorum kendimde.
Nasıl
bir inanış ki cesareti yıkılmayan ve gece hayatının hiç
içinde yokken birden kendisini ve karşısına çıkanı orda
yakalayacak kadar bitkin oluyorum. Kimse inanamaz bu
benim anlattıklarıma sadece fotoğraf kareleri ve
yukarıdaki şahit olur ancak.
Zaman
tünelinde o kadar hızlı yaşamışım ki, evdeki resimlerim
yüzbinlerce nedensizce.Kimisine ve yaşıtlarına göre
olağan üstü geçirmişim zamanlarımı, saatlerimi.Kimisine
göre ünlüden daha ünlü , ünsüzden daha ünsüz işte.
Varlığımı ve beynimi nasıl bir harekete daldırdım öyle
bilmiyorum ama bildiğim tek şey kendimi nasıl bu kadar
hazır hissetmemle alakalı galiba.Bir anda hayatımdaki
bir boş geçen özel üç senenin sonuna fırtınalar
estirerek de oturmadı hani. Doğruya doğru.
Birden
sessizce kendini belli etti ve red cevabını aldı ama
sonrasında galiba aklımda kaldı. Kalmasaydı bu raddeye
gelmezdi de. Tutkulu olmaya başladığı ve ilk defa yedi
gün üst üste görüşme arzusu tanımaya yetmedi tabi ki ama
ilk kez radikal kararlar almamı sağlamaya çalıştı,
sağladı da yalan olmasın.
Gerçi
ben radikal kararlar almayı kendi adına seven biri
olmasam da sanırım artık öyleyim. Bana sahip olma gücünü
yakalamışken bırakacak gücü yok. Lakin o kadar ayrı
dünyaların insanlarıyız ki nasıl kesişti bu yollarımız
bilemiyorum.
Bunu da
yaşamak varmış galiba bedende. Ben kimsenin ahını
almadım sanıyordum her anlamda.Ama hayatımda kara
bulutların geçtiği,düşman sayımın gün geçtikçe arttığı
bir zaman diliminde birden karşıma çıkması, denize düşen
yılana sarılır misali gibi oldu.
Ben
artık peşinden koşmayı düşünmekten ziyade ilgiye muhtaç
gibi görünsem de gerçek öyle değilmiş anladım sevgiyi.
Kendi kendime çok yettim. Ama uzun zaman olmuştu
satırları okumayalı, aşık olmayalı ve yazı yazmayalı.
Kime
kızayım tabiki kendi kendime. İşlerim güçlerim maddi
zarar vermekten ve ailemi çok çok yormaktan başka ne işe
yaradı ki. Soruyorum canla başla çalıştım da ne oldu?
Bitmek bilmeyen içimde durmayan bir heyecanım vardı da
ne oldu? Oldu da olan birden neler sönüverdi?
Kimin
heyecanını öldürdüler? Ayağa kaldıracak kadar , önümde
düğme ilikletecek kadar da yaşamayı gördük.
Mütevazılığım ya da çok iyi niyetim. Sebep bu olmalı.
Ticaret iyi niyetli düşünmemeyi öğretti sonunda.
Hayatımın son dönemleri son yoğun geçen iki
ayı,gecelerin içinde olmamı sağladı sadece. Çok
isteyerek ve can atarak değil. Mecburiyetten olan oldu
gecelerde. Geceye teslim değildim ama gece insanı öyle
bir avuçlarına alıyormuş ki çok çok sağlamsan korkma.
Ama ya
değilsen senin vay haline işte. Çok yuvalar söndürür,
çok canlar yakar ve seni hayata karşı da bir sıfır
mağlup eder. Ya vezirsin ya da rezil. Bense ne vezir ne
rezil. Çok şükür kendi kabuğunda, kendi tayfasında ve
kendi işinde biri.
En son
bulunduğum ve çok sevdiğim işimden bile ayrılışım kendi
ellerimle olmadı mı? Oda bir kenara yapmak
istediklerimin çok üstünde şeyler yaptım,yaptım ama hep
çok çok istediklerimi asla yapamadım hep olmadı.
Olmasını
bekleyecek kadar sabrım yok belki. Bunun nedenini
araştırmaya korktum.Tek olmaya mahkummuşum gibi oldum
uzun yıllar. Ve korkularım büyüledi gizemini içime.
Diğerlerinden neydi farkım, yaralamaya kalktığım bir
hikâyemi sancısını çektiklerim.
Acı
gülerken gözlerime bense tebessümü bırakmadım her
seferinde.İnsansan yapman gereken çok şeylerin olmalı.
Çok çalışmalı ve çok istemelisin galiba. Öyle
istemelisin ki senin olana kadar direnmeli ve
bıkmamalı.İşte bugüne vardıysa beklentilerim, yokluğunun
içinde barındıysa varlığım bir nedeni var yaşananların
ve yaşattıklarının.
Sorunsuzluğunu aşamadığın an ya da ben buyum dediğin an
bitersin.Bu tehlike ile yaşamıyorum işte.Ben varlığına
sahip çıkma telaşı içindeyim yine…
“Anlamını anlamaya
çalıştığım bu hayatta bir adım atıp düşmekten ve
açıkçası yanlış yapmaktan korkuyorum.Korkuyorum ama
aması artık korkmamalı…”
Sevgiyle
|