|
Bu
bir miting sloganı idi.29 Nisan 2007 Pazar günü,
Çağlayan Meydanı’na dökülen, yüz binleri aşıp milyonlara
varan yurttaşımızın haykırışları arasında yükselen bir
slogan.Ellerinde pankartlar, pankartlarda ne
yazılar…Dillerinde sloganlar, sloganlarda ne mesajlar…
Bütün bunlar, vatandaşın, söylenen hiçbir şeye tepkisiz
kalmadığının, her şeyin şifresini çok iyi çözdüğünün,
satır aralarını çok iyi okuduğunun açık bir nişanesi
olarak bazılarına kapak oldu.
Zaten, o bazılarının da gerçeği görebilmeleri için,
bütün milletin aynı anda sokağa dökülmesinden başka da
çare kalmamıştı.
Mitingde,”Kadınların Zaferi” daha ön plana çıkmış olsa
da, kadın, erkek, çoluk, çocuk, yaşlı, genç tüm
yurttaşlar adeta “Yekvücut” olmuştu.
İşte
budur “sine-i millet”.
Sandığa giderayak çok sık kullanmaya (yine) başladıkları
sine-i millet, sinesinde yatanı; bayrağını, toprağını,
ilkesini, devrimini, ATA’ sını sinesine sarmış,
meydanlara öyle koşmuştu.
Bütün bu olaylar neyin sonucu olarak gelişti ?
Koskoca bir yıl boyunca “aday açıklamama” taktikleri,
buna cevap olabilir mi?.Yoksa daha derinlerde bir yerde
başka şeyler mi var?
Her
ne olduysa oldu.Sonuç: “Ülkeye bir ‘muhtıra’ yaşatıldı”.
Böylece, bütün dünyada, Türkiye’de hala demokrasinin tam
olarak oturtulamadığı imajının altı bir kere daha
çizildi.
Bunun sonucu olarak da, AB üyeliği iyice tehlikeye
girdi.
İçte
ortam iyice gerildi.
Piyasalar alt üst oldu.
Mitingin sonuçlarını ise, çok iyi ve akıllıca okumak
gerekiyor.
Sırada İzmir Mitingi de var.
Bütün gözler ise şu aşamada Anayasa Mahkemesi’nin
vereceği kararda.
Olacak her şey milletimiz için en hayırlı şekilde
tecelli etsin İnşallah.
Ortaya çıkan en önemli gerçek şu ki; Bu saatten sonra,
Türkiye’de sivil toplum asla susmaz.
Bu
anlamda gereken mesaj verilmiştir de, acaba alınmış
mıdır?
Zira
, pankartlardan bazılarında çok ustalıkla ve incelikle
tasarlanmış olarak;”Bin’Dirilmiş’ Kıtalar” mesajı, adeta
bir “DİRİLİŞ “ haykırışıydı.
Sandık heyecanı da iyice yaklaştı.Muhtemelen Ağustos,
seçim ayı olacak.Merkez sağda ve merkez solda,
partilerin birleşmesi olasılıkları yönündeki düşünceler
de hız kazanıyor.Çok farklı,sürpriz sonuçlar da
çıkabilir.(Hatta,” şimdiye kadar hiç denemedik, bir de
bunu deneyelim bakalım” diye Genç Parti’yi düşünenler de
konuşmaya başladılar.Çarşıda, pazarda, takside vb. her
yerde bunlar konuşuluyor.Ve, bu Genç Parti durumu
da,sandık aritmetiğini etkileyebilir.)
Bu
arada, CHP lideri olarak, Sayın Deniz Baykal’ın, bir
düğüne katılmak üzere İstanbul’da olup da,bu mitinge
katılmaması, tepkilere neden oldu.Böyle bir mitingin de
körüklediği bir atmosferle, sandıkta yüzünün gülmesi çok
kuvvetle muhtemel iken, o da bu “halkla
ilişkiler”taktiğini iyi kuramadı.Üstelik, İstanbul’da
işi olmasaydı bile, bu miting için özel olarak
gelmeliydi.
İlk
kez bu kadar büyük bir kitle,olaysız bir şekilde
yürümüştür.Bu çok büyük bir başarıdır.
Şimdi bir de olayların odak noktasına oturan “DARBE”
olayı var.Zira, muhtıra yeteri kadar hezeyana neden
oldu.
Şunun unutulmaması gerekir ki; bugün bütün siyasi
partiler, varlıklarını, “DEMOKRATİK PARLAMENTER REJİM” e
borçludur.Ve, parlamenter sisteme yönelik en büyük
tehdit de:DARBE’dir.
Aslında, arka arkaya gelen bu tarihi mitingleri iyi
okuyabilenler için,asıl darbe, işte bu “SİVİL DARBE”
dir.
Cumhuriyet Tarihi’nin en büyük mitingleri olarak tarih
sayfalarında yerini alan iki önemli gün yaşanmış,
gelemeyenler gelenlerden daha çok, alanlara kalpleriyle
dökülmüşlerdir.Ve,bir üçüncü miting olarak İzmir Mitingi
de sıradadır.Sadece İstanbul, Ankara, İzmir değil bütün
Türkiye “TEK BİR NABIZ OLARAK” atmaktadır.
Değinmek istediğimiz ilginç bir gelişme de şudur:
Yaşanan seçim atmosferi içerisinde, “Türk Siyaset
Tarihi”nde yerini alacak en önemli hadise;Sayın Mehmet
Ağar’ın “BEN BÖYLE BÜRÜTÜS GÖRMEDİM” diyerek özetlediği
traji komik durumdur.Zira, artık bu duruma bendeniz
müsaade ederseniz,Türk Siyaset Tarihi’nin “BRÜTÜS
VAK’ASI” diyeceğim.
Oylamadan bir saat önce,DYP grubunun yaptığı basın
toplantısında, grubuyla beraber yer alan Sayın Ümmet
Kandoğan ve Sayın Mehmet Eraslan ,bütün herkesin,
özellikle de Sayın Mehmet Ağar’ın şaşkınlıkla dolu
bakışları eşliğinde,mecliste söz hakkı istedi ve
yaptığı konuşmasında,”demokratik hakkını kullanacağını
ve oylamaya katılacağını” belirtmesi ile AKP grubundan
sıkı bir alkış aldı.
Ancak,DYP’nin zaten topu topu dört olan milletvekili
sayısı bir anda ikiye iniverdi.E zaten biri de Sayın
Başkan derken,geriye bir tek yol arkadaşı kaldı.DYP
grubunun bu birbirine güvenmeyen tavrı, bu
Cumhurbaşkanlığı seçimleri vesilesiyle açığa çıkmış
oldu.
Sayın Mehmet Ağar, bu olay karşısında;”Aldatan hiç
olmadım,Aldanan olmak ise önemli bir şey değildir”
diyerek son noktayı koydu.
Velhasıl,bu Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden en zararlı
çıkan,durduğu yerde DYP oldu.
Neyse ki,Tecrübeli siyasetçi Sayın İnal Batu,dün DYP’ye
geçme kararı aldı da DYP biraz ferahladı.Ancak Sayın
Batu,CHP milletvekili olduğu için, bu sefer de bu
kanadın tepkisini çekti.”Yahu insan soldan sağa nasıl
kayar,kaysa kaysa kendi siyasi tandansı içinde
kayar”söylemlerine bakmadan,DYP rozetini Sayın Ağar,
Sayın Batu’nun yakasına iğneleyiverdi.Hayırlı olsun.
Bu
da bize gösteriyor ki,”Partilerdeki Çözülmeler İşmara
Bakıyormuş”.Zira,AKP ve CHP’den de istifalar var.
Bu
arada bizlere tebessüm ettiren diğer bir siyasi mizah
olayı da Sayın Hüsamettin Cindoruk’un;”Çok darbeler
gördüm, televizyonlardan ve radyolardan ilan edilen
ihtilaller, okunan muhtıralar gördüm.Ancak,hayatımda ilk
defa,internetten bir muhtıra verildiğini görüyorum.Artık
buna,toplum olarak,”e-muhtıra” diyelim, şeklindeki
açıklamaları herkesi güldürdü.
Bu
vesile ile, bu muhtıra da bir “e-muhtıra” olarak tarihe
geçmiş oldu.Eeee,ne de olsa teknoloji artık hayatımızın
bütün alanlarına girmiştir sevgili dostlar.
Şu
birkaç gün içerisinde siyaset sahnesinde ne çok gelişme
oldu değil mi?
Rahmetlik anneannem anlatırdı.12 Eylül 1980 ihtilalinden
sonra,Sayın Hasan Mutlucan ne zaman televizyona
çıksa,karakola telefon ederlermiş, “Polis Bey Oğlum
İhtilal mi Oldu?” diye sorarlarmış.Şimdi biz de elimizde
kumanda,Kral TV’de “Yine de Şahlanıyor Aman…”
türküsünün,artık modernize edilmiş rap versiyonu falan
var mı diye,merakla zaplıyoruz.Aman yüreğimiz ağzımıza
gelmesin de!!!
Herkese sevgi ve saygılarımla,
|