|
Kısa bir süre önce dünya bilgisayar devi Bill Gates,
kazandıklarının bir bölümüyle, önemli sosyal projelere
imza atacaklarını açıkladı.”Kapitalizmi sadece
zenginlere değil, yoksullara da hizmet eder bir hale
getirmeliyiz” dedi.Bu açıklama, ekonomi çevrelerinde
geniş yankı bularak, Davos’ta yapılan “Davos 2008
Ekonomi Forumu” na kadar yansıdı.
Peki, söz konusu insancıl kapitalizm mümkün mü?
Kapitalizm, insanları çarklarının arasında bu denli
ezerken ve de bununla beslenirken, ve hatta artık
dünyada, kapitalizmin aldığı boyut, “VAHŞİ KAPİTALİZM”
halini almışken, gerçekten de işin içine insancıllığı
katmak ne kadar mümkün?
Dünya liderleri, her yıl bir araya geliyor, dünya
çapında yaşanan krizleri ve bunlara uygulanacak
reçeteleri tartışıyorlar.Bir yıl daha geçiyor…ve yine
aynı liderler, aynı çözümsüz konular için tekrar
toplanıp çareler arıyor.Elbette ki söylemek kolay ancak
söylenenleri yapmak daha zor.
Sorunlar bu kadar uluslar arası boyutta olunca,
ortaklaşa çözümler de o denli zor oluyor.Ortak uluslar
arası antlaşmalar gerekiyor.Buna en canlı örnek, küresel
ısınma.Bunu tek bir ülkenin kendi başına çözemeyeceği
ortada.Tek başına ABD, tek başına Çin veya tek başına
Almanya çözemez.Toplu halde uygulanacak çözümler
gerekiyor ve tabii bir de bunların antlaşmalarla
bağlanması.
İşte dünya çapındaki ekonomik krizler de bunun gibi,
toplu halde bir işbirliğini gerektiriyor.
İşte bu sene Davos’ta dünyanın içinde bulunduğu “gelir
dağılımı adaletsizliğine” ve de “ kapitalizmin çözümsüz
kaldığı – ihmal ettiği- doğası gereği öyle olmaya mecbur
olarak gelişen – işin insancıl boyutunu onarmaya yönelik
bir takım fikirler ortaya atıldı.
Bu konuya parmak basan ve Davos’ta konuşulmasına kadar
uzanan yolu açan kişinin, yine kapitalist dünyanın
önemli sembolleriyle özdeşleşmiş bir isim, yani Bill
Gates olması da apayrı bir ironidir.
Davos’ta; kapitalizmin inancıl kısmının , Dünya Bankası
ve de IMF gibi uluslar arası finans kurumları ile
olmadığına , yeni bir sisteme hem de acilen ihtiyaç
olduğuna dair görüşler sesleri giderek yükselerek yer
buldu.
Denildi ki, bu büyük kurumlar, zengin ülkeleri hiçbir
zaman kendi içlerine sokmadılar.Hep az gelişmiş
ülkelerle çalıştılar.Ve şimdi de dünya çapında bir
finansal krizle karşı karşıya olduğumuza göre, zengin
ülkeleri de işin içine sokmanın zamanıdır.Artık, zengin
ülkelerle de dünyanın ortak çıkarları için
konuşulmasının zamanıdır.
Gerçi, krizin bu boyutlara gelmesinde, uygulanan
politikalar ve kısa vadeli yaklaşımlar rol oynadı.
Bilindiği gibi, bir dönem Ekonomiden Sorumlu Devlet
Bakanı’mız olan Kemal Derviş, değerli bir ekonomisttir
ve şu sırada da Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı
Başkanı olarak çalışmaktadır.
Kemal Derviş, Davos’ta, çok çarpıcı açıklamalarda
bulundu”Sermayenin değil, insanlığın hakim olduğu bir
toplum modeline inanıyorum” dedi.Dünya çapındaki krizin,
Türkiye’yi etkileyen durumuyla ilgili olarak :
“Krizin bundan sonra alacağı boyut, ABD, Japonya ve
Avrupa Birliği ülkelerinin uygulayacağı politikalara
bağlı.Türkiye, kendi kurumlarını güçlendirmeye
bakmalıdır.Her ne kadar cari açığımız büyükse de şu anda
rezervlerimiz sağlam.Mali disiplin, bu gibi hallerde
panzehirdir.Ancak, cari açık bu kadar büyük olursa, mali
disiplinin sınırlarını fazla zorlamak da kırılgan
olur.Açığı kapatmaya çalışmak ise, dışarıdan gelecek
sert rüzgarlara karşı korur” şeklinde bir yorum yaptı.
Kapitalizmin adeta kült bir kavram haline geldiği ABD’de
işsizlik patlaması yaşanıyor, çoğu yerde çalışma
koşulları kötü. Avrupa’nın orta yerinde, Fransa’da, grev
yapan demiryolu işçileri, 1000 euroluk bir emekli aylığı
için mücadele veriyor.
İşte bu ters giden düzeni değiştirmek için, bugün dünya
piyasasındaki bu kriz belki de insanlığı bir nebze olsun
harekete geçirebilir.
Zira, Davos, fakir ülkelerin toplandığı bir zirve
değil.Bu sorunların çözümü, meclislerde, demokratik
platformlarda, seçimlerde olacak
Kapitalist sistemin kalesi durumunda olan ABD’nin
kuruluş tarihine baktığımızda, bugün gelinen noktanın
temelinde, Kızılderili ve Zenci halklarının kanı ve teri
olduğunu biliyoruz.
Kapitalizm, “insan için midir?” yoksa “insana rağmen
midir?” sorunsalı, yıllardır aydınların makalelerine
konu olan konulardı.Ancak, dünya çapında yaşanan
krizlerin, insanlığı getirdiği son nokta, artık bu
kavramların geniş finans çevreleri tarafından yüksek
sesle konuşulacak hale gelmesine sebep olmuştur.
Tarihin geldiği nokta, içinde insan unsuru olmayan
hiçbir sistemin fazla hayat bulamayacağı ve eninde
sonunda iflas etmeye mahkum olacağını insan oğluna
öğretmiştir.
Bu gün Davos’ta, dünya liderlerinin işaret ettiği ve
acilen ihtiyaç duyulan yeni sistem arayışı, bir an önce
karara bağlanmalıdır.Zira, artık zengin ülkeler için
bile tehlike çanları çoktan çalmaya başlamıştır.
Bundan sonraki dileğimiz, artık fazla geç kalınmadan,
insanlığın topyekün bir uyanış ve toparlanma içerisine
girmesi olacaktır.
PINAR ALTINOK
|