.

 

.

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

 

 İNSANCIL KAPİTALİZM ! ! !
.

Kısa bir süre önce dünya bilgisayar devi Bill Gates, kazandıklarının bir bölümüyle, önemli sosyal projelere imza atacaklarını açıkladı.”Kapitalizmi sadece zenginlere değil, yoksullara da hizmet eder bir hale getirmeliyiz” dedi.Bu açıklama, ekonomi çevrelerinde geniş yankı bularak, Davos’ta yapılan “Davos 2008 Ekonomi Forumu” na kadar yansıdı.

 

Peki, söz konusu insancıl kapitalizm mümkün mü? Kapitalizm, insanları çarklarının arasında bu denli ezerken ve de bununla beslenirken, ve hatta artık dünyada, kapitalizmin aldığı boyut, “VAHŞİ KAPİTALİZM” halini almışken, gerçekten de işin içine insancıllığı katmak ne kadar mümkün?

 

Dünya liderleri, her yıl bir araya geliyor, dünya çapında yaşanan krizleri ve bunlara uygulanacak reçeteleri tartışıyorlar.Bir yıl daha geçiyor…ve yine aynı liderler, aynı çözümsüz konular için tekrar toplanıp çareler arıyor.Elbette ki söylemek kolay ancak söylenenleri yapmak daha zor.

 

Sorunlar bu kadar uluslar arası boyutta olunca, ortaklaşa çözümler de o denli zor oluyor.Ortak uluslar arası antlaşmalar gerekiyor.Buna en canlı örnek, küresel ısınma.Bunu tek bir ülkenin kendi başına çözemeyeceği ortada.Tek başına ABD, tek başına Çin veya tek başına Almanya çözemez.Toplu halde uygulanacak çözümler gerekiyor ve tabii bir de bunların antlaşmalarla bağlanması.

 

İşte dünya çapındaki ekonomik krizler de bunun gibi, toplu halde bir işbirliğini gerektiriyor.

 

İşte bu sene Davos’ta dünyanın içinde bulunduğu “gelir dağılımı adaletsizliğine” ve de “ kapitalizmin çözümsüz kaldığı – ihmal ettiği- doğası gereği öyle olmaya mecbur olarak gelişen – işin insancıl boyutunu onarmaya yönelik bir takım fikirler ortaya atıldı.

 

Bu konuya parmak basan ve Davos’ta konuşulmasına kadar uzanan yolu açan kişinin, yine kapitalist dünyanın önemli sembolleriyle özdeşleşmiş bir isim, yani Bill Gates olması da apayrı bir ironidir.

 

Davos’ta; kapitalizmin inancıl kısmının , Dünya Bankası ve de IMF gibi uluslar arası finans kurumları ile olmadığına , yeni bir sisteme hem de acilen ihtiyaç olduğuna dair görüşler sesleri giderek yükselerek yer buldu.

 

Denildi ki, bu büyük kurumlar, zengin ülkeleri hiçbir zaman kendi içlerine sokmadılar.Hep az gelişmiş ülkelerle çalıştılar.Ve şimdi de dünya çapında bir finansal krizle karşı karşıya olduğumuza göre, zengin ülkeleri de işin içine sokmanın zamanıdır.Artık, zengin ülkelerle de dünyanın ortak çıkarları için konuşulmasının zamanıdır.

 

Gerçi, krizin bu boyutlara gelmesinde, uygulanan politikalar ve kısa vadeli yaklaşımlar rol oynadı.

 

Bilindiği gibi, bir dönem Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı’mız olan Kemal Derviş, değerli bir ekonomisttir ve şu sırada da Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Başkanı olarak çalışmaktadır.

Kemal Derviş, Davos’ta, çok çarpıcı açıklamalarda bulundu”Sermayenin değil, insanlığın hakim olduğu bir toplum modeline inanıyorum” dedi.Dünya çapındaki krizin, Türkiye’yi etkileyen durumuyla ilgili olarak :

 

“Krizin bundan sonra alacağı boyut, ABD, Japonya ve Avrupa Birliği ülkelerinin uygulayacağı politikalara bağlı.Türkiye, kendi kurumlarını güçlendirmeye bakmalıdır.Her ne kadar cari açığımız büyükse de şu anda rezervlerimiz sağlam.Mali disiplin, bu gibi hallerde panzehirdir.Ancak, cari açık bu kadar büyük olursa, mali disiplinin sınırlarını fazla zorlamak da kırılgan olur.Açığı kapatmaya çalışmak ise, dışarıdan gelecek sert rüzgarlara karşı korur” şeklinde bir yorum yaptı.

 

Kapitalizmin adeta kült bir kavram haline geldiği ABD’de işsizlik patlaması yaşanıyor, çoğu yerde çalışma koşulları kötü. Avrupa’nın orta yerinde, Fransa’da, grev yapan demiryolu işçileri, 1000 euroluk bir emekli aylığı için mücadele veriyor.

 

İşte bu ters giden düzeni değiştirmek için, bugün dünya piyasasındaki bu kriz belki de insanlığı bir nebze olsun  harekete geçirebilir.

 

Zira, Davos, fakir ülkelerin toplandığı bir zirve değil.Bu sorunların çözümü, meclislerde, demokratik platformlarda, seçimlerde olacak

 

Kapitalist sistemin kalesi durumunda olan ABD’nin kuruluş tarihine baktığımızda, bugün gelinen noktanın temelinde, Kızılderili ve Zenci halklarının kanı ve teri olduğunu biliyoruz.

 

Kapitalizm, “insan için midir?” yoksa “insana rağmen midir?” sorunsalı, yıllardır aydınların makalelerine konu olan konulardı.Ancak, dünya çapında yaşanan krizlerin, insanlığı getirdiği son nokta, artık bu kavramların geniş finans çevreleri tarafından yüksek sesle konuşulacak hale gelmesine sebep olmuştur.

 

Tarihin geldiği nokta, içinde insan unsuru olmayan hiçbir sistemin fazla hayat bulamayacağı ve eninde sonunda iflas etmeye mahkum olacağını insan oğluna öğretmiştir.

 

Bu gün Davos’ta, dünya liderlerinin işaret ettiği ve acilen ihtiyaç duyulan yeni sistem arayışı, bir an önce karara bağlanmalıdır.Zira, artık zengin ülkeler için bile tehlike çanları çoktan çalmaya başlamıştır.

 

Bundan sonraki dileğimiz, artık fazla geç kalınmadan, insanlığın topyekün bir uyanış ve toparlanma içerisine girmesi olacaktır.
 

PINAR ALTINOK
.

.
.
.

.

.

.

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

.