.

 

.

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

 

 Alttan Sulama Üstten Budama
.

Savaş çıktı çıkacak…Ortalık gergin…

 

Gönüllüler askere yazılmaya çoktan başladı…

İyi de, vatandaş o asil vatansever ruhuyla yüce gönüllü davranışını, göğsündeki iman kuvvetini orta yere koyarken, “Merkez-i Hükümet” neden aynı basireti ve çevik karar verme yeteneğini gösteremiyor?

 

SEBEP : EKONOMİK

 

E ekonomi doktoruyuz ya, ilk refleksimiz olayları ekonomi bakış açısıyla değerlendirmek tabii.Ama gerçeğin sesi de bunun aynısını söylüyor.

 

Nasıl mı? İşte böyle :

 

Türkiye ekonomisinin orta-yakın tarihinde, büyük ve önemli bir devalüasyon yaşanmıştır ; Meşhur 1946 devalüasyonu.

 

Bu dönemde, Türkiye, o zamanki dünya sahnesinde, ABD sistemine daha da yaklaşmış (- yakınlaşmış + yakınlaştırılmış oldu).

 

O zamanki SSCB’ye karşı kutup olan ABD, “TRUMAN DOKTRİNİ” olarak bilinen kapsamda, Türkiye’ye 100 milyon dolar yardım kararı aldı.

 

Ve o zaman, Türkiye’nin ekonomik olarak kalkınmasının, ABD’ye “iyice” dayanması gerektiğine dair konuşmaların yaygın kanı olduğu muhakkaktır.

 

Daha sonra 1947’de, “MARSHALL PLANI” ortaya geldi.Üstelik ne acı ki, Marshall Planı, sadece Türkiye’ye değil, pek çok ülkeye yardım şeklinde uygulandı.

 

Ancak, en az yardımı alan ülke Türkiye olmasına rağmen, sadece Türkiye almış gibi hala konuşulur. Üstelik yardım dedikleri de,”Kaşığıyla Verip Sapıyla Çıkarmak” şeklindedir.

 

Adı yardımdır. Ama ABD aslında, ”Tonton Noel Baba” kılığında, elindeki şekerle kandırıp, iliğimizi kemiğimizi sömürmek için derin bir neşter daha vurmuştur.

 

1951’de Türkiye’nin NATO’ya girişi gerçekleşti.Kore Savaşı ve SSCB’nin gücünü giderek arttırması ile, Türkiye, oradaki stratejik önemine binaen NATO’ya girdi.

 

1954’de Türkiye, ABD’den 300 milyon dolarlık bir yardım talep etti.ABD: ”Olur vereyim ama devalüasyon yap” demek suretiyle şart koşunca, ABD’nin istediği devalüasyon yapıldı, üstüne bir de “promosyon” olarak, topraklarımızda füze konuşlanması da dahil her türlü izini de verdi.

 

Ama, ABD “NANİK” yaparak, bize sadece 30 milyon dolar verdi.Ve o zaman İsrail’in faydasına dokunacak her işte ABD, Türkiye’deki üsleri kullandı.

 

1960’lar, 1970’ler, 1980’ler, her on yılda bir ihtilaller, askeri darbeler, muhtıralarla geçerken, devalüasyonlar, kıtlık, işsizlik… velhasıl “Sanayileşememiş, Kalkınamamış, Sosyal ve Ekonomik Olarak da İstikrarı Sağlayamamış Bir Türkiye” ortaya çıktı.

 

24 Ocak 1980 Ekonomik Kararları ise başlı başına bir inceleme konusudur.Meşhur, “70 cent’e muhtaç Türkiye’nin, bir yönüyle-mecburen-mecburiyetten- içler acısı , haraç mezat satış fermanı” olarak da değerlendirilebilir.İmza yine ABD elbette.

 

1997 yılında, ABD Başkanı Clinton’un bizzat açıkladığı “Yeni Yüzyıl İçin Ulusal Strateji Belgesi” aynen şöyle diyor:

 

“Petrol rezervi ile Hazar Denizi bölgesi, Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan, Kafkasya, İran, Kuzey Irak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu. Bu bölge, dünyanın artan enerji ihtiyacını karşılamada, önemli bir adaydır.Kendi kaynaklarımız tükeneceğinden, bu bölgedeki kaynaklara ulaşmak, ABD’nin yaşamsal çıkarlarından biridir.”

 

BUYRUN BURDAN YAKIN !!!

 

Bir de meşhur BRÜKSEL ZİRVESİ SONUÇ BİLDİRGESİ’ne bakalım:

 

“MADDE: 23 ;…müzakerelerin yalnız Türkiye’yle değil, diğer devletlerle de yapılabileceğini… Müzakereler sırasında Türkiye, yeni birkaç devlete bölünürse veya güneydoğu bölgesinde bir kürt devleti kurulursa, yeni bir karara gerek olmaksızın onlarla da müzakere yapılacağına...”

 

BUYRUN BURDAN DA YAKIN !!!

YAZIKLAR OLSUN !!!

BİR DE BUNLARI ALENEN YAYINLIYORLAR !!! UMUMA AÇIK RAPORLAR BUNLAR; HİÇ KİMSE GÖRMÜYOR MU ? OKUMUYOR MU?

 

Ta ki, onca vatan evladı şehit olunca mı farkına varıyorsunuz dünyanın ?

 

UYAN EY MİLLETİM UYAN !!!

 

Burada izninizle bir parantez açmak isterim.Şöyle ki :

 

Efendim benim Üniversite’de pek muhterem bir hocam vardı…1950’li yıllarda, üniversite’ye Amerika’dan bir heyet geldiğini ve oradaki uzmanlarla  bir sohbet gerçekleştirdiğini söylemişti.Sohbet şöyle gelişmiş.

 

Amerika’lı uzmanlar demiş ki,Bizim Türkiye gibi az gelişmiş ülkelere uyguladığımız politika “ALTTAN SULAMA, ÜSTTEN BUDAMA” modeli şeklinde ilerler . O ne demek demiş bizim hocamız. Amerikalı cevap vermiş: Efendim, önce biraz yardım edeceksin…Basacaksın içeriye sıcak parayı (Thruman ve Marshall gibi), millet biraz rahatlayacak…Ondan sonra bu rahatlığın etkisiyle millette bir kıpırdanma, eğitime, defter, kitaba, sinemaya, tiyatroya, aydınlanmaya doğru bir kıpırtı başlar… Okuyup aydınlandıkça millet sokaklara dökülür… Sisteme karşı sorgulamalar, isyanlar, itirazlar başlar… İşte tam o zaman başlayacaksın üstten budamaya… Hemen kredi musluklarını kapatacaksın yalnız tek başına bu yetmez…olayın bir de sosyolojik boyutunu ele alacaksın…Hemen bir nifak milletin arasına , ayırımcılık, bölücülük, Türkiye gibi Akdeniz ülkeleri ateşlidir zaten…onlar hemen dökülür sokaklara…bu vesileyle ufak da olsa kafayı kaldıran yeni yeşermeye başlayan kalkınma filizlerini budarsın gider…Baktın millet tahammül edemiyor, işler sınıra dayandı…Sulayıver alttan birazcık daha…Sonra tekrar aynı…Hiç şaşmaz hocam bu formül…

 

İşte böyle sevgili TÜRKHABERLER okuyucuları.

 

IMF, Dünya Bankası gibi uluslar arası kredi kuruluşları, ABD’yi ve diğer gelişmiş ülkeleri de arkasına alarak,Türkiye’yi çoktan  “EKONOMİK OLARAK İŞGAL ETMİŞTİR”.

 

KURTULUŞ SAVAŞI’NDA ALDIKLARI KUYRUK ACISINI UNUTAMADIKLARI BESBELLİ  DE, SAVAŞ TAKTİKLERİ SÜNGÜYLE, TÜFEKLE, KAS GÜCÜYLE DEĞİL…İŞTE BÖYLE ARKADAN VURMAYA YÖNELİK OLARAK BELİRLENMİŞ…

 

Dünya da, özellikle 20.yüzyılın ikinci yarısında, sıcak savaş kadar-belki de daha çok- soğuk savaş taktikleri ön planda rol oynamıştır…Bu bir stratejidir…Türkiye, işte bu soğuk savaş kapsamında ekonomik olarak işgal edilmiştir. (Kültürel olarak da…)

 

İşte böyle sevgili okuyucularım…Memlekette bu kadar vatan evladı şehit gider… Ve siz “inisiyatif kullanamazsınız”...

 

Halkınız sokaklara dökülür, ama siz şöyle güldür güldür “Dünya Siyaset Sahnesi’ne” dökülemezsiniz…Boynunuza “BUKAĞI” ekonomik yaptırım olarak geçirilmiştir bir kere.

 

Bütün kredi musluklarını keserlermiş savaş olursa, ve ambargo koyarlarmış her şeyimize iğneden ipliğe… Savaş olmasın tabii, elbette ki olmasın… Ama daha fazla kaşınırlarsa gidelim efeler gibi kaşıyalım abicim… İki saatlik işleri var fazla değil…

 

Ben şahsen birey olarak razıyım aç kalmaya da, her türlü fedakarlığa da hazırım.Benim gibi bütün milletimiz de razıdır ve hazırdır.Evelallah toparlanır, tekrar kalkınırız elbet…İstedikleri ambargoyu koysunlar.

 

YETER Kİ ANALARIN GÖZ YAŞLARI DİNSİN, ARTIK DAHA FAZLA ŞEHİT GİTMESİN HAİN SALDIRILARDA.

 

“KURTULUŞ SAVAŞI RUHU, ZATEN GENETİK YAPIMIZA NAKIŞ NAKIŞ İŞLENMİŞ ALLAH’A ŞÜKÜR”.

 

İyi de, tekrar aynı kalkınma hamlesini başlatmak istesek, aynı ruhla kitleleri, milyonları, bütün bir ulusu kendisine bağlı kılacak, etrafında topyekün, tekvücut olunacak, inanılacak- tereddütsüz bağlanılacak- o lider nerede ?

 

Ha işte O’nu YÜCE RABB’im bir kere verdi ve BÜYÜK TÜRK MİLLET’ne layık gördü YARATTIĞI bu müstesna insanı.

 

Mustafa Kemal ATATÜRK, “az zamanda çok ve büyük işler yaptı”.Ama, 10 Kasım 1938’den sonra, “çok zamanda hiçbir iş yapamadılar”.

 

Ülkeyi AMERİKAN MANDASI’na geri döndürmekten başka…(Bu meyanda “Manda Kabul Olunamaz” diyerek Sivas Kongresi’nde alınan karara uygun olarak bağımsızlık uğruna canını veren aziz şehitlerimizin ruhları şad olsun !!! )

 

İşte şimdi, 1934’de kendilerine- pek çok Avrupa ülkesinden çok çok önce – seçme ve seçilme hakkı verilen kadınlarımız, ATATÜRK’ümüzün bu hediyesinin vecibelerini layıkıyla taşımalıdır…Öyle sabahtan başlayarak sözüm ona kadın programlarının içi boş polemikleriyle oyalanıp uyuşturulmaya, 24 saat üç vardiya mesai yapmaya devam edenlere NE BEİS !!! Nasıl olsa memlekette her şey yolunda !!!

 

Ama bu milletin bütün vatandaşları uyanık olmaya mecburdur.

 

Biz, cephede mermisi donmasın diye top mermisinin üzerine kendi vücudunu ve altı aylık bebeğini sararak sabaha karşı donarak bebeğiyle birlikte şehit olan, ama o mermiyi canı pahasına dondurmamayı ve düşmana atılmasını sağlayan şanlı ŞERİFE BACI’ların ruhunu tekrar bu millette canlandırmaya mecburuz. 

BÜTÜN SAVAŞLARI KAZANACAK RUH, ZATEN BU RUHTUR.

 

ULU ÖNDER ATATÜRK’ÜMÜZÜN VE AZİZ SİLAH ARKADAŞLARININ VE KAHRAMAN ŞEHİTLERİMİZİN “HEDİYE ETTİĞİ” KUTSAL CUMHURİYET BAYRAMI’MIZ KUTLU OLSUN !!!

 

HEPİMİZ BU DAVANIN ARKASINDAYIZ !!!

 

 

HEPİMİZ “GÖNÜLLÜ ASKERİZ”, “PARALI ASKER DEĞİL” !!!

 

Sevgi ve saygılarımı sunuyorum efendim.
.
.
.
.

.

.

.

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

.