.

 

.

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

 

 Gözlere TV Sokmuştu ya...
.

Eveeet, Cumhuriyet tarihimizde “BEBEK DAVASI” olarak anılan, Başbakan Menderes’in kasasından don, jartiyer, porno fotoğraflar çıkartan hokkabazlı – mokkabazlı en çok konuşulan adli oyundan tam 28 yıl sonra bir yenisini “dalga-dulga” yaşıyoruz…

*

Biz bu kafada gidersek bu dava da bir 30 yıl konuşulur, yenisi yaratılır (İnşallah)

*

Dün de yeni kahramanlar girdi ERGENEKON sahnesine.

Sahnedeki Tuncay sayımız iki oldu. Bunları birbirine karıştırmamak için tarihçiler;

Haham ve de homo Tuncay… (Güney)

Vatandaşın gözüne tv sokan Tuncay… (Özkan) olarak not düşeceklerdir sanırım.

*

Onlar yapmasa da ben yaptım, bilgisayarımdaki ERGENEKON DOSYASI’nda iki Tuncay’ı böyle “şifreledim”(Şimdi bizim bilgisayarda da bir şey var diye, onu da acil ameliyata almasınlar. Belli olmaz ya, neyse… Yazmazsam çatlardım!)

*

RENKLİ KAHRAMANLAR…

Çok renkli bir dava olmaya başladı Ergenekon işi.

Gazeteci, yazar, yazmaz, hiç yazamaz, artist, transseksüel, asker, polis, avukat…

Yani toplumun tüm katmanlarından kimlikler var oyunda.

*

Son olarak ‘Vatandaşın gözüne tv sokan Tuncay’ ın sorguya alınması dalga-dulgasında  üç meslek grubu daha sahneye çıktı…

Biri ‘Vatandaşın gözüne tv sokan Tuncay’ın sevgilisi, manken, sonradan olma tvci Duygu Dikmenoğlu… (Hani o gözünüze giren tv satıldıktan sonra paraları Paris’te hacamat eden kız…)

Diğeri o Tuncay’ın kalbine sent ment takan doktor…

Üçüncüsü ise eski belediye başkanı Çapan…

*

Yelpaze açıldı, kahraman sayısı arttı…

Hayırlı ve de uğurlu olsun…

*

Şimdi bu kadroya bakıp da; “Bence bu oyuncu kadrosunda çok önemli eksikler var. Mutluluk çubuğu takan bir ünlü, ona bunu adapte eden bir doktor, randevuevi işleten bir mama, seçkin sınıftan bir fahişe, kerhaneden bir çaycı, bir film yönetmeni, bir barmen falan da eklenmeli… O zaman tadından yenmez, izlenme rekoru kırar bu dizi” desem…

*

Yoooooooo, başkaları (etkili ve de yetkili kişiler) işin cılkını çıkartma lüksüne sahip, biz dersek başımıza iş alırız…

Demedim, demedim…

Kendiniz yazın, kendiniz yönetin oyununuzu; kahramanları da kafanıza göre seçin!

Nasılsa tarih görecek, değerlendirecek bunları.

Gerisinden bana ne!
.
.
.
.

.

.

.

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

.

.