.

 

.

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

 

 Mustafa Kemal'in Çocuğu mavalları!
.

Allah yardım etmiş, olmamış! Bir de olaydı, o çocuklar üzerinden edilmedik hakaret, atılmadık çamur kalmazdı büyük öndere…

*

Bu konuyu aslında ilk ortaya atan kişi Falih Rıfkı Atay. 1950’li yıllarda Dünya Gazetesi’ndeki bir yazı dizisinin girişinde; “Mustafa Kemal belsoğukluğuna tutulmuştu” diyor da, savcının, hakimin elinden araya giren “çoooook büyükbaş” dostları sayesinde zor kurtuluyor.

Falih Rıfkı ki, yıllarca Mustafa Kemal’in yanında olmuş, hemen her şeyini biliyor. Ayrıca da kaynağı olan kişi Doktor Asım Bey; Mustafa Kemal’in hastalıkları konusunda uzman!

*

Mustafa Kemal’in zührevi hastalıklarını biliyoruz, ilk gençliğinden beri çektiği böbrek rahatsızlığını biliyoruz. 

Ulu önderin bu konuda, yani farklı bir zührevi hastalık yaşadığı konusunda önemli bir bilgi de, şimdi Ergenekon’dan içeride olan gazeteci arkadaşımız Ümit Oğuztan’ın “Elçiye Zeval Olmaz” kitabında geçiyor…

 

 

*

Şu MUSTAFA adlı film ortalığı karıştırmaya, bilen, bilmeyen de ötmeye, car car konuşmaya başladı.

Baykal “öfke”lendi, AKP’liler “cesur” dedi…

Belli ki film bir yerlere çalışmış…

Biz henüz filmi izlemedik, izlemediğimiz için de yorum yapmayacağız.

*

Fakat yorum yapmayacağız diyerek de kendimizi gündemin dışında tutamıyoruz, bildiklerimiz olduğundan susamıyoruz, bekleyemiyoruz!

*

EVE İNEK SOKULDU, İNEEEEEK…

Şimdi, filme birlikte bir de  ATA’nın manevi mi, yoksa tohumundan mı (Fikriye Hanım’ı işaret ediyorlar) olduğu belli olmayan bir Abdurrahim (Tuncak) olayı ortaya çıktı.

Can Dündar’a göre, Mustafa Kemal çocuğu, 8 yaşında iken Diyarbakır’da görüyor ve evlatlık edinip Halep’e götürüyor…

*

Abdurrahim’in kızına göreyse (dünkü Vatan gazetesi)  bu olay yanlış. Nuray Çulha “Babam 3 aylıkken Akaretler’deki evde idi, sünnetinde çekilmiş resmi var. Ama babam, Ata’nın gerçek oğlu mu, değil mi onu söyleyemem” diyor…

*

Şimdi biz gelelim sözümüzün özüne:

1)     Çocuk Fikriye Hanım’dan değil.

Olsa idi; (ki asla ve asla, imkansız) ne ona Zübeyde Hanım bakardı, ne de Makbule Hanım. Alim Allah çocuğu öldürürlerdi bile. Bu denli düşmanlardı Fikriye’ye…

2)     Abdurrahim’in babası Ali Efendi.

Selanik’ten Zübeyde Hanım’ın komşusu. Adam daha sonra Diyarbakır’a yerleşiyor. Eşi, Abdurrahim bir yaşında iken vefat ediyor. O da çocuğu getirip Zübeyde Hanım ile kızı Makbule Hanım’a evlatlık veriyor…

*

Hatta Abdurrahim’e süt bulmak için bir de inek alıyor Zübeyde Hanım. Üsküdar’da oturan Selanikli eski komşusundan.

İneğin adı BAHTİYAR…

İnek gündüzleri çayırda, geceleri ise Akaretler’deki evin alt katında…

 

 

*

Mustafa Kemal ise tüm bunları 6. Kolordu Komutanlığı yaptığı (kısa süre) Edirne’den, tayini çıkıp da Diyarbakır’a gitmek üzere geldiği İstanbul’da öğreniyor… Yani, daha öncesinden hiç haberi yok…

Sonra?

Uzun hikâye fakat benim gibi tarihçi marihçi olmayıp, sıradan ama dikkatli gazeteci olanların, Mustafa Kemal hayranlarının bileceği şeyler bunlar…

*

Siz bakmayın, 10 yıl, 20 yıl çalışılmış denilen belgesellere…

Dışkılarını cilalayıp, fiyatlarını artırmak için yapıyorlar bunu…

İşin özü; dikkatli okunacak 3-5 kitapta, merakta ve Ata’ya sevgide saygıda yatıyor…

Gerisi; lâf efendim, lâââf…

***

Bu konu da SÜRDÜRÜLECEKLER listemizde…

Biline…
.
.
.
.

.

.

.

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

.

.