|
*) Aşağıda okuyacağınız, 8 Ağustos 2008 tarihinde
www.turkhaberler.net’te yayınlanmış olan yazımı bir kez daha
yayınlama gereği duydum…
Yani 40 gün önce bir gazeteci bunu yazıyor, ülkemin en
ince, en tehlikeli, en bilinmeyenli davasının
soruşturmasını yapanlar ancak uyanıyor…
Uyanmıyor da, çünkü Seyhan Hanım (Soylu) bunları tam 6
yıl önce söylemiş, gazetelerde yayınlanmış… Ve inanın
bana; SİSİ dün, bundan 6 yıl önce söylediklerinin
üzerine yeni bir şey eklememiştir, ekleyememiştir de…
Çünkü o, 2002 yılında açık yüreklilikle konuşmuş,
gazeteciye, dostlarına konuşmuş… Hem de üzerinde polis,
savcı, hakim baskısı – maskısı olmadan!
Şimdi o yazıya bakalım…
***
Eksik iddianame,
Yeni Şafak, Sisi ve
ŞOK BELGE (!)
2008 / AĞUSTOS / TÜRKHABERLER
7 Ağustos 2008 tarihli Yeni Şafak Gazetesi gündeme bomba
gibi düştü. Sabahın erken saatlerinde bütün televizyon
kanallarında Yeni Şafak’ın “Fadime Şahin telekızdı”
iddiası vardı. Gazete haberinde; “İrtica
yaygarasıyla inançlı insanları karalayarak 28 Şubat
askeri müdahalesine zemin hazırlamak üzere kurulan kirli
tezgâh yıllar sonra aydınlandı. Ergenekon'da ifadesine
başvurulan gizli tanık, bir dönemin çirkin senaryolarını
tüm açıklığıyla anlattı” deniliyordu…
***
Yeni Şafak’ı hazırlayan arkadaşlar belli ki uzaktan kumandalı ve
acemi. Çünkü deneyimli bir gazeteci iddianameyi
okuduktan sonra eksik olan bölümü ya da bölümleri zaten
görür…
Görür ve eksik parçaları yapıştırmaya başlar; eğer ki usta ise,
eğer ki gazeteciliğin kök işini, arşivi – not tutmayı
biliyorsa… Eğer ki kumandası başkasında değilse!

***
Ben gazetecilik anılarımın 1973 – 1993 yılları arasındaki dönemi
HERGELE-1 adıyla kitaplaştırdım…
Hergele- 2’de de 1993 – 2008’i anlatıyorum, fakat henüz
yayınlanmadı…
***
Yeni Şafak’ın haberini okuduktan sonra arşivime baktım. Seyhan
Soylu (Sisi), Ümit Oğuztan ve Turgut Gıda Sanayii’nin
sahibi Turgut Büyükdağ ile kısa bir süre çalışmışım.
1996 yılında Levent’te bir villada onlara gazete
maketleri hazırlamışım… Sonra yayından vazgeçmişler
ayrılmışım…
***
Daha sonra Tuncay Güney, Ümit Oğuztan (Şu anda
Ergenekon’dan cezaevinde) ve Seyhan Soylu, “STRATEJİ”
adında dergi yapmış… Ben katılmamışım onlara!
***
Fakat arşivimde Seyhan Hanım’ın
1 Mart 2002 tarihli Zaman Gazetesi’ne yaptığı bir
açıklama var…
Buyurun birlikte okuyalım:

***
“Bir travestinin de bu ülke için savaştığını gösterdim”
Travestiler kraliçesi olarak ünlenen Sisi, 28 Şubat'ın
gizli kahramanı olduğunu iddia etti:
28 Şubat süreci benim yaptığım olaylarla başladı.
Uyanışa geçirdim ben herkesi... Fitili ateşledim, milli
güvenlik teşkilatını, bürokratları ve milliyetçileri
uyandırdım.
JİTEM kaynaklı
dergide genel koordinatörlük yaptım. Ali Kalkancı
olayını yakaladık. Emire Kalkancı ve Fadime Şahin'in
ekrana çıkarılmasını sağladık
90'lı yıllarda 'Travesti Kraliçesi' olarak anılan,
2000'lerde ise organizatör sıfatıyla gündeme gelen
Seyhan Soylu ya da nam-ı diğer Sisi, 28 Şubat'ın
yıldönümünde ilginç iddialar ortaya attı. "Ben 28
Şubat'ın gizli kahramanıyım" diyen Sisi, "irticanın
belinin kırılması" operasyonlarına yaptığı katkıyı,
Zaman Gazetesi'nden Nuriye Akman'a anlattı. İşte en son
Çanakkale Hapishanesi'nde yatan müteahhit Bedrettin
Ekdi'nin oğluna düzenlediği bir milyon dolarlık sünnet
düğünü ile aylarca gündemde kalan Sisi'nin, tartışma
yaratacak 28 Şubat iddiaları:
* Bundan 6 yıl
önce, sekiz ay Jandarma İstihbarat Teşkilatı'nın
yayınlarında genel koordinatörlük yaptım. Dergide,
istihbaratçılar, emniyetçiler ve askeriyeden emekli
insanlar vardı.
* Derginin adı Strateji'ydi. Dergi adına Ali Kalkancı
tarikatı için tesettüre girdim. Ali Kalkancı ve Emire
Kalkancı olayını yakaladık. Aczmendi liderinin
yakalanmasını Fadime Şahin ile Emire Kalkancı'nın ekrana
çıkarılmasını sağladık. İstihbaratçılar, emniyetçilerle
birlikte çalıştık. Tarikat içerisinde yaşanan çarpık
ilişkileri deşifre etmek, dini sömürge aracı olarak
kullananların maskelerini düşürmek için böyle bir şey
hazırladık.
* Başka
dosyalar da hazırlayıp sundum. MİT'in sahte dolar
bastığını, Afganistan Başbakanı'nın buradaki mevcut bir
başbakanımızla konuştuğunu ben hazırlayıp, sundum.
* Ben radikal kesimde cinsel kimliğe, kadına bakışı
incelemek için aralarına girdim. Çünkü toplumda çok
fazla bir oy patlamasına sebep olmuşlardı. 'Gerçekten
takiye var mı, yoksa doğru mu?' diye bir araştırma
yaptım.
MİT AJANI
DEĞİLİM
Bu çarpıcı iddiaları ortaya atan Sisi, MİT ajanı
olmadığını ve derin devletle özdeşleştirilmemesi
gerektiğinin de altını çiziyor. JİTEM ile işbirliği
yapmasının kendisine ekonomik bir getiri sağlamadığını
belirten Sisi, bu işbirliğinin halkla ilişkiler alanında
çalışmaya karar verdikten sonra bittiğini anlatıyor.
Çevresinde
"Asena" olarak tanındığını söyleyen Sisi, bunu da şöyle
anlatıyor: "Bana bir sürü MHP ilçe teşkilatından teklif
geldi; ama ben partiye zarar vermemek için kabul
etmedim. Çünkü benim cinsel kimliğimi hemen kabul
edebilecek potansiyel yok."
KALKANCI
LİMONCUYDU
Sisi, Türkiye'nin gündemine bomba gibi düşen Ali
Kalkancı olayını nasıl ortaya çıkardığını da şöyle
özetliyor: "Ali Kalkancı pazarda limon satan bir
adamdı. Kur'an okumayı dahi bilmiyordu. Beş yılda on
milyon dolarlık bir servete sahip oldu. Beni ev kadını
kimliğiyle tanıyorlardı. Adımı da kanuni olarak
değiştirdim, Kezban yaptım. Mikrofon filan kullanmadım
ama teyp, daha sonra da gizli kamera kullandım. (...)
Gerçek Müslümanlar'a ihanet etmedim. İmanlarını kullanan
insanları ortaya çıkardım. 28 Şubat sürecini başlattım.
28 Şubat'ın gizli kahramanıyım. 28 Şubat süreci benim
yaptığım olaylarla başladı. Bir travestinin de bu ülke
için savaştığını gösterdim insanlara. Uyanışa geçirdim
herkesi, Milli Güvenlik Teşkilatı'nı uyandırdım. Bu
görevi üstlendiğim için de çok mutluyum."
MADALYA
ALMADIM AMA...
Şimdi 38 sanatçının halkla ilişkiler faaliyetini
sürdüren Sisi'ye dostları 'Asena' diye hitap ediyor.
Ülke için yaptıklarından dolayı madalya almadığını
söyleyen Sisi, şöyle eleştiri yapıyor: "Ama herkesin
gönlünde taht kurdum. Hiç olmazsa Küba'ya gidip ülkücü
selamı vermiyorum. Kafamda da Che şapkası yok."
Peki Sisi'nin
mesai arkadaşları kimdi?
Sisi'nin, Kalkancı dosyasını hazırlayıp Emire
Kalkancı'yı televizyona çıkmaya ikna eden ekipte ilginç
isimlere rastlanıyor. Ümit Oğuztan, Strateji dergisini
yayına hazırlayan TGS Yayın Grubu'nda Sisi ile beraber
çalışıyordu. Grup, Turgut Büyükdağ'ın sahibi olduğu TGS
Hisar Yağ ve Çeltik Sanayi A.Ş'nin Levent'teki binasında
yayın hayatını sürdürüyordu. Kalkancı skandalının ortaya
çıkarılmasından sonra bu bina kimliği belirsiz kişiler
tarafından kurşunlandı. Ümit Oğuztan, aldığı tehdit
telefonları ve patronuna yapılan baskılar nedeniyle
görevinden istifa etti... Ancak, Sisi'nin patronu Turgut
Büyükdağ ile yolları yıllar sonra bir kez daha kesişti.
Çünkü Sisi'nin sahibi olduğu halkla ilişkiler şirketi,
Büyükdağ'ın sahibi olduğu Hisar yağları adına zengin bir
sanatçı kadrosuyla yürütülen kampanyanın sorumluluğunu
üstlendi...
Ümit Oğuztan
ismine ise daha sonra Meclis Uğur Mumcu Cinayetini
Araştırma Komisyonu'nda da rastlandı. Komisyona ifade
vermek üzere başvuran Oğuztan, Mumcu'nun yanı sıra
Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis ve JİTEM
Komutanı Emekli Binbaşı Ahmet Cem Ersever'in devlet
sırrının ortaya çıkmaması için öldürüldüklerini iddia
etti.
Ayrıca Turgut Büyükdağ'ın ortağı da ilginç bir isim:
Semih Tufan Gülaltay...
Gülaltay daha sonraki yıllarda İHD Başkanı Akın Birdal
suikastının aczmettiricisi olarak tutuklandı. Söz konusu
ekibin çevrelerine kendilerini JİTEM'ci istihbaratçılar
olarak tanıttığı daha sonra, Sisi'nin röportajında da
belirttiği gibi istihbarat birimleriyle işbirliği
yaparak Ali Kalkancı dosyasıyla birlikte başka dosyalar
hazırladıkları ve bu yolla 28 Şubat sürecine katkıda
bulundukları iddia ediliyor (1 Mart 2002 / Zaman)
***
SÖZÜN ÖZÜ:
Yeni Şafak’ın acul gazetecileri de, sayın savcılar da
öyle tanık manık aramasın.. İşte belge, Seyhan Hanım
hepsini anlatmış…
Haaaa, Seyhan Soylu’ya tekrar sormak isteyebilirsiniz,
beni ilgilendirmez ama… Ama birazcık ayıp olur; aklı
başında birileri sorar: Bu haberi yazarken hiç mi
gazeteci hafızası yoktu sizde diye…
Varsa, uzaktan kumandanız arızalı o zaman; ne diyeyim!
|