|
Tam 28 yıl önce bugün cumhuriyet tarihimizin karanlık
sayfalarından biri açıldı.
Gecenin karanlığında, katran karalı sokaklardaki kan
kokusuna yeni bir kara sayfa…
*
Bakmayın son dönemde moda olan “12 EYLÜL”
filmlerine, onlardaki hafif sulandırılmış, izleyenden
gözyaşı isteyen sahnelere. Aldanmayın!
*
O filmlerde geçmeyecek kadar ağır işkenceler yaşandı,
idam çığlıkları duyuldu ve hiç kimse bir şey yapamadı,
kimse konuşamadı, yazamadı!
*
Siyasilerin kısırlığı, cehaleti, iğrenç tutkuları o gün
de net olarak görülüyordu. Fakat bugünden bakınca
“hiçlileri uğruna” yazık ettikleri TÜRKİYE’yi,
ölüme gönderdikleri, bedenen sakat bıraktıkları,
işkencede aklını aldıkları insanları görüyoruz, içimiz
kıyılarak!

***
Geçenlerde Ankara’da bir dostum akşam yemeğine evine
çağırdı. Gittim.
“Alev, şu odaya gir, yanına sigaranı da al” dedi…
Odanın kapısını tıklattık, yanıt gelmeyeceğini bilen ev
sahibi, içeridekinin toplanmasına izin verecek kadar bir
süre bekledikten sonra kapıyı açtı.
Karanlık bir oda, yatağın üzerine oturmuş dal gibi uzun
boylu, cılız, yarı ağarmış sakallı, çok güzel siyah
gözleri olan bir adam…
“Sigaran var mı?”
diye sordu…
Verdim; “Ateş?” dedim, başını var anlamında
salladı.
Sonra yastığının altından çakmağını çıkardı, büyük bir
keyifle sigarayı ateşledi. Dumanını üflerken sisli
gözlerle bana bakıyor, kim olduğumu çözmeye çalışıyordu.
*

Arkadaşım; “Ağabey bu Alev… Gazeteci” dedi. O
başını salladı…
Daha sonra yemeğe geçtik, o yemedi…
Biz içtik, o içmedi.
Biz konuştuk, o konuşmadı.
Bu arada istemediği halde birkaç kez sigara verdim,
sessizce alıp yaktı.
*
Kurtlar Vadisi başladı, hiç kıpırdamadan saatlerce,
inanılmaz bir dikkatle izledi ve sessizce odasına
çekildi…
*
Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde iken gözaltına alınmış…
Son sınıfta müthiş başarılı bir öğrenci imiş…
Çıktığı zaman bu odaya kapanmış. Yıllardır bu odada,
sadece ilk gördüğü kişiden sigara isteyerek
(ikinci kez istemiyor) geçirmiş yaşamını…
Bu arada annesi, babası vefat etmiş.
Şimdi yaşları 60’a yakın olan kendisinden küçük kız ve
erkek kardeşinin yanında yaşıyor…
Kimseye zararı yok, sesi çıkmıyor.
Dostu da, arayanı, soranı da yok!
Çünkü o yok!

***
Dışarı çıktım…
Karanlık gecede biraz yürüdüm, kapanmak üzere olan
meyhaneye girdim, bir duble rakı söyledim…
İçtim, çıktım…
Hesap mı; yarına bıraktım… Çocuklar tanır beni…
*
Şimdi önümüzde açık kalmış bir hesap var.
12 EYLÜL’ün HESABI…
Peki, kim ödeyecek bunu; kim?
|