|
Hürriyet’ten Ertuğrul Özkök’ün ortaya attığı APUŞ
–PAŞA görüşmesi hâlâ tartışılıyor…
Tartışılsın; biz söyleyeceğimizi söyledik; “Kimse
devlet adına Apuş’u muhatap alamaz! Saçma bir iddia bu”
dedik…
*
Aktütün faciasının ardından bir moda başladı; Türk
Silahı Kuvvetleri’ne saldırı modası, askeri sorgulama
modası…
Sabah’tan kalkan Hıncal Uluç ilk mermiyi atarken
Hürriyet ile Vatan, Apuş – Paşa görüşmesi,
Paşa – Golf göndermesi ile bu kervana katıldı.
*
Bakmayın siz bunlara, “ince ayarlı” bir iki
yaygaradan sonra susarlar, “gazetecilik yaptık biz,
bu kadarı yeter” deyip, yine dalgalarına,
dulgalarına, şaraplarına, mankenlerine ve de dolar
hesaplarına dönerler…
*
Tabii ki, Türk Ordusu’nu aşağılayıp, madara etmenin
yolunu arayan sadece onlar değil.

Zaten yapamazlar da; fakat bu arada asıl tehlikeyi
görmezden geliyorlar…
Hatta kendileri görmezden geldikleri gibi susup bizim de
görmemizi engellemeye çalışıyorlar…
*
TÜRK ORDUSU NASIL MADARA EDİLİR?
Öyle bir iki çatışmada yapılan ufak tefek hatalarla
değil, Apuş’u kaçırırlarsa Türk Ordusu’nun morali biter,
biz de biteriz!
*
Apuş’u paket olarak teslim aldığımızdan bu yana en az üç
defa kaçırmaya, bir defa da öldürmeye çalıştılar.
*
Kaçırılırsa, az önce dediğim gibi, tüm dünyaya madara
olacaktık…
Öldürülürse, 81 ilde olaylar çıkacak; iç savaşa
gidecektik…
*
Şimdilerde Ergenekon’dan içeride olup da, Apuş ile
görüşmediğini söyleyen Tolon Paşa; o günlerde;
“Teröristbaşını zehirlemeleri imkansız. İmralı’daki tim
de aynı yemeği yiyor” demişti.
Gördük, Tolon Paşa doğru söylemiş.
Beceremediler bu işi…
*
Fakat kaçırılma düşüncesine bu kadar rahat bakamıyoruz.
Uluslar arası düşmanlarımız ve de PKK, tam on yıldır
kaçırma formülleri üzerinde çalışıyor.
*
1999 ve 2000 yıllarında, iki defa Apuş’un kaçırılması
için eyleme kalkışılmış. Hatta MOSSAD’ın suikast birimi
olan KİDON TİMLERİ bile bu işe bulaştırılmış…
Fakat sonuç alınamayacağı görülünce plan ertelenmiş.
*
Bir başka plan da 1 Ağustos 2004 tarihinde uygulamaya
sokulmak istenmiş. Pazar günü PKK’nın bir yerlerden
aldığı, ya da kiraladığı ( sanki otomobil bu)
iddia edilen denizaltı Marmara’da keşif gezisine çıkmış.
*
Fakat bu denizaltı, ya kaptanın acemiliğinden ya da
heyecanından (bilinmez) İstanbul’dan Bandırma’ya
giden Hızır Reis adlı deniz otobüsüne alttan çarpmış.
Erdek açıklarındaki Fener Adası yakınlarında meydana
gelen bu kaza sonrası denizaltı tüymüş, gitmiş…
Hızır Reis de bu nedeni bilinmeyen kazayı ufak tefek
hasarla, can kaybı olmadan geçiştirmiş…
*
Şimdi gelelim sözümüzün özüne…
Apuş ile Türk devleti adına kimse görüşmemiştir.
Öyle; “Apuş gel seninle pazarlık yapalım, aradan
Amerika’yı, Barzani’yi, Talabani’yi çıkaralım”
denilmemiştir.
Bu iddiayı ortaya atanlarla, PKK’nın afla bitirileceğini
düşünüp Ordu’ya saldıranların amaçları bellidir!
*
Asıl tehlike Apuş’un kaçırılması ya da öldürülmesidir.
Fakat bunda da tam on yıldır Ordu’nun herhangi bir hata
yapmadığını, zafiyet yaşanmadığını görüyor, mutlu oluyor
ve alkışlıyoruz…
*
Gerisi mi?
Lâf-ı güzaf efendim, lâf-ı güzaf!
İt ürüüür, kervan yürüüür!
|