|
Neler olup bittiğini kısa kısa geçeceğiz...
Ekonomi:
Ekonomi "çığlıklar içinde" batıyor ama kimse duymak
istemiyor... Aşama aşama gelişen olaylar, en yakın
zamanda patlayacak... Olayların "havada asılı gibi"
yavaş gelişmesinin nedeni, Türkiye' ye 100 milyar dolar
borç veren uluslararası tefecilerin, paralarını "bir
anda" yurt dışına kaçıramamaları...
Paraları borsada ve devlet tahvilinde olan tefeciler,
anında bu piyasalardan "çıkamıyor"... Ufak ufak borsadan
kaçtılar (son bir ayda 15 milyar dolar üstü para
kaçtı)... Ama devlet tahvili bozdurma tarihleri sabit
olduğundan, onların vadesini bekliyorlar...
Bilindiği gibi, kazanılan faiz kadar, paranın "yeniden
dolara dönüş değeri" çok önemlidir... Yani bir milyon
dolar getirirsin, 1200 milyon ytl olarak Türk parasına
çevirirsin ve yüzde 20 faize verirsin... Sonunda elinde
1440 milyon ytl olur...
Bu parayı yine 1 dolar= 1200 ytl kurundan çevirirsen,
elinde bir milyon 200 bin dolar kalır... Ama dolar kuru
1320 ytl' ye çıkmışsa, yüzbin dolar kur farkından
kaybedersin ve elinde bir milyon yüzbin dolar kalır...
Bu "geri kaçış kuru" çok önemlidir... Yabancı tefeciler
ve onların işbirlikçisi Türk bankaları, dolar kurunu
(döviz kurunu) özellikle yükseltmiyorlar ve düşük
tutuyorlar...
Ne zaman ki, yeteri kadar parayı geri kaçırdıklarına
inanırlarsa, veya artık döviz kurları kontrol edilemez
hale gelirse, onlarda hızla kaçma pozisyonuna geçecekler
ve dolara olan aşırı talep dolayısı ile "dolar
yükselecek" ve ortalık karışacaktır...
Daha da kötüsü, borç ekonomisi üstüne kurulu tek ayaklı
Türk ekonomisi, yeni taze tefeci parası bulamazsa yandi
gülüm keten helva olacaktır... Zaten şimdiden JP Morgan
finans kurumu, "Türk kağıtlarını satın, boşaltın" diye
fetva çıkartmış ve yayınlamış...
Amerika:
Abd, Türkiye ve terorist pkk' yı aynı masaya
oturtmak istiyor... Ortalık toz duman olunca da,
aradan Kuzey Irak Kürt devleti
kuruluşu "sıyrılsın" istiyor... İşin garip tarafı,
yönetimdeki çok sayıda yetkili de, değişik nedenlerle,
gelişmelere razı olmuş, olayların aşama aşama
gelişmesini bekler görünüyorlar...
İran:
Abd, bu yaz İran' a bir hareket çekmeyi planlıyor...
Yine Abd, ne yapıp edip Türkiye ile İran' ın arasını
bozmak istiyor... Tarihi bir hristiyan projesi olan bu
beklenti, Abd açısından Ortadoğu' yu ve Orta Asya' yı
kontrol etme planlarının önünü rahatlatma projesi olarak
görülüyor... Dolayısıyla Abd bir şekilde
mutlaka Türkiye' yi İran harekatına bulaştırmak
istiyor... Ve de Türkiye ile İran arasında düşmanlık
yaratmak istiyor...
Avrupa Birliği:
Ab Türkiye' yi birlikten sepetlemek istiyor... Ama 40
senedir kanunlar yönetmelikler diyerek iliğini
kuruttukları Türkiye' yi bir anda kapının önüne
koyarlarsa, Türkiye' nin intikam almasından
çekindikleri için, bir taşeron sebep
arıyorlar.... Türkiye karışsa ve bizi birlikten atmak
için bir sebep uydurabilseler, zil takıp oynamaya
hazırlar... Zaten bizim hükümet de, "türban konusunda"
istediği desteği alamadığı için Avrupa' ya
kırgın, çünkü "turban bileti" alabilmek için her
tavizi verdiler, ama ab din konusunda taviz vermedi...
Türban:
Türban konusu bitmeyecektir... Mahkemeden ne karar
çıkarsa çıksın, iktidar bu konudaki taleplerinden
vezgeçmeyecektir ve yepyeni usüller ile konuyu gündeme
taşımaya devam edecektir... İktidar elindeki en önemli
kozdan vazgeçmek istemeyecektir... Zaten elinde kalan
son kozdan kesinlikle vazgeçemez...
Medya ve reklam:
Gazete ve televizyonlar son yıllarda iyi reklam parası
toplamaktalar çünkü bir çeşit "koruma parası" düzeni
hakim vaziyettedir... Ucuza Türk devlet şirketlerini
kapatmış yabancılar için veya garip işler çeviren
yerliler için, "görmeme, duymama" adına özel bir düzen
vardır... Bu şirketler "işlerinin doğası" gereği iyi
para kazanmaktadırlar, ama "dedikodu olmaması" için bir
miktar gelirlerini medya ile paylaşmak zorundadırlar...
( Belki şimdi sizde anlamışsınızdır, niye koca koca
şirketler, koca koca tam sayfa tebrik, kutlama, açılış
ilanları veriyorlar... Uzun uzun abuk sabuk televizyon
reklamları yapıyorlar... Bir büyüğümüzün dediği gibi
"isterlerse vermesinler"...)
Köylü:
Gariplerin en garibi durumundadır... Neredeyse artık
hiçbir ürün, artan maliyetler dolayısıyla, "masrafı
kurtarmamaktadır"... Maliyetlerini bile çıkarayan köylü,
"tarlasını ekmeyi" bırakmıştır... Artık köylünün
hayalinde, "ekmek biçmek değil", tarlasını bir
müteahhite satıp minibüsçü olmak veya dükkancı olmak
vardır... Yakın gelecekte, ekip biçecek tarla ve adam
kalmayacak, ve buğdayı bile ithal eder duruma
düşeceğiz... Aslında köylü de haklıdır, sermayeyi niye
pahalı mazota, ithal tohumcuya veya ithal gübreciye
yedirsin ki...
İşçi -Memur -Esnaf:
Bu insanlar artık tamamen sıfırı tüketmiş
durumda geçinemez hale gelmişlerdir... Özellikle akp' ye
oy vemiş kitleler ve Nur tabanlı esnaf, "din kardeşliği
uğruna" elinde avucunda ne varsa tüketmiş, ama artık
dayanamaz hale gelmiştir... Eğer bir çıkar yol
bulunmazsa çok fena patlamaya hazırdırlar...(Ama
devlette satılacak hazır mal ve para bitmiştir)... Bu
sefer ne "kardeşlik", ne "ayıp oluyor" bunları
durduramayacaktır... Tek çıkar yol abd' den para
enjeksiyonudur... Ama tabii kimse kimseye "babasının
hayrına" borç yardımı yapmaz...
Siyaset:
Ortalıkta fırtına öncesi sessizliği vardır... Son
birkaç haftada olanlar, gelecekte olabileceklerin
yanında çocuk oyuncağı gibi kalabilecektir... Devam eden
davalar ve bahar aylarının gelmesi ile başlayacak olan
kitle yürüyüşleri, herkesi taraf olmaya ve hakkını
aramaya sokaklara dökülmeye yönlendirecektir... Bu
karşıt gruplar hareketleri, Türkiye' de son dönemde
oluşturulmuş olan ayrımcılığın dışa vurumu
bakımından, ekilen nifak tohumlarının ne kadar yanlış
olduğunun kanıtı olacaktır...
Türk Silahlı Kuvvetleri:
TSK olanları en ince detayına kadar izlemekte ama
şimdilik en ufak bir şekilde bulaşmak istememektedir...
Çünkü herkes, onlardan katkı yapmasını beklemekte, ama
birşeyler yapıp çözüm getirmesinin hemen ardından, sorun
bitip rahatlayınca, en acımasız şekilde
eleştirmektedir... Onlar da en akıllıca olanı yapmakta,
şimdilik uzaktan izlemeyi tercih etmektedirler... Ama
tabii vatan savunması ve Türkiye Cumhuriyeti menfaatleri
sorun olursa, kimse sadece izlemelerini bekleyemez...
Fethullah Gülen hoca:
Şu anda Türkiye' nin en güçlü adamıdır... Tüm finans
hareketleri, devlet bankaları ve ve ihale pozisyonları
kendisine bağlıdır... Yönetimdekilerin yarısından çoğu
kendisine biad ettiği için, sayın Başbakan Tayyip
Erdoğandan bile daha etkin bir konumdadır... Medya
kuruluşları, yazarları, Asya bankası ve daha nice
organizasyon ve kurumları ile, şu anda Türkiye' nin en
yüksek "denizaşırı" yöneticisidir... Dileyelim kendisi
son zamanda kazandığı bu gücün ulvi sarhoşluğuna
kapılmasın...
Tüsiad -Müsiad-diğer ad' lar:
Tamamen hükümete bağımlı, oradan dağıtılan ulufelerde
pay sahibi olmak için en yüksek işbirliğini yapan
kurumlar pozisyonundadırlar... Hükümetin (dolayısı ile
akp' nin) en büyük destekçileri olan bu kurumlar, devam
eden düzenin değişmemesini ve herkesin kardeş kardeş
dağıtımdaki yerini korumasını istemektedirler.... (konu
para olunca, ticarette liberal, laik, nurcu, hristiyan
farketmez)...
Yatırım:
Yatırım deyince , eskiden aklımıza barajlar, sanayii
kuruluşları, fabrikalar gelirdi... Şimdi ise ithal lüks
mallar için alışveriş merkezi, yabancı şirketlerin
Türkiye' de lüks temsilcilik ofisleri, veya devlet
tesebbüslerini ucuza kapatıp kozmetik yenileme ile eski
malın fiyatını ikiye üçe katlayıp satmak akla geliyor...
Dünya normlarına göre son 5 senede Türkiye' de yapılmış
hiçbir ciddi yatırım yoktur... Ama tüccar gözüyle, bir
yabancı şirketin Türkiye' de satış bayiiliğini almak
yatırım kabul ediliyorsa, bilemiyoruz...
Halk:
Sefilleri oynamaktadır... Kendini beleş kömür, beleş
makarna, beleş yeşil kart aldığı için "şark kurnazı"
zannetmektedir ama aslında "kaşıkla verip kepçeyle geri
aldıklarından" haberi bile yoktur... Aldığı
maaş telefon, su, elektrik parası, çevre vergisi, arazi
vergisi derken anında bitmektedir ama daha farkında
değildir...
Sebze, et, ekmek fiyatları ab ülkelerini, abd' yi
geçmiştir, ama halk yine de ekmek zamları için zavallı
fırıncıyı, sebze fiyatları için zavallı köylüyü
suçlamaktadır... Nereden bilsin ki perde arkasında
buğday spekülatörleri türemiş, hal mafyası türemiş,
belediye özel vergileri türemiş, birileri halkın
kesesinden zengin olmaktadır...
Benim zavallı cahil halkım da ninniler ve hurafeler
altında kendini uyurgezer uyanık zannetmektedir...
(Tabii birazda din büyüğü akp' yi üzmemek adına,
görmemezliğe gelmekte, zehirli şerbet içip kan
kusmamaktadır)...
Bilgilenme, haberalma:
Halkın dünyadan ve ne olup bittiğinden en ufak haberi
yoktur... Tüm okuyup seyrettikleri, yalan ve yanlış
haberlerdir... Doğrular hiçbir zaman halka
ulaşmamaktadır çünkü medya bölünmüş ve değişik menfaat
ve siyaset gruplarına hizmet vermektedir... Bu menfaat
ve siyaset gruplarının işine gelmeyen, çıkarına olmayan
hiçbir bilgi ve haber halka ulaşamamaktadır... Halk,
uzay çağında uzay teknolojilerinin devrinde, karanlık
ortaçağ bilgi kirliliğini yaşamaktadır...
Özetle, diyeceksiniz ki, bu ne karanlık tablo, yandık
bittik, tutuştuk...
Tam tersine, doğru bir liderlik ile herşey 24 saatte
tıkır tıkır rayına girer... Sadece vatansever, donanımlı
ve vatanı için herşeyini feda etmeye hazır bir lider
lazım...
Iraklı kürtler kürt devletimi kurmak istiyor...
Kafasının üstünden birkaç uçan şey geçirirsin, "gel
buraya bakiim, derdin ne senin, hele şöyle bir yaklaş"
dersin.... O, anlar...
Pkk teroristlik mi yapmak istiyor... Ankara'
daki adamlarına (meclistekiler değil, holding'
lerdekiler) "utanmıyor musun, bu ülkenin ekmeğini
yiyorsun, ya kendine gelirsin, ya da gittiğin yere kadar
gidersin" dersin... O' da, anlar...
Amerika borç verdi diye namusunu ve vatanını mı
istiyor..."Kardeşim faizle borç verdin diye, karıma,
kızıma, vatanıma göz koymaya ne hakkın var, hele bir
tavassut et" dersin... O' da, anlar...
Avrupa birliği, güç ve sömürgecilik dengelerini iyi
bildiği için, O' da, anlar... Hem de söylemeden...
Yeter ki iste...
Sümsük sümsük oturup, "paracıklarım paracıklarım"
diyerek, sana gelecek emirleri bekleyen, Afrikalı lider
Nomombo olur...
Türkiye'nin lideri bir Türk' tür ve Türk gibi
davranır...
Tarih boyunca herkes Türk' leri tanır, sever, sayar...
|