|
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan iyi korunmali...
Hastaliktan, kötü yemeklerden, fırtınali havalardan iyi
korunmali... Niye bunu söylüyorsun diyeceksiniz... Çünkü
son zamanlarda çok düşman edindi, rakibi çoğaldı... Onu
istemeyenler, kıskananlar, yerine göz koyanlar
çoğaldı...
Ben Başbakanımın iyi ve sağlıklı olması, ülkenin başında
olması, ve hoşuma gitmeyen bir sürü icraatlerine
rağmen değişerek Türkiye için en iyiyi ve doğruyu
bulması taraftarıyım...
Peki şimdi bu nereden çıktı diyeceksiniz... Özellikle
bir yerden çıkmadı, bir yerden bilgi gelmedi, sadece bir
vatandaş olarak salim kafa ile düşününce, kendi partisi
içinden yerinde gözü olanların çoğaldığını
gözlemlediğimden söylüyorum...
Hatta kendisini, parti içindeki birincil durumdaki en
güçlü grubun, artık "onu takmamaya başladığını"
sezinlediğimden söylüyorum...
Nasıl mı hissediyorum, sadece bir gazeteci olarak
altıncı hissimi, duyularımı ve koku alma refleksimi
kullanarak hissediyorum... Çünkü Akp demek, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan demektir... Oyların en az yüzde 80'
ini kendi karizması dolayısı ile almıştır... Akp' ye oy
veren hanımların oylarının yüzde 99' unu ise tamamen
kendi şahsi çekiciliği neticesinde almıştır...
Tabii partisindeki gruplar ve oluşumlar bunu
çekemiyorlar... Artık Recep Tayyip Erdoğan' ın
karizmasının aşağı çekilme vaktinin geldiğini ve artık
kendilerinin ön plana çıkma aşamasının geldiğini
düşünüyorlar...
Özellikle Sayın Cumhurbaşkanı Gül taraf değiştirip
Cumhurbaşkanı seçildikten ve Bülent Arınç grubu ve
Fethullah Gülen grubu ile daha içli dışlı olduktan
sonra, bazılarının gözünde "esas Akp geleneği biziz,
Başbakan bize yetişemiyor" görüşü canlanmaya başladığını
söyleyebiliriz...
Yine Amerika' nin da son zamanlarda, Başbakan Erdoğan
için "hem düzüne hem tersine eylem yapıyor, şahsen
verdiği sözlere ne kadar guvenebiliriz" diye şüpheye
düştüğünü ve vazgeçilebilir vasfı
yüklemeye başladığını söyleyebiliriz...
Yine Akp içindeki en güçlü grubun, inanılmaz
ödünler alması ve güç sahibi olması neticesinde, gözünün
karardığını ve kendinden menkul aşırı
hırslandığını söylemek yanlış olmaz...
Diğer tarafta, seneler geçtikçe, "tüm isteklerine evet
cevabı alamayan" ikinci diğer güçlü oluşumun da, her
talebinin yerine getirilmemesinden dolayı epeyce buruk
olduğunu söyleyebiliriz...
Şimdi diyeceksiniz ki, bu gelişmeler ile Sayın
Başbakanımızın iyi korunmasının ne alakası var...
Alakası şöyle, yanındakiler artık onun üzülmesinden
üzülmeyecek bir pozisyondalar... Hatta neredeyse oh
çekecek kadar kıskanıyorlar, diş biliyorlar ve "büyük
plana" uymadığını düşünüyorlar...
"Buyuk plan" deyince herkesin bir başka büyük planı
var... Amerika, Büyük Ortadoğu ve paketlenmiş İran -
Avrasya planı peşinde ve gözü başka şey görmüyor...
Önündeki tüm engelleri kaldırmak ve gelişmeleri,
olayları, kişileri kullanmak için yapmayacağı şey yokmuş
gibi bir pozisyonda...
"Esas Akp" geleneği olduklarını düşünenler ise,
başladıkları ve epeyce ilerlettikleri dini hedefler ve
iktidar yapılandırması planlarının hızlanarak ve
katlanarak yürümesi gerektiği görüşünde.. Önlerinde
engel istemiyorlar ve her ne pahasına olursa olsun
önlerindeki her katmanı kaldırmak, kullanmak ve
gerekirse amaç uğruna feda etmek istiyorlar...
Bir de tabii şu sıralarda Türkiye' de acil bir ekonomik
kriz sorunu gelişiyor... İthal girdilere ve bunları
satın almak için korkunç faizli borç bulmaya
dayalı ekonomimizin patlak vermesi an
meselesi... Dolayısıyla bu yönetim beceriksizliğinin
"esas Akp' ye" yani Nurcu ve Nakşibendi
ekiplerine bulaşmaması için yol bulmak gerekiyor ve
ufukta iki çıkar yol gözüküyor....
Ya muhteşem başka bir olay çıkacak ve bu şaşırtma nedeni
olacak... Ya da bir suçlu bulunacak ve kurda kuşa yem
edilecek... Maalesef Başbakan her iki olayın da
profiline uyuyor... Ve de işin en acı tarafı, Kral
Arthur (Başbakan Erdoğan) yuvarlak masasından istifa
edip kaçan eski kadim dostlarının bile "olan
olacaktır" psikozunda olmaları... ( Çünkü hiç kimseler
elde edilmiş kazanımlarını hiç kimse için
kaybetmek istemiyor...)
Tabii korunması gerekenler listesinde Sayın Deniz
Baykal' ı da unutmamak lazımdır... O da son kalan eski
tecrübeli politikacılardan olduğu için, bu
transformasyon harekatı planlayacılarının yolunda
aşılması gereken bir engel olarak gözükmektedir...
Kendisinin de sağlığına çok dikkat etmesi ve uzun yıllar
ülkeye aktif olarak hizmet edebilmesi lazımdır...
Şimdi bazıları buradan "işte şu orgüt, bu çete, o
finansçılar, bu özel oluşumlar kötü şeyler yapacaklar"
diye senaryolar üretmeye çalışacaklardır... Ama anlatmak
istediğim bunun tam tersidir... Kesinlikle bu minval
ekseninde bir hareketlenme olmayacak, tam tersine bu
bahsedilenler Başbakan Erdoğan ve diğer parti
liderlerinin sağlığını en iyi şekilde koruyacak
oluşumlar olacaklardır... Çünkü onlar pişmiş aşa su
katılmasını istemeyeceklerdir... Zaten herşey onların
istediği gibi gitmekte olup, onlara göre su mecraya
girmiştir ve akacağı yöne doğru ilerlemektedir...
Kimse, kendi kendini yoketme sistemi çalışmış bir
sisteme bulaşacak kadar enayi değildir...
O zaman bahse konu nedir... Bahse konu süprizin en
umulmadık yerden geleceği, en yakın en kadim
bilinenlerden geleceğidir... Bilirsiniz meşhur bir Baba
filmi vardır, orada yaşlı Don Corleone oğluna öğüt
vermektedir: "Ben ölünce sana kötülük yapacak olan,
yanındaki iki reis' ten biridir...
Hangi reis seni, diğer mafya ailesi sizinle barış
yapacakmış, sizi toplantıya davet etti, ben sizi
götüreyim der ise, bil ki hain olan o' dur... Sakın
gitme, seni toplantıda öldüreceklerdir" diye nasihat
eder... Gerçekten de cenaze töreni sonrası, reislerinden
biri oğul Don Corleone' ye yaklaşır ve teklifi yapar...
O da babasını hatırlar ve kendi kendine şöyle iç
geçirir: "Bu reis, iki reis arasında daha akıllı ve
güçlü olandı... Kendi ailesini kurmak için beni feda
etmesi bana çok mantıklı geldi... O kendisi için olması
gerektiği gibi davrandı" diye mırıldanır... (Sonrasını
biliyorsunuz) ...
Tabii hayat bir film değildir... Bazı filmler gerçek
hikayelerden alınır, bazı filmler yazılmış
senaryolardan...
Allah hepimizi nazardan, büyüden ve vefasız dostlardan
korusun...
|