|
Kılavuzu karga olanın, burnu ..oktan kurtulmazmış...
Daha fazla söze gerek yok...
Etrafta boş boş konuşan, bol bol akıl veren, ‘şöyle
yapacam böyle edecem’ diye milleti uyutmaya çalışan
bir sürü kişilik var...
Konuşun, konuşun.... Konuşarak bir yere varılsaydı, bu
dünya komedyenlere kalırdı...
Şimdi de bu komedyenler için komik bir öyküm var, onu
anlatacağım.... Gözlüğünüzü tersten takın ve koltuğunuza
tersten sımsıkı yapışın... Öykü başlıyor...
Meksika ile sınırı olan Amerika adlı bir ülkede, Los
Angeles denilen bir şehir varmış... Eskiden Meksika
topraklarına ait olan ama geçen yüzyılda savaşta
kaybedilen bu bölgede, Meksika asıllılar çok yoğun bir
halde yaşıyorlarmış.... Hatta son yıllarda hızla gelen
göçler nedeniyle Meksika asıllıların nüfusu iyice
artmış...
Los Angeles' ta yaşayan
Meksika asıllılar, Beyaz Amerikalılar tarafından
aşağılandıklarını iddia edip şikayete başlamışlar....
Atalarımızın topraklarında bize yabancı muamelesi
yapılıyor, insan haklarımız hiçe sayılıyor,
aşağılanıyoruz, bize iyi işler verilmiyor, yatırım
yapılmıyor diye konuşmaya başlamışlar...
Bu kalabalık Meksika asıllı Los Angeles'
liler kendilerine "zulüm yapıldığını, etnik
ayrımcılık yapıldığını" iddia etmeye başlamışlar...
Bu nedenle İnsan Hakları Mahkemesine ve Amnesty
international gibi derneklere şikayette bulunmuşlar...
Bu kuruluşlar, Amerika denilen bu "zalim" ülkeyi
hemen suçlamışlar ve tüm dünyada ne kadar televizyon
gazete medya örgütü varsa hepsine şikayet edip
"demokrasi ve insan hakları olmayan bu Amerika denilen
ülkeyi" zor duruma düşürebilmek için çalışmalar
başlatmışlar...
Zaten bu Amerika denen ülkede "insan haklarına değer
verilmediğini" Afrika kökenli siyah derili insanlar
da söylüyormuş... Onlar da "derimiz siyah
diye bizimle alay ediliyor, aşağılanıyoruz, en pis
işleri bize yaptırıyorlar" derlermiş.... "Yok mu
bizi meclise taşıyacak bir demokratik sistem, bize
soykırım yapılıyor, eziliyoruz" diye
bağırırlarmış...
Bu sırada, Meksika ülkesinde, Amerikan sınırının hemen
gerisinde yuvalanmış, bu zavallı kardeşlerinin
ihtiyacını anlayan ve dolayısıyla onlara "özgürlük ve
kurtarılmış bir Los Angeles bölgesi vaat eden" Zapata
Demokrasi Hakları örgütü (ZDH) faaliyette imiş....
Bu Zapata (ZDH) örgütü, Amerikan topraklarının bir
kısmının kendine verilmesini istediği için önceleri
pek ciddiye alınmamış... O da dikkat çekmek için Los
Angeles' e gidip evinde uyuyan insanları
öldürmeye, masum insanları bombalamaya başlamış ve
böylece dikkat çekmeye çalışmış....
Bu Zapata Demokrasi Hakları örgütü öyle acımasız ve
vahşi eylemler yapmaya başlamış ki, taa Roma'dan dikkat
çekmiş.... . Mesela ZDH, Los Angeles otoyolunda seyahat
eden masum insanları makineli tüfekle taramaya, okuldan
dönen okul çocuklarının otobüsüne bomba koymaya
başlamış... Ama Roma katolik kilisesi, hep kendileri
gibi katolik olan ZDH' yi tutarmış ve protestan
Amerikalıları hep haksız bulurmuş.....
Amerikalılar bu duruma gıcık olurmuş ama birşey
yapamazlarmış...
Amerikan polisi, bazen, alışveriş merkezlerine bomba
koyan Zapata (ZDH) örgütü üyelerini saklandıkları yerde
yakalarmış.... Fakat anında bu örgütün Almanya, İsveç,
Belçika gibi Avrupa ülkelerinde yuvalanan destekçileri
"tutuklama sırasında çok sert davranıldı,
kardeşlerimiz hücre şartlarının çok kötü olduğu
hapishanelere kapatıldı" gibisinden cazgırlık
yapıp tutuklu ZDH üyelerinin serbest bırakılmasını
isterlermiş....
Zapata'cılar bu yoğun destek ve popülarite karşısında
gemi iyice azıya almışlar.... Her hafta Los Angeles' e
gidip birkaç işyerini basıyor, örgüt yardımı
diye paraları gasp ediyor ve oraya buraya mayın ve bomba
koyarak insanları öldürüyorlarmış....
Bu ülkenin yöneticileri bu işe çok kızıyorlarmış ama
seçimlerde Los Angeles bölgesinden kazanmak için bu
Meksika asıllı insanların oyuna ihtiyaç duyduklarından,
"suçluları cezalandıracağız, onları fena yapacağız"
diye halkı idare ediyorlarmış...
Tüm Amerika bu katil eşkıyalardan bıkmış... Ama o da ne,
herşey sanki tersine dönmüş ve bütün dünya bu
suçlulardan "romantik özgürlük savaşçıları" diye
bahseder olmuş.... Onlar hakkında romantik ağıtlar
yazıyorlar, Amerika için ise "demokrasiden anlamayan
kazma sığır çobanları" diye söz ediyorlarmış...
Özellikle Avrupalılar, Amerika' da suç işleyen örgüt
üyelerini ülkesine davet ediyor, ağırlıyor, iltica hakkı
veriyor ve maaşa bağlıyormuş...
Amerikalılar bu duruma çok kızıyorlarmış ama Amerikalı
yöneticiler de, menfaatleri kesilir diye, herhangi
bir ciddi tedbir almaya korkuyorlarmış...
Ama günlerden birgün, Amerikan yöneticileri önemli
birşey yapmaya karar vermişler ve Çin'e, Japonya' ya,
Fransa' ya gidip, "lütfen bunlara terorist diye hitap
ediniz, lütfen bunları terörist örgütler listenize
alınız" diye yalvarmışlar...... Artık bu tarihten
sonra Zapata üyelerine resmi yazışmalarda "terorist"
diye hitap edilmeye başlanmış...
Zapata Demokrasi Hakları örgütü üyeleri ise işleri daha
da büyütme yoluna gitmişler... Güney Amerika'dan
aldıkları kokainleri, zengin batı ülkelerine taşımaya ve
orada bunları çok iyi fiyata satarak çok iyi paralar
kazanmaya başlamışlar... Bu uyuşturucu işini yaparken
Avrupalı istihbarat örgütleri de onlara yardım ediyormuş
ama karşılığında "sakın Avrupa' ya bomba atmak filan
yok" diye anlaşma yapıyorlarmış....
Bu olay 20 kusur sene devam etmiş... Amerikan
yönetimi çok çaresizmiş.... Çünkü Zapata (ZDH)
örgütü, birçok politikacıya, seçimlerde ve
sonrasında "masraflar için çok ödeme yaptığı" için pek
de ses çıkarılamıyormuş....
Zapata ( ZDH) üyeleri de bu yoğun ilgi ve alakayı
görünce iyice şımarmışlar.... Artık "Amerika' nın Los
Angeles kenti bizimdir,
atalarımızındır....Meksika asıllı vatandaşların hakkını,
ülkesini geri alacağız" demeye başlamışlar...
Güzel havalarda, Zapatacı' lar Los Angeles sokaklarına
geliyor, etrafı kırıp döküyor, insanları öldürüyor ama
tam polis gelmeye başladığı zaman "gaza basıp"
Meksikaya geri kaçıyorlarmış.... Amerikan polisi onları
sınıra kadar kovalıyor ama İnsan Hakları cemiyeti ve
Birleşmiş Milletler onların önünü kesiyormuş...
Demokrasi örgütleri Amerikan polislerini
"bağımsız bir ülkenin topraklarına girmeye çalışmak ayıp
değil mi, bu anti-demokratik bir harekettir, işgaldir,
bu kanunsuzluğa izin veremeyiz"
diyerek durduruyorlarmış... Amerikan polisi de hudut
çizgisinde öyle baka kalıyormuş....
Meksika sınırının içine kaçan Zapatacı' lar da, "nah
girersin bu hür ve demokratik Meksika' ya" diye
bağırarak, dürbünle gözlemleyen Amerikan polisine "orta
parmak hareketi" çekiyorlarmış...
Bu durum yıllarca devam etmiş...
Bir keresinde Zapata' cılar, birliğine teslim olmaya
giden deniz piyadelerinin otobüsünü durdurmuşlar.... 33
genç kadeti sıraya dizip kurşuna dizmişler... Ama
ülkede hiçbir şey yapılamamış çünkü tüm dünya "biraz
demokratik olun, bu özgürlük savaşçılarına demokratik
davranın, nerede demokratik özgürlükler ve insan
hakları?" diye Amerikalı’lara fırça atıp
baskı yapmışlar...
Yıllar geçmiş....
Bir sabah, Meksika petrol zengini bir ülke olduğu için,
enerji kaynakları delisi Türk'ler Meksika'yı işgal
etmişler...
Türk ordusu tüm ülkeyi yakıp yıkmış... Ama Zapatacı'
lara, bu psikopatları ileride Amerika' ya karşı
kullanırım diye, dokunmamışlar...
Hatta onlara haftalık ziyaretler yapıp bir ihtiyaçları
olup olmadığını sormaya başlamışlar... Zapata' cılara yeni
ve gelişmiş silahlar verip "artık Los Angeles' i daha
sıkı dağıtır, daha çok zarar verebilirsiniz"
demişler...
Bir de eklemişler "sakın yakalanırız filan diye merak
etmeyin, eğer Amerikan polisi sizi yakalarsa,
biz dünyayı ayağa kaldırırız, sizin gibi ezilmiş
gruplara demokrasi ayıbı yapıldığını filan söyleyip sizi
kurtarırız" demişler...
Ama tek yapmanız gereken şey yakalandığınızda
"topraklarımızı bize geri verin, Los Angeles' i
bize geri verin" diye bağırmanızdır demişler...
Yine bir sonbahar gecesi, Zapata Demokrasi Hakları
örgütü (ZDH) üyeleri Los Angeles' teki donanma limanını
basmışlar ve 27 askeri öldürmüşler... Şehirden geçerken
de gıcık oldukları zengin beyaz wasp çocukların
içinde bulunduğu bir minibüsü de otomatik silahlar
ile tarayıp 12 Amerikalıyı öldürmüşler.....
Tabii ki Amerika karışmış... Herkes "yetti artık,
gidin şu Meksika' ya, gebertin şu pislikleri" diye
yürüyüşler yapmaya başlamış... Amerikan ordusu Meksika
hududuna dayanmış...
Ama Amerikan başkanı "vatandaşlarım, acele etmeyiniz,
önce ben bir Ankara' ya gidip Türk Başkanına sorayım,
bakalım o ne diyecek, Meksika' ya girmemize izin verecek
mi" demiş...
Amerikan ordusu karşı çıkmış, sen ne diyorsun yaa
demişler, gıcık olmuşlar..
Amerikan başkanı ısrar etmiş, "ordumuzun Meksika' ya
girmesine şimdi izin veremem... Önce Türk başkanı ile iştişare
edeceğim... İzin isteyeceğim... Hatta belki Meksika' da
birlikte olmamızı teklif edeceğim" demiş...
Bu arada söz birliği etmiş gibi, bütün Avrupalılar,
Araplar, Çinliler vesaire "sakın sınır ötesi harekat
yapmayın, Dünya İnsan Hakları ve Demokrasi sistemine
karşı çıkmış olursunuz" diye sınır ötesi harekat
yapılmasına engel yapmaya çalışmışlar....
Türk'lerin işgali altındaki Meksika' da görevli bir Türk
yarbayın, karaktersiz biri olduğu için özellikle
seçtiği yeni Meksika başkanı ise, emredildiği üzere "biz
hür ve demokratik bir ülkeyiz, sınırlarımızdan içeri bir
sinek bile ayak basamaz" diye televizyona beyanat
vermiş....
Bu arada dünyanın en etkili medya şirketlerinin
patronları ise "bu ırkçı Amerikalıların bir delilik
yapmasını önlemek için taraflı yayın yapabilirsiniz"
diye çalışanlarına talimatlar vermişler....
Tüm bu gelişmeler olurken, Meksikayı işgal eden Türk'
lerin Ankara başkentteki 4 nolu yöneticisi Bay Pirinç,
Washington' a telefon ederek Amerikan Başkanına "no
heyecan siz yapmak, Meksika hür ve demokratik bir ülke,
no sınır geçmek, sınırı geçerseniz karşınızda bizi
bulursunuz" diye söylem çekmiş... Üstelik eklemiş
"eğer söz dinlemez iseniz Ankara' da elimizde bulunan
hakkınızdaki gizli belgeleri Washington' a yollar basına
dağıttırırım" demiş...
Arkadan Ankarada' ki 7 nolu yönetici Bay Mehmet
Washington' u aramış ve Amerikan Dışişleri
Bakanına sıralamaya başlamış: "Şu kopardığınız
yaygaraya bak... biraz kalıbınızdan utanın... yazık
değil mi şu gariban Zapatacı' lara... verin Los Angeles'
i iş bitsin.. sizde kurtulun bizde kurtulalım.... daha
fazla boş işler ile uğraşmayın" demiş....
Pekiyyy, bundan sonra ne olmuş merak ediyor musunuz....
Evet, anlatayım....
Amerikan Başkanı Ankara'
ya gitmiş, ama sınır ötesi harekat için izin alamamış...
Ülkesine döndükten sonra Amerikan vatandaşlarının
öfkesini yatıştırmak için, güvenlik kuvvetleri hakkında
soruşturma açtırtmış....
Türklerin Ankara' da verdikleri tavsiye üzerine Zapata
üyelerine af çıkarmış...
Meksika işgal kuvvetlerinin komutanı Osman paşa, Zapata
örgütünü resmen dağıtmış....
Los Angeles' te yaşayan Meksika kökenliler, Osman paşaya
Türk mandası altında yaşamak için dilekçe vermişler...
Anlaşma gereği Amerika' da otomatik vatandaşlık hakkı
kazanan Zapata üyeleri, Amerikan kongresine
seçilmişler....
Amerikan halkı ise kendini içkiye, eğlenceye vererek
unutmaya çalışmış....
Bir kısım Amerikalı ise kendini dine vermiş, kiliseleri
doldurmuşlar, sabah akşam kutsal kitabı okuyup su gibi
ezberlemişler....
Tüm bu olayların kahramanı Amerikan başkanı
ise seçimleri kaybetmiş ama pes etmemiş.... Son hızla
bir sonraki seçimlere hazırlanmaya başlamış....
Kendine yepyeni bir kampanya sloganı bularak, "beni
yeniden seçerseniz sizlere eski güzel vahşi batı
günlerini yeniden yaşattıracağım" diye mitingler
düzenlemeye başlamış...
Rivayet o ki, eski başkan dostlarına "yakında Ankara'
ya Türk başkanı ile buluşmaya gidiyorum, ondan icazeti
kaptım mı oldu bu iş" diyormuş....
|