|
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, verdiği özel bir izinle Dolmabahçe sarayında yapılan, bir generalin kızının düğününe katılır. Düğüne çok önem veren Atatürk, kendi kızı evleniyormuş gibi düğünü yemekten dekorasyona kadar herşeyi ile yakından ilgilenir. Heryeşin tam ve kusursuz olmasını ister.
İstanbul’un önde gelen en seçkin davetlilerin katıldığı düğünde atmosfer mükkemeldir. Her yer süslenmiş, içkiler, en müstesna yemekler, müzik çalıyor, şarkılar söyleniyor.
Atatürk o gece her zamanki gibi çok şık giyinmiş. Herkesin gözü onun üzerinde. Atatürk ise gelin, damat ve yakınlarıyla sohbet ediyor, hoş vakit geçiriyor.
Dans edenleri keyifle izleyen Atatürk’ün bilinmez ama o gece ilk kez dans etmemesi dikkat çeker. Yoksa Atatürk, muhakkak bir hanımefendiyi eşinden müsaade alarak dansa kaldırır.
Atatürk’ün gözü, yakın masalardan birinde şık giyinmiş ancak başında siyah bir örtü olan kadına takılıyor. Bu kadın düğüne geldiğinden itibaren Atatürk’ün dikkatini çeker.
Gecenin ilerleyen saatlerinde düğün sona erdikten sonra Atatürk yerinden kalkıp o başı siyah örtü ile kapalı hanımefendinin yanına gider. Kendine has nezaketi ile “Hanımefendi kıyafetiniz çok güzel, otururken de sizi izledim, her şey güzel de şu başınızdaki siyah örtüyü anlayamadım. Ben artık kara çarşaflar, kara peçeler, baş örtüleri pek istemiyorum, müsaade eder misiniz, şunu bir kafanızdan çıkarıp atayım” der.
Hanım önce şaşırır. Sonra başıyla olur gibi ifade kullanınca, Atatürk hanımefendinin başörtüsünü eliyle zarif bir şekilde çıkartıp yanında bulunan bir adamına verdikten sonra yine aynı kibarlık ve nezaketle kadında dönerek, ”Bu güzel saçlar kapatılır mı hiç?”
Atatürk, yavaşça eğilip yaşlı hanımın elini öper. Kadıncağızın gözleri dolu dolu olur ve “Paşam elinizi öpebilir miyim?” der ve elini uzatan Paşa’nın ellerini defalarca öper. Yaşlı kadın gözyaşları içinde Atatürk’e bakar, “Söz Atam söz. Artık başımı asla kapatmayacağım” der.
Yukarıda okuduğunuz bu satırlar, ATATÜRK’ün Çankaya Kütüphanecisi Nuri Ulusu’nun oğlu Futbol Federasyonu eski Başkanı Mustafa Kemal Ulusu’un merhum babasından kalan notları derlediği kitaptan alınmıştır.
Kitabın adı ise “Bir kadınla baş örtüsü hikayesi” başlıklı bölümünde yer alıyor.
Bu satırları köşeme taşımamın nedeni ise bugünün Türkiye'sinde bile ders alınması gereken bazı konular olduğunu siz değerli okuyucularımla paylaşmak..
|