|
Sevgili okuyucularım...Başlığı okuyup, körü körüne Atatürk hayranı olduğumu
düşünmenizi istemem...
Kurduğu Cumhuriyet ve devrimlerinden dolayı Milliyetçiyim, Atatürkçüyüm, her şeyden önce Atatürk Milliyetçisiyim...
Durup dururken bunları neden yazıyorum...
Gazetecilikte belli bir saygınlık kazanan... Eserleriyle halkın gönlüne taht kuran... TV’lerde yaptığı programlarla kamuoyunun sevgisine mahzar olan Can Dündar, bir avuç para için tüm karizmasını çizdirdi...
Maddi açgözlülük içinde olanların başına bu tür olaylar eninde sonunda gelir... Tıpkı Can Dündar’ın başına geldiği gibi...
Dündar’ın, sokak ağzıyla konuşulan bir hitap şekliyle Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e “Mustafa” demesi zaten ilk anda kamuoyunun tepkisini almıştı...
Dündar, “Mustafa” yerine “Mustafam” deseydi belki daha güzel olurdu...
Belgesel’de mümkün olduğu kadar Ulu Önder’in sözde kötü olan yönlerini beyaz perdeye getirip halkı Atatürk’ten soğutmak ve genç nesilere kötü göstermek...
Ama olmadı... Pimini çektiği bomba elinde patladı... Karizma, kişilik ve saygınlık yerlerde, kala kala dolu bir cüzdan kaldı...
xxxx
“Mustafa” belgeselini izleyip ellerini ovuşturanların yüzüne inen şamarı Türkiye İş Bankası hazırladı...
Banka, yıllar önce merhum Celal Bayar tarafından Türkiye İş Bankası’na yaptırılan “Atatürk Sevgisi” adlı filmden alınan 7 dakika 18 saniyelik görüntü bir belgesel niteliğinde.
Yıl 1930. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, ABD Büyükelçesi Joseph C. Grew’i Ankara’daki Atatürk Orman Çiftliği’ne davet eder...
Atatürk, o dönem ABD Büyükelçesi ile çok akıcı bir Fransızca ile konuşur...
Çünkü o yıllarda, dünyanın politik arenada kabul ettiği lisan Fransızca idi...
Atatürk, Orman Çiftliği’ni kuran, büyük emekler sarfeden Tahsin Coşkan’ı yanına davet eder...
Atatürk, Tahsin’i yanına çağırırken de oturacağı koltuğu da gösteriyor. Yani ayakta durup bilgi vermesine izin vermiyor. Hem de ABD Büyükelçisi’nin yanındaki koltuğa oturtarak halkına verdiği değeri gösteriyor...
İşte Atatürk’ün büyüklüğü buradan geliyor... Kendi vatandaşını, kendi yurttaşını bir yabancıya kaşı ezmiyor. O’na hakkettiği değeri veriyor...
Okumuşsunuzdur... Günün birinde Atatürk, yabancı konuklarına yemek verir. Garson servis sırasında elindeki yemeği konuğun üzerine döker... Yemeğe katılan Türk yetkililer, korku içinde Atatürk’ün ne söyleyeceğini merak içinde beklerler...
Atatürk, konuğuna döner alçak bir ses tonuyla, “Kusura bakma. Ben bu millete her şeyi öğrettim ama uşak olmayı öğretemedim...” der.
İşte Atatürk’ün büyüklüğü... Atatürk oluşu ve 7 düvele kafa tutması bu özelliklerinden kaynaklanıyor...
Can Dündar, isteği kadar cukkayı doldurmak için Atatürk’ü kötülesin... Atatürk, Türk Milleti’nin gözünde yine de en büyüktür...
Boşuna dememişler En Büyük Türk, Atatürk...
|