.
 

.

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

 

 MISIR GİZEMİNİ KORUYOR
.

Haberleri okurken geçenlerde bir haber gözüme çarptı ister istemez konuya hakim olduğum içindir belkide.

 

Mısır Kültür Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, arkeologların, 76 cm büyüklüğündeki II. Ramses’e ait olduğunu düşündükleri, Nil Deltası'ndaki Tell Basta kasabasında granit bir heykel buldukları yönündeydi.

 

Arkeologlar, yalnızca baş kısmını ortaya çıkardıkları heykelin geriye kalan kısmını ve Ramses'in inşa ettirdiği tapınağı ortaya çıkarmak için kazılarını sürdürdükleri bildirildi.

 

Bu haberin ardından düşündüm de hala gizemini sürdürmekte Mısır. Anlaşılması güç bir inanç ve mimarileri var. Mumyalayarak ölümü inkâr edip yaşamın devam ettiğini savunmaları ya da firavunları için tapınaklar, piramitler yapmaları.

 

Piramitlerin içinde hazine arayanların kayboldukları yâda araştırıp gizemini çözmeye çalışanların başına kötü olayların gelmesi de ne kadar ilginç olduğunu göstermiyor mu? Mısır, yunanca anlamı Aıgyptos, gizemli toprak, mistik, esrarengiz demek. İsminin anlamında da bir esrarengizlik var.

 

Mısırın gizemini çözebilmek için sadece gidip görmek değil, hissetmek ve algılamak lazım aslında. Algıladığınız şeyi aklettiğinizde size göre gizem biraz ortadan kalkabilir belki.

Mısırın hayat kaynağı ise Nil yani Hapi nehri. Hapi ise Horus’un dört oğlundan biriydi. Hapi ismi, farklı hiyerogliflerle ifade edilmişti; çoğunlukla ama her zaman olmamak kaidesiyle Nil nehri Hapi tanrısı'nın ismiydi.

 

Peki mısırın halkı ne yapardı, tarımla uğraşırdı. Tarımına duyduğu su ihtiyacınıda Nil’den sağlardı. Ülke Nil'in suladığı bir toprak üstüne kurulmuştu ve ırmağın taşkın sularıyla besleniyordu; güneş her gün ışıklarıyla çevreye iyilik saçıyor,

 

Afrika kökenli halk sulama kanallarının bakımıyla uğraşıyor ve huzurunu sağlayan doğal öğelere tapıyordu. 19. yüzyılda baraj ve kanalların yapımı ile daha geniş bir alanda ve sürekli sulama olanağı sağlanmıştır.

 

Nil Nehri üzerinde bulunan Assuan Barajı hem sulama, hem de elektrik üretiminde Mısır için hayati bir önem taşımaktaydı. Nil Nehri tarih boyunca ve günümüzde taşımacılıkta da yoğun olarak kullanılmaktadır.

 

Şuan Mısıra gittiğinizde Nil nehri üzerinde kayıklarla bir gezintiye çıkabilirsiniz. Tabi bunun içinde 100 eura’ya yakın parayı gözden çıkarmak kaidesiyle. Nil nehri Aşağı ve Yukarı Mısır olmak üzere bölünmeler yaşamıştır.

 

Nil nehrinin batısı ölüler diyarı, ölümle ilgili kısımdır. Doğusu ise yaşamla ilgilidir. Yaşam ve ölüm Mısır’da iç içedir.

 

Mısır ilah konularını gökten, topraktan, sudan, bitkilerden, hayvanlardan ve insanlardan alırlar. Mısırlılara göre her şeyin başı gök Tanrısındadır ve bütün eski tarih boyunca, Gök ve Nil ilahları daima en önemli Tanrılar olarak kalmışlardır. Gök İlahının ismi ve şekli değişir.

 

Ancak gökyüzündeki yıldızlar, Güneş ve Ay; en eski ve devamlı ilahlar arasındadır. Sonra yeryüzü ilahları gelir ki, toprak, su ve ağaçlar bunların sembolüdür. Hayvanlar âlemi ise Mısır ilahları arasında en kalabalık yeri işgal ederler.

 

Mısır, tarihinin ilk dönemlerinde farklı kabilelerden, daha sonra da farklı nomoslardan oluştuğu için, Mısır panteonu çok sayıda tanrı ile doludur. Bu yerel tanrıların esas ilk merkezleri kesin olarak tespit edilmemiştir ve birçoğu daima malum olmuştur.

 

Mesela Aşağı Mısır’da Horus, Busiris’te Osiris, Memfis’te Ptah, Dendara’da Hathor gibi. Bunlardan biride bahsettiğimiz üzere Busiris’te ki Osiris’tir. Kısaca Mısır’da farklı zamanlarda, farklı bölgelerde, farklı inanç simgeleri görülmektedir.

 

Mısırda 80’den fazla piramit vardır. Bunlardan en önemlileri Giza’daki üç piramittir. Mikerinos  – Keops  – Kefren‘dur. Mikerinos; İlahi yani Ra’nın kudretidir. Keops; ışık alanıdır.

 

Kefren ise; büyüklüktür, Ra ortaya çıkar. Kefren piramidine diğer bir deyişle Khufu denir. Aslında lahitten yanlış tercüme edilmiştir. Chufu olarak tercüme edilmiş ama Reufu olması gerekmektedir.
 

Kadim Mısırda, tanrıların göksel aksı ile insanların yersel aksın kesiştiği yer burasıdır ve sembolik hac oluşur. Bu kesişmeyi sağlamak için piramitler gereklidir. İlahi aksla, yaşam aksını birleştirmek için tapınaklar yaparlar.

 

Eski Mısır'da firavunlar, hükümdar ve ülkenin efendileriydi. Mısır'ın mutlak hakimleri olan Firavunlar, kendilerini "ilah" olarak göstermiş ve insanların kendilerine tapınmalarını istemişlerdir. Ülkeyi fıravun yönetmektedir. Fıravuna ‘’Büyük evin sahibi’’ de denmektedir.

 

Ona rahip topluluğu eşlik eder. Her sabah özel törenle giysilerini giyer ve ayinle güneşi karşılar, yine güneş batarken tören yapılır. Rahiplerle ilgili fazla bir bilgi yoktur. Teb başkent iken, rahipler devşirme sistemiyle seçilirdi ve yeteneklerine göre tapınaklarda ya da saraylarda hizmet ederlerdi.

 

 Hayat sadece yaşamak değildir. Yaşam insanın iki bacağının üzerindedir. Biri yaşam, diğeri ölümdür. Bir paranın iki yüzü gibidir. Magnifikasyonun amacı Osifikasyonu sağlamak olduğu gibidir. Biz yarın başımıza ne geleceğini bilmemekteyiz ama Mısır yarın ne olacağını bilmektedir.

 

O Nur’a dönecektir. Bu dönüşüm içinde tek yol evrimleşmektir. Yoksa tekrar tekrar bu döngüyü yaşayacaktır. Adalet terazisinden geçip, Tanrıya ulaşamazsa, tekrar hayata gönderilecek ve döngü devam edecektir.
.
.
.
.

.

.

.

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


.

.

.