|
Haberleri okurken geçenlerde bir haber gözüme çarptı
ister istemez konuya hakim olduğum içindir belkide.
Mısır Kültür Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada,
arkeologların, 76 cm büyüklüğündeki II. Ramses’e ait
olduğunu düşündükleri, Nil Deltası'ndaki Tell Basta
kasabasında granit bir heykel buldukları yönündeydi.
Arkeologlar, yalnızca baş kısmını ortaya çıkardıkları
heykelin geriye kalan kısmını ve Ramses'in inşa
ettirdiği tapınağı ortaya çıkarmak için kazılarını
sürdürdükleri bildirildi.
Bu haberin ardından düşündüm de hala gizemini
sürdürmekte Mısır. Anlaşılması güç bir inanç ve
mimarileri var. Mumyalayarak ölümü inkâr edip yaşamın
devam ettiğini savunmaları ya da firavunları için
tapınaklar, piramitler yapmaları.
Piramitlerin içinde hazine arayanların kayboldukları
yâda araştırıp gizemini çözmeye çalışanların başına kötü
olayların gelmesi de ne kadar ilginç olduğunu
göstermiyor mu? Mısır, yunanca anlamı Aıgyptos, gizemli
toprak, mistik, esrarengiz demek. İsminin anlamında da
bir esrarengizlik var.
Mısırın gizemini çözebilmek için sadece gidip görmek
değil, hissetmek ve algılamak lazım aslında.
Algıladığınız şeyi aklettiğinizde size göre gizem biraz
ortadan kalkabilir belki.
Mısırın hayat kaynağı ise Nil yani Hapi nehri. Hapi ise
Horus’un dört oğlundan biriydi. Hapi ismi, farklı
hiyerogliflerle ifade edilmişti; çoğunlukla ama her
zaman olmamak kaidesiyle Nil nehri Hapi tanrısı'nın
ismiydi.
Peki mısırın halkı ne yapardı, tarımla uğraşırdı.
Tarımına duyduğu su ihtiyacınıda Nil’den sağlardı. Ülke
Nil'in suladığı bir toprak üstüne kurulmuştu ve ırmağın
taşkın sularıyla besleniyordu; güneş her gün ışıklarıyla
çevreye iyilik saçıyor,
Afrika kökenli halk sulama kanallarının bakımıyla
uğraşıyor ve huzurunu sağlayan doğal öğelere tapıyordu.
19. yüzyılda baraj ve kanalların yapımı ile daha geniş
bir alanda ve sürekli sulama olanağı sağlanmıştır.
Nil Nehri üzerinde bulunan Assuan Barajı hem sulama, hem
de elektrik üretiminde Mısır için hayati bir önem
taşımaktaydı. Nil Nehri tarih boyunca ve günümüzde
taşımacılıkta da yoğun olarak kullanılmaktadır.
Şuan Mısıra gittiğinizde Nil nehri üzerinde kayıklarla
bir gezintiye çıkabilirsiniz. Tabi bunun içinde 100
eura’ya yakın parayı gözden çıkarmak kaidesiyle. Nil
nehri Aşağı ve Yukarı Mısır olmak üzere bölünmeler
yaşamıştır.
Nil nehrinin batısı ölüler diyarı, ölümle ilgili
kısımdır. Doğusu ise yaşamla ilgilidir. Yaşam ve ölüm
Mısır’da iç içedir.
Mısır ilah konularını gökten, topraktan, sudan,
bitkilerden, hayvanlardan ve insanlardan alırlar.
Mısırlılara göre her şeyin başı gök Tanrısındadır ve
bütün eski tarih boyunca, Gök ve Nil ilahları daima en
önemli Tanrılar olarak kalmışlardır. Gök İlahının ismi
ve şekli değişir.
Ancak gökyüzündeki yıldızlar, Güneş ve Ay; en eski ve
devamlı ilahlar arasındadır. Sonra yeryüzü ilahları
gelir ki, toprak, su ve ağaçlar bunların sembolüdür.
Hayvanlar âlemi ise Mısır ilahları arasında en kalabalık
yeri işgal ederler.
Mısır, tarihinin ilk dönemlerinde farklı kabilelerden,
daha sonra da farklı nomoslardan oluştuğu için, Mısır
panteonu çok sayıda tanrı ile doludur. Bu yerel
tanrıların esas ilk merkezleri kesin olarak tespit
edilmemiştir ve birçoğu daima malum olmuştur.
Mesela Aşağı Mısır’da Horus, Busiris’te Osiris,
Memfis’te Ptah, Dendara’da Hathor gibi. Bunlardan biride
bahsettiğimiz üzere Busiris’te ki Osiris’tir. Kısaca
Mısır’da farklı zamanlarda, farklı bölgelerde, farklı
inanç simgeleri görülmektedir.
Mısırda 80’den fazla piramit vardır. Bunlardan en
önemlileri Giza’daki üç piramittir. Mikerinos – Keops
– Kefren‘dur. Mikerinos; İlahi yani Ra’nın kudretidir.
Keops; ışık alanıdır.
Kefren ise; büyüklüktür, Ra ortaya çıkar. Kefren
piramidine diğer bir deyişle Khufu denir. Aslında
lahitten yanlış tercüme edilmiştir. Chufu olarak tercüme
edilmiş ama Reufu olması gerekmektedir.
Kadim Mısırda, tanrıların göksel aksı ile insanların
yersel aksın kesiştiği yer burasıdır ve sembolik hac
oluşur. Bu kesişmeyi sağlamak için piramitler
gereklidir. İlahi aksla, yaşam aksını birleştirmek için
tapınaklar yaparlar.
Eski Mısır'da firavunlar, hükümdar ve ülkenin
efendileriydi. Mısır'ın mutlak hakimleri olan
Firavunlar, kendilerini "ilah" olarak göstermiş ve
insanların kendilerine tapınmalarını istemişlerdir.
Ülkeyi fıravun yönetmektedir. Fıravuna ‘’Büyük evin
sahibi’’ de denmektedir.
Ona rahip topluluğu eşlik eder. Her sabah özel törenle
giysilerini giyer ve ayinle güneşi karşılar, yine güneş
batarken tören yapılır. Rahiplerle ilgili fazla bir
bilgi yoktur. Teb başkent iken, rahipler devşirme
sistemiyle seçilirdi ve yeteneklerine göre tapınaklarda
ya da saraylarda hizmet ederlerdi.
Hayat sadece yaşamak değildir. Yaşam insanın iki
bacağının üzerindedir. Biri yaşam, diğeri ölümdür. Bir
paranın iki yüzü gibidir. Magnifikasyonun amacı
Osifikasyonu sağlamak olduğu gibidir. Biz yarın başımıza
ne geleceğini bilmemekteyiz ama Mısır yarın ne olacağını
bilmektedir.
O Nur’a dönecektir. Bu dönüşüm içinde tek yol
evrimleşmektir. Yoksa tekrar tekrar bu döngüyü
yaşayacaktır. Adalet terazisinden geçip, Tanrıya
ulaşamazsa, tekrar hayata gönderilecek ve döngü devam
edecektir.
|