.

 

.

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

 

 MADEM ÖYLE, İŞTE BÖYLE
.

Kredi kartları! Hayatımızın vazgeçilmez unsurları, alışkanlıkları…

Kimi zaman hayatımızı renklendirdikleri halde çoğu zaman hayatımızı zehir eden ileri teknoloji ürünleri onlar.

Onlar sayesinde, kendimizi her şeye sahip olabilir zannediyoruz.

Onlar sayesinde, adeta evrim geçiriyor, değişiyor ve alma hırsıyla yanıp tutuşuyoruz.

Kartımıza yüklenen limit bizi aldatıyor. Sanki cebimizde olan para o gibi hiç çekinmeden harcayabiliyoruz.

Hesabını bileni bile baştan çıkarabilecek kadar mistik bir zekâya sahip bu kartlar.

Tabi bu zekâyı, bu cazibeyi de ona veren bankaların türlü menfaatleri ve kâr yapma arzuları oluyor.

Komisyon, faiz, masraf vs. adı altında yapılan kesintilerin ardı arkası hiç kesilmiyor.

Bir de kredi kartı yıllık üyelik aidatları var. Her banka kendisine göre değişik oranlarda yıllık aidatlar alıyor müşterilerinden.

Tamam! Kredi kartlarının maliyeti yüksek bir ürün olduğunu kabul ettik ama kabul edemediğimiz alınan bu ücretin bir ayarının, ortasının olmaması.

Bankadan bankaya fark eden bu kadar fahiş tutarsızlıklar olmaz ki!

Üç aşağı beş yukarı belirli bir maliyeti olmalıdır bu kartların.

Eğer illaki bir ücret talep edilmesi, alınması gerekiyorsa art niyete şüpheye ortam yaratmadan müşterilerin ‘neden’ sorusuna yanıt olabilecek gerçekçi açıklamalar yapılmalıdır.

Yapılmalıdır ki, insanlar artık bankalarına güvenebilsin ve iyi niyet çerçevesinde taraflar arasında bir düzen kurulsun.

Müşteri hakkını arayacağı ya da aramayacağı yeri bilsin.

Sürekli gazetelerde olsun, televizyonlarda olsun, kredi kartı yıllık üyelik ücreti hakkında konuşmalar yapılıp duruyor.

Ama sonuç, sonuç nerde?

Hala hakkımızı arayan biz, kredi kartı sahipleri, biz mağdurlar.

Bakın mesela en yakın zamanda yaşadığımız bir olaydan yola çıkayım.

Akbank!

İsmi sayılır bankalardan…

Gelin de hizmet anlayışını görün…

Bankalarında hesabımız olmasını kendilerine fırsat bilip adımıza kredi kartı çıkarıp adresimize gönderiyorlar.

Aramızda tanzim edilmiş ne bir kredi kartı sözleşmesi var, ne de bu sözleşmeyi imzalayan biri.

Bankanın bu iyi niyetli yaklaşımına karşı, biz de iyi niyet göstererek kredi kartlarını alıyoruz.

Yaptığımız her alışverişimizin, nakit çekimimizin ödemelerini geciktirmeden zamanında yapmamıza rağmen banka aramızda kurulan ilişkileri zorlamak istercesine hiç çekinmeden bizden kredi kartı yıllık üyelik ücreti talep ediyor.

Oysa bankaya, yapmayı taahhüt ettiğimiz hiçbir şart yok.

Nasıl oluyor da bizden bunu istiyor diye araştırırken bankanın gönderdiği kredi kartını kabul etmekle aslında bankanın sözleşme şartlarını kabul etmiş olduğumuzu öğreniyoruz.

Bu noktada bazı yetkili kurum ve kuruluşlardan hakkımızı arayabileceğimiz bilgisini alıyoruz.

Hemen konuyla ilgili bankanın genel müdürlüğüne, kredi kartı yıllık üyelik ücreti hakkındaki itirazımızı belirten iadeli taahhütlü bir yazı gönderiyoruz.

Fakat banka bu yazıya, yazılı bir cevap verme lüzumunu bile görmüyor. Ancak cep telefonumuza isteğimizin olumsuz değerlendirildiğine dair mesaj çekerek bizi başından savma yoluna gidiyor.

Ama çok geçmeden ev telefonumuzu arayıp yeni verecekleri hizmetin ayrıntılarını anlatmak isteme cüretini gösterebiliyor.

Unuttukları nokta, müşteri memnuniyeti. Onlar hem gelen şikâyetleri itirazları dikkate almayacak, müşterileriyle gerektiği şekilde ilgilenmeyecek hem de hizmet sunma çabalarında olumlu ilerlemeler kaydedecekler.

Yok, böyle yağma!

Tam iki kez iadeli taahhütlü yazı gönderdik ve müşteri hizmetlerine de durumu aktardık.

Doğru dürüst bir geri dönüşleri bile olmadı. Bu mu hizmet anlayışları?

Diğer birçok ismi sayılı banka bu konuda bir adım geri atarak müşterilerini kaybetmemeyi seçti.

Madem öyle,işte böyle…

Yapacak son bir işimiz kaldı. O da kredi kartı yıllık üyelik ücretinin talep edildiği hesap ekstresini, bankaya gönderilen iadeli taahhütlü yazıyı ve alındı belgesini, ilgili dilekçeyle ikamet ettiğimiz yerdeki kaymakamlığa götürmek.

Sonrasında da olacakları takip etmek ve üstümüze düşeni yerine getirmek.

Memnun kalmadığımız hiçbir mal ve hizmeti kabul etmek zorunda değiliz. Eminim onlarla olan tüm münasebetimizi kesmek en büyük tepkimiz olacaktır. 

                                        ZEHRA GAYE DOĞRUSÖZ
.
.
.
.

.

.

.

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

.