|
Seneler önce bugün ben de çocuktum, okula gidiyordum.
Yaz mevsimini dört gözle bekleyip yaz bitsin hiç
istemiyordum.
Okulun açılacağı ilk gün arkadaşlarımı göreceğim için
sevinçli ama derslere boğulacağım için bir o kadar da
üzgün olurdum.
Ben ilkokulu Bursa’da okuma güzelliğine erişen şanslı
çocuklardandım.
Oturduğumuz evin bahçesi vardı ve gürültüden, egzoz
dumanından eser yoktu.
Kuş seslerini duyar, kelebek peşinde koşar, yeşillikler
arasında yuvarlanırdık.
Hatta biraz da yaramazlık yapar, bahçemizin ya da komşu
bahçelerin ağaçlarına tırmanır, ağaçta meyve yemenin
keyfine varırdık.
Şimdi bakıyorum da, İstanbul’un apartman arasına
sıkışmış dar sokaklarına, acıyorum çocukluğunu gerektiği
gibi yaşayamayan şu küçücük can parçalarına.
Ne eksiği var onların, onlar da çocuk, onların da kanı
kıpır kıpır demeden geçemiyorum.
Okulun açılacağı ilk günler dün gibi hala aklımda.
Simsiyah bir önlüğümüz vardı. Önlüğün göğüs bölgesine
gelen yere de beyaz renkte kocaman bir okul arması
kondurulmuştu.
Yaka takma gibi bir problemimiz hiçbir zaman olmadı.
Neyse ki okulumuz bize bu rahatsızlığı yaşatmamak için
olsa gerek, öğrencilerinin kılık kıyafet düzenine yakayı
koymamıştı.
Anneme ne kadar teşekkür etsem az kalır. Onun sayesinde
parlak çocuk olur, parmakla gösterilirdim.
Günler öncesinden önlüğümü ve yedeğini yıkar, ütüler,
jilet gibi yapardı.
Birde kumaş mendiller vardı. Ondan da en az iki tane
çantaya koymadan olmazdı.
Ayakkabılar siyah ama parlayana kadar boyanır,
cilalanırdı.
Çoraplar klasik beyaz renkti. Çabuk kirlenirlerdi fakat
temiz olduklarında diğer bütün renklere fark atarlardı.
Saçlarda kız çocukları için; eğer uzunsa arkadan lastik
tokalarla toplanır, kurdeleler takılırdı. Kısa ise de
göz önüne gelmeyecek şekilde önlemi alınmaya
çalışılırdı. Aksi halde ilk günden kırık not almak söz
konusuydu.
Erkekler saçları uzun olmamak kaydı ile kız çocuklarına
göre biraz daha özgürdüler. Toplama, kurdele takma
dertleri yoktu. Aynı şampuan reklamlarındaki gibi benzer
bir sloganla ’tara ve çık’ misali.
Tabi en önemli hijyen kurallarından biri olan tırnaklar
kesilmiş olmalıyı da unutmamak lazım.
Yeni eğitim ve öğretim dönemi için alınan çantaları
kullanmak biz çocuklar için hep başka bir heyecan
olurdu. Görüyorum ki, geçen zaman bu heyecandan bir şey
alıp götürmemiş.
Şimdiki basmalı, uçlu kalemler nerde… Bildiğimiz kurşun
kalemler vardı işte. Çantada en az bir iki tane olması
şart koşuluyordu.
Tükenmez kırmızı kalemler olmasına rağmen bizim kırmızı
kalem bulundurmamız ve kullanmamız zorunluydu. Sanırım
silinebildiği için bu tercih ediliyordu.
Bir adet kalemtıraş ve silgi çantamızın vazgeçilmez
elemanlarıydı. Zaten hele bir vazgeçelim, daha sene
başından eksiyi alır otururduk.
Güzel ve renkli günlerdi gerçekten. Herşey zamanında
değerli. Bugün o günleri doyasıya yaşamanın huzuru
içerisindeyim. Ve elbette bu huzuru yaşayan biri olarak
her çocuğun bu keyif dolu okul anılarına sahip olmasını
isterim.
2008-2009 eğitim ve öğretim döneminin tüm çocuklara
hayırlı olmasını dilerim. Başarılar küçük kardeşlerim…
|