.

 

.

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

 

 HAYDİ OKULA
.

Seneler önce bugün ben de çocuktum, okula gidiyordum. Yaz mevsimini dört gözle bekleyip yaz bitsin hiç istemiyordum.

 

Okulun açılacağı ilk gün arkadaşlarımı göreceğim için sevinçli ama derslere boğulacağım için bir o kadar da üzgün olurdum.

 

Ben ilkokulu Bursa’da okuma güzelliğine erişen şanslı çocuklardandım.

 

Oturduğumuz evin bahçesi vardı ve gürültüden, egzoz dumanından eser yoktu.

 

Kuş seslerini duyar, kelebek peşinde koşar, yeşillikler arasında yuvarlanırdık.

 

Hatta biraz da yaramazlık yapar, bahçemizin ya da komşu bahçelerin ağaçlarına tırmanır, ağaçta meyve yemenin keyfine varırdık.

 

Şimdi bakıyorum da, İstanbul’un apartman arasına sıkışmış dar sokaklarına, acıyorum çocukluğunu gerektiği gibi yaşayamayan şu küçücük can parçalarına.

 

Ne eksiği var onların, onlar da çocuk, onların da kanı kıpır kıpır demeden geçemiyorum.

 

Okulun açılacağı ilk günler dün gibi hala aklımda. Simsiyah bir önlüğümüz vardı. Önlüğün göğüs bölgesine gelen yere de beyaz renkte kocaman bir okul arması kondurulmuştu.

 

Yaka takma gibi bir problemimiz hiçbir zaman olmadı. Neyse ki okulumuz bize bu rahatsızlığı yaşatmamak için olsa gerek, öğrencilerinin kılık kıyafet düzenine yakayı koymamıştı.

 

Anneme ne kadar teşekkür etsem az kalır. Onun sayesinde parlak çocuk olur, parmakla gösterilirdim.

Günler öncesinden önlüğümü ve yedeğini yıkar, ütüler, jilet gibi yapardı.

Birde kumaş mendiller vardı. Ondan da en az iki tane çantaya koymadan olmazdı.

 

Ayakkabılar siyah ama parlayana kadar boyanır, cilalanırdı.

 

Çoraplar klasik beyaz renkti. Çabuk kirlenirlerdi fakat temiz olduklarında diğer bütün renklere fark atarlardı.

Saçlarda kız çocukları için; eğer uzunsa arkadan lastik tokalarla toplanır, kurdeleler takılırdı. Kısa ise de göz önüne gelmeyecek şekilde önlemi alınmaya çalışılırdı. Aksi halde ilk günden kırık not almak söz konusuydu.

Erkekler saçları uzun olmamak kaydı ile kız çocuklarına göre biraz daha özgürdüler. Toplama, kurdele takma dertleri yoktu. Aynı şampuan reklamlarındaki gibi benzer bir sloganla ’tara ve çık’ misali.

 

Tabi en önemli hijyen kurallarından biri olan tırnaklar kesilmiş olmalıyı da unutmamak lazım.

 

Yeni eğitim ve öğretim dönemi için alınan çantaları kullanmak biz çocuklar için hep başka bir heyecan olurdu. Görüyorum ki, geçen zaman bu heyecandan bir şey alıp götürmemiş.

 

Şimdiki basmalı, uçlu kalemler nerde… Bildiğimiz kurşun kalemler vardı işte. Çantada en az bir iki tane olması şart koşuluyordu.

 

Tükenmez kırmızı kalemler olmasına rağmen bizim kırmızı kalem bulundurmamız ve kullanmamız zorunluydu. Sanırım silinebildiği için bu tercih ediliyordu.

 

Bir adet kalemtıraş ve silgi çantamızın vazgeçilmez elemanlarıydı. Zaten hele bir vazgeçelim, daha sene başından eksiyi alır otururduk.

 

Güzel ve renkli günlerdi gerçekten. Herşey zamanında değerli. Bugün o günleri doyasıya yaşamanın huzuru içerisindeyim. Ve elbette bu huzuru yaşayan biri olarak her çocuğun bu keyif dolu okul anılarına sahip olmasını isterim.

 

2008-2009 eğitim ve öğretim döneminin tüm çocuklara hayırlı olmasını dilerim. Başarılar küçük kardeşlerim…
.
.
.
.

.

.

.

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

.