.

 

.

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

 

 DOSTLUK
.

Ne güzel söylemiş Can YÜCEL:

 

“Dostlar ırmak gibidir…

 

Kiminin suyu az,kiminin çok,

 

Kiminde elleriniz ıslanır yalnızca,

 

Kiminde ruhunuz yıkanır boydan boya…”diye.

 

Haksızda sayılmaz!

 

Her gün işimiz gereği ya da sosyal yaşantımız itibariyle birçok insanla tanışıyoruz.

 

Belli  ki hayatımızda,zamanla farklı boyutlarla yer edinecek ilişkilere yer açıyoruz.

 

Ama hayatımızda yer açtığımız insanın doğru insan mı,yanlış insan mı olduğunu bilemiyoruz.

 

Bu sorunun cevabını aldığımız da ise mutlu olabileceğimiz gibi hayal kırıklığına da uğrayabiliyoruz.

 

Günümüzün dostluk anlayışında artık dostluk dediğimiz şeyle yalnızca ellerimiz ıslanıyor.

 

Ruhumuza hitap eden,ruhumuzu boydan boya yıkayan dosluklar yok denecek kadar az.

 

İnsanlar dostluğun inceliğini bilmedikleri gibi bazıları dostluk kisvesi altında karşılarındakini enayi yerine koyup onun olanak ve varsa pırıltısından istifade ederek basamak atlamaya çalışıyor.

   

Artık başkasının değerli meziyet ve imkanları gölgesinde nasıl basamak atlayacaksa bilinmez,böyle böyle bende ucundan kaparım düşüncesiylen içi boş gelmişim zaten,içi boşta gideyim diyor sanki.

 

Hakikaten Can YÜCEL’in dediği gibi,insan var,üstü nilüferlerle kaplı bulanık bir göl…

 

Ne kadar uğraşsak göremiyoruz aslını astarını,anlayamıyoruz amacını.

 

Oysa nilüferlerle bezenmiş güzelliği büyülüyor,masumiyeti saflığı kandırıyor bizi.

 

Ve rüya bitip gerçeği yani kişiliğini tüm çıplaklığıyla gördüğümüz vakit,dostluk adına ne kadar boşa vakit kaybettiğimizi,emek harcadığımızı fark ediyoruz.

 

Üzülüyoruz elbetteki ama boş.

 

Karşımızdaki insan canımızı sıkmamıza değmezmiş anlıyoruz.

 

Kalbimize akıttığınız yaşlar onun umrunda bile değilmiş oysa.

 

Meğer biz,onun hayatının sadece bir perdesinde yer alan sıradan bir oyuncuymuşuz.

 

Ve sahnemiz bitip rolümüz tamamlanınca yerimizi çoktan yenilerine bırakmışız.

 

Yine Can YÜCEL diyor:

 

“İnsan var,coşkun bir akarsu…

 

Yaklaşmaya gelmez,alır sürükler.

 

Tutunacak yer göstermez beyaz köpükleri!

 

Ne zaman nerede bırakacağı belli olmaz.

 

Bu tip insanla bir ömür dolmaz.”

 

 

İnsanoğlu çoğu zaman renk,heyecan arıyor hayatında.Hatta kendi eksikliklerini başkalarının hayatında tamamlamaya çalışıyor.

 

 

Olmadı,kendini olduğundan farklı göstererek karakter maskeleri takıyor.

 

İşte böyleleri,daha kendini tam çözememişken peşine taktıklarınıda kendi girdabında perişan ediyor.

 

Oysa okyanus bulmak,dere bulmak lazım dostluklarda…

 

Görüntüsü kadar derinlikleri de cezbetmeli insan ruhunu.Tanıdıkça sevebilmeli,paylaşabilmeli.

 

Varsın sakin,durgun olsun ama insan onun yanındayken huzur bulsun.Her an tehlikelere karşı çıkarılan kalkan ez azından onunlayken yerinde dursun.İçimizdekiler ileride bize kullanılır düşüncesiyle gizlenmesin.

 

Bir dost tavsiyesine hasret kalmayalım!

 

Son olarak Can YÜCEL’in dediği gibi,”İNSAN, İNSAN OLMALI.” diyelim.

 

Önce insan olsun,dostluk zaten gelir ardından...
.
.
.
.

.

.

.

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

.