|
İstanbul’un hareketli ve renkli semtlerinden biri olan
Beşiktaş,bugünlerde sakin ve sessiz günlerini yaşıyor.
Hala şehirde bulunupta tatile gidemeyen vatandaş soluğu
deniz kenarında,gölgelik alanlarda aldığı için
Beşiktaş’a rağbet yine oluyor ama kış ya da sonbahar
aylarında Beşiktaş’taki yoğunluğu bilenler için eminim
bu görüntü esas kalabalığı oluşturmuyordur.
Mesela ben,en son Pazartesi gittim Beşiktaş’a…Hem
alışveriş hem de tanıdık ziyaret etme bahanesiyle…
Sıcak o kadar bunalttı ki beni,ne deniz ne vapur ne de
doğal güzelikler gözüme gözükmedi bile.
İşlerimi hallettikten sonra çabucak otobüs duraklarının
yolunu tuttum.
Ne yazık ki gün benden yana değildi…
Bineceğim otobüs için oluşan kuyruk yola kadar
uzanmıştı.
Neyse…Elim mahkum girdim kuyruğa.
Uzunca bir süre bekledikten sonra nihayet beklediğim
otobüs geldi.
Kuyruktaki herkes sırasını takip ederek düzenli bi
şekilde otobüse bindi.En azından bana kadar herşey
yolundaydı.
Yerime oturup biraz nefeslenmeme fırsat kalmadan
otobüsün ön tarafında bir karmaşa oldu.
Merak ya işte,insanlar sırf karmaşanın görüntüsünü
yakalayabilmek için kalabalığı yarıp birbirlerinin
üstüne çıktılar.
Karmaşa benim görüntü alanımda olduğu için ben de
mecburen bu can sıkıcı olaya başından beri tanık olma
durumunda kaldım.
Olay benim gördüğüm kadarıyla şöyle gelişti…
On altı,on yedi yaşlarında bir delikanlı ile yanında
aşağı yukarı kendinden birkaç yaş büyük bir kız
ellerinde tostlarla otobüse binmek istediler.Ama herkes
gibi otobüse binmek için sıraya girerek değil,insanların
sıradaki haklarını çalarak binmeyi tercih ettiler.
Kız,yaşlı bir teyzenin önüne geçerek otobüste boş olan
yere oturdu.Delikanlı ise ancak teyzenin arkasındaki
başka birinin önüne geçti.
Böyle olunca da yaşlı teyze otobüsteki son boş yere,tesadüf
o ki,kızın
yanına oturdu.
Delikanlı yaptıkları işmiş gibi birde kızın yanına
oturabilmek için teyzeye:‘Kalk’
dedi.
Tabi teyze de bu duruma isyan ederek:’Zaten önüme
geçtiniz,bir de utanmadan kalk mı diyorsunuz?Sözde
gençsiniz,sizin kalkıp bize yer vermeniz gerekirken biz
mi size yer vereceğiz,saygısızlar.’ dedi.
Delikanlı da hiç istifini bozmadan gayet laubali bir
şekilde,’Sen genç miydin yav,ben seni genç kız
zannettim’ diyerek vaziyeti daha da çirkinleştirmeye
devam etti.
Otobüste bu duruma gençlerden ve otobüs şoföründen
hiçbir müdahale gelmezken ileri yaşlarda olan bir iki
bey yaşlı teyzeye arka çıktılar.
Bu sefer de delikanlı yarattığı huzursuzluğu daha da
arttırarak tehditler savurmaya başladı.Hatta cebinde
kimsenin fark etmediği bıçağına sarılarak bir felakete
yol açmaya çalıştı.
Neyse ki yanındaki kız,ilk defa doğru bir harekette
bulunarak delikanlıyı sakinleştirdi ve gerilen sinirleri
yatıştırmaya uğraştı.
Bıçak cepte kaldı kalmasınada,delikanlı bir kere yaydan
çıktı,herkese gözdağı vermeye başladı.
Hatta bir ara delikanlı:’Ben Karagümrük’lüyüm’ diyerek
yaşlı teyzeye bile imada bulundu.
Yaşlı teyzedeki de cesaret:’Oğlum
ben eski Fatih’liyim.Çevrem geniş,hiçbir şey yapamazsın’
dedi.
Koptu kopacak kıyamet derken yaşlı teyze bir durakta
indi.
Delikanlı ve yanındaki kızda bir başka durakta indi.Ama
delikanlının otobüsten inerken ki halini bir
görseniz,’Allah korumuş ‘ derdiniz.
Bir omzu yukarda bir omzu aşağıda,elinde tesbihi,sağa
çeken bir yürüyüş ve tam tarifiyle BELA…
Otobüsten indi fakat gördüğüm kadarıyla rahat
durmadı.Dışardan otobüsün içinde kavga ettiği ileri
yaşlı beyleri aradı.Artık ne yapacaksa?
Hayret ettiğim nokta,otobüstekilerin güvenliğini
tehlikeye sokan bu zatta,otobüs şoförünün herhangi bir
tepki vermemesiydi.
En azından otobüsü durdurup polis çağırabilirdi.
Ya bu olay kötü bir şekilde sonuçlansaydı…
Bu kadar ucuz mu insan hayatı?
Bize dokunmayan yılan bin yıl yaşasın zihniyeti…
Peki o yılan olurda bir gün bize dokunur,biz de
çevremizde kimseyi bulamazsak?
ZEHRA GAYE DOĞRUSÖZ
|