.

 

.

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

 

 Espri makineleri
.

Dr Pınar Altınok eşi Erkan Gürel annesi Neriman Altınok’la birlikte Ada vapurundayız. Bir yakınımızı ziyaret için Heybeli’ye gidiyoruz.

 

Çisil çisil yağan yağmur altında Kabataş’taki Beltur’a ait çay bahçesinde oturmuş çaylarımızı içiyoruz. Çaylarımızı içtiğimiz esnada yan masamızda Japon bir iş kadınıyla tanışıyoruz. Gencecik pırıl pırıl bir hanım…

 

Adı Ada Lo… 25 yaşında… Japon olmasına rağmen İngiliz tebalı bir makine mühendisi Lo..  Fakat erken yaşta işkadını olmuş çıkmış. Görünüşüne baktığınızda sıradan bir insan sanırsınız. O kadar mütevazı, o kadar sıradanki. Hiç kimsenin aklına gelmez onun bir dünya devinin başındaki bir kadın olabileceği…

 

Tanışıyor, konuşuyor ve birbirimizin adreslerini aldıktan sonra ayrılıyoruz.

 

Gemideyiz… Pencere kenarında bir yeri kapatıyoruz. Oturuyor ve keyif çaylarımızı içmeye başlıyoruz. Bu sırada iki hayat dolu hanımla tanışıyoruz. Ankara’da yaşayan bu iki güzel ve cıvıl cıvıl hanımla sohbete koyuluyoruz.

 

 

 

Birinin adı Aysel Eminoğlu diğerininse Yücel Kaya… Benim ilgimi Yücel Hanım çekiyor. Çünkü bizi birbirimize bağlayan önemli bir köprünün iki ayağı imişiz haberimiz yok.

 

Yücel Hanım Bosna’yı tanıyor, biliyor ve o topraklarda yaşamış. Çok güzel, güzel olduğu kadar hoş bir hanım. Hepsinden önemlisi hayat dolu bir kadın… Gülüşü çok güzel kahkahası ise hayat dolu…

 

Aysel Eminoğlu’da çok esprili bir hanım. Öyle espriler patlatıyor ki kasıklarımız acıyana kadar gülüyoruz. Vaktin nasıl geçtiğini anlayamadığımız bir vapur gezisi oldu bizim için.

 

Böylesine hayat dolu iki kadın arasında Altınok’umuzu görmeliydiniz. O kadar neşeli, o kadar mutluydu ki anlatamam.

 

İki hanımın anlattığı hikayelerle renkli bir yolculuk yaptığımızı az evvel söyledim. Evet, ben hayatımda gördüm ama Aysel Eminoğlu ile Yücel Kaya adlı bu iki güzel iki hayat dolu hanım gibi super enerjiye sahip üçüncü bir hanım görmedim…

 

Aslında ikiside Ankara’nın önde gelen ailelerinin birer temsilcisi. İkisininde çok güzel bir geçmişi var. İkisi de Ankara’lı olmamalarına karşın Ankara’yı Ankaralı olanlardan daha fazla ve yakından biliyor.

 

33 yıllık arkadaş olan Eminoğlu ve Kaya akılları estiğinde Ankara’dan kaçarcasına İstanbul’a Bodrum’a giderlermiş. Bu defa ki firarlarının adresi İstanbul’un adaları olmuş. Belliki ikiside seyahati çok seviyor. Ama bundan da önemlisi birbirlerini çok seviyorlar…

 

 

Gören herkesi imrendirecek bir arkadaşlıkları var. Aysel hanım tam bir espri makinesi. Bir noktadan sonra normal de konuşsa insanın gülesi geliyor.

 

Yücel Hanım’da ondan aşağı kalmıyor. Söyledim ya. Kendilerinden kat be kat gençlerde olmayan bir enerjiye sahipler. İkiside hayat dolu, ikiside cıvıl cıvıl hanımlar.

 

Bizler genelde hep ruh gibi hanımlar tanıdığımızdan Aysel ve Yücel’in bu canlılıkları karşısında şaşırdık. Demek ki böylesine dört dörtlük hanımlar da varmış dünyada…

 

“- Bu iki güzel kadının eşleri ne kadar şanslı” diye düşündük ister istemez. O kadar güzel hikayeler anlattılar ve bizi hiç gülmeyecek kadar çok güldürdüler ki bunu anlatmam mümkün değil.

 

Hoş yaptıkları esprileri kameraya çektik. Birbirinden güzel ve A kalite esprilerdi onlar.

 

Kadın dediğin Aysel ve Yücel gibi olmalı… İkisi de birbirinden güzel ikisininde yüzlerinin güzelliğinde yürekleri var.

 

Ölüyü diriltecek gülmecelere sahip bu iki özel hanım da Heybeli’de iniyor. Geceyi bir pansiyonda geçirecekler. Ertesi gün Büyükada’dan başlayacaklar adaları gezmeye…

 

Gittikleri her yere neşe götürecekler. Gittikleri her yere hayat götürecekler…

 

Gittikleri her yere hayatın kendisini götürecekler….

 

Birbirimizin adreslerimizi telefonlarımızı alıyor ve istemeyerekte olsa ayrılıyoruz onlardan…

 

Gece boyunca aklımız onlarda kalıyor..

 

Gerek Pınar Hanım, gerek eşi Erkan ve gerekse annemiz Neriman Altınok için super bir vapor gezisi oluyor bizim için…

 

Gezimizi renklendiren bu iki özel insana ne kadar teşekkür etsek az…

 

Sizi unutmadık iki güzel insan!

 

Sizleri unutmadık…

 

“- Unutmanız mümkün mü?” diye soracak olursanız

 

Cevabımız hazır:

 

“- Hayır güzel hanımlar, sizi unutmak mümkün değil”

 

“- Hem de hiç değil”
.

.
.
.

.

.

.

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

.

.