.

 

.

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

 

 Züğürt çenemden dökülenler
.

İş icabı gitmediğimiz otel, memleket, kokteyl, mekan ya da salon kalmadı…

 

Çoğunluk gidemiyor…

 

Yemediğimiz yemek de kalmadı, hindi, ördek, karidesz, ahtapot, kılıç, geyik, kaz hatta yılan falan…

 

Otlar, meyvler, değişik lezzetler desen öyle…

 

Çoğunluk yiyemiyor…

 

Ya içkiler, en pahalından en sertine kadar, şaraptan viskiye, tekiladan caparylere kadar…

 

Çoğunluk içemiyor…

 

(…….!.......)

 

Çoğunulk…

 

Nazım’ın dediği gibi, ‘Beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yiyemeden göçüp giden’ çoğunluk…

 

Şirketlerin, davetlerinde birbirleri ile bol bulamaç kokteyl vermek konusunda neden yarıştıklarını hiç  anlamadım yıllarca…

 

Tamam iki-üç çeşit ön kanepe, iki-üç ara sıcak, iki-üç tane de ana sıcak ve birkaç aperatif…

 

Yeter de artar bile…

 

Ama bazı davetleri görüne insanın, ‘Hay zıkkım yesinler’ diyesim geliyor; kendim de dahil tabii..

 

On çeşit kanepe, en az on çeşit ara sıcak, tam 18 çeşit sıcak, 24 çeşit meze, 41 çeşit tatlı…

 

İçki gırla ve sınırsız…

 

Maliyet, 150 bin YTL en az o da…

 

Ne oldu?

 

A şirketi ya da xyz bankası yeni kredi kartını tanıttı…

 

150 bin YTL…

 

168 bin ekmek yapar, ortamla 335 ailenin aylık ekmek ihtiyacı, ortalama 140 ailenin aylık mutfak ve giimn masrafı; ama bir gecede bir kalemde verilebiliyor…

 

Üstüne bir de 10 bin YTL maliyetli havai fişek…

 

Yani üstüne tüy dikmek de bu…

 

Bu görgüsüzlüğe, bu savurganlığa ne gerek var?

 

Klasik olacak ama olsun!

 

Aç insanları da düşünün…

 

Bedava ekmeği almak için birbirin ezen, açlıktan dolayı bir paket son kullanma tarihi geçmiş nohuda ve bulgura; çocuğunu ve ülkesinin geleceğini yani oyunu satan aç insanları…

 

Dini, imanı, vatın her şeyi bir yana bırakın; insanlığı hatırlayın…

 

Yoksa nedir  bilmiyor musunuz?
.
.
.

.

.

.

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

.