.

 

.

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

 

 Haplar ve insanlar
.

Yaza yaza tükenmez kalemimiz tükendi…

 

Bilir ilmez hap almamanızı, haplanmamanızı defalarca dile getirdik…

 

Yetmedi…

 

İflas etmedik organ kalmadı vücudunuzda…

 

Karaciğer, akciğer, böbrek, bağırsak, dalak…

 

İncecik oldunuz, tüy gibi hafif…

 

Zayıfladınız, zayıfladınız…

 

Ama göçüp gittiniz…

 

Bir ayda yirmi beş kilo verdiniz; şaşmadınız bu işe…

 

Sokak başlarında kandırdılar sizi, tıpkı Türk filmlerindeki 'Tecavüzcü Coşkun' ya da 'Nuri Alço' tipli insanlar çıktı karşınıza; hapladılar sizi…

 

Hepsinin 'Doğal' olduğunu söylediler; inandınız…

 

Hepsinin 'Bitkisel' olduğunu söylediler; kandınız…

 

Hepsinin 'Mankenlerin form tutma ilacı' olduğunu söylediler; kullandınız…

 

İflas etmedik organ kalmadı vücudunuzda…

 

Karaciğer, akciğer, böbrek, bağırsak, dalak…

 

Form tutturacaklardı ya size…

 

Tutturdular, 'Form tutun, bir ayda yirmi kilo verin' diye; tuttunuz da formu tamamı doğal(!), bitkisel(!) haplarla; hayladınız kendinizi ve komşularınızı ve daha birçok arkadaşınızı..

 

Bitkisel bir hayat ve sağlıklı bir yaşmadı size sunulan; gerçekten de öyle oldu…

 

Ve artık…

 

Üzerinizde otlar bitecekti…

 

Otlar ve çiçekler üzerinizde…

 

Mezarınızda…
.
.
.

.

.

.

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

.