.

 

.

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

 

 Kim kime dumduma
.

Bazı televizyon programlarına” psikolog konuk “olarak çağırıyorlar..Ekranlardaki şizofreniyi daha yakından görmek için çok önemli katılmak..

 

Kendini temsil ederek onlarca yanlış konuşan,yanlış yönlendiren insan arasında,hiç değilse Don Kişot’luk yapmış oluyorsun…

 

Birilerinin dur demesi gereken o kadar yanlış tablo var ki,fikrini söyleyip karşı çıktığında muhtemel kapışmalar oluyor canlı yayınlarda.. kimi psikolog arkadaşlarım ne işin var? o programlarda,derken kimisi çok destekliyor..

 

Kalitesiz çoğunluğa meydanı bırakmak değil çözüm,kendini temsil ederek birilerinin haddini bildirmek…

 

Hem danışmanlık,hem psikoloji eğitimime rağmen,medya işlerinin içinde olmam bazılarına tuhaf geliyor…Medeni ülkelerin çok yönlülük olarak değerlendirdikleri farklı  alanlarda iş yapıyor olmak,rahatsız ediyor kalıplara tıkanmış,vizyonu olmayan hemen herkesi…

 

Psikolog olarak çağrıldığım programda eşini aldatan genç bir bayanın duygu durumunu paylaşmaya çalışırken misal İlhan Uçkan hanımefendi fırsat vermiyor,kimseleri konuşturmaya…Nasıl bir ahkam kraliçesi o ayrı konu..

 

”Ben danışmanlıkla,psikologluk arasındaki farkı biliyorum,psikologlar bu konuda kompleksli diye sataşıyor” İyi de ben ayrıca danışmanlık eğitimi almışım,bunu söylemeye fırsat bile bırakmıyor, Shirley Temple ilişki uzmanı…

 

Nasıl ilişki uzmanı olmuş ayrı muamma.. literatürde bir konuda kitap yazınca ki bu kitaplar ucuz reçeteler verip yanlış yönlendiren ,hiçbir ağırlığı olmayan kitaplar,ilişki uzmanı olmuş,kendini öyle ilan etmiş…

 

Yayında tartışınca,reklam arasında sadece ilişki danışmanlığı yapmak için bir donanımı olmadığı halde,bu konuda heryerde konuşmasını onaylamadığımı,ancak kendisiyle bir husumetim olmadığını söylüyorum..Bana küsüyor..Yayında uzak duruyor, sataşıyor.. İki medeni farklı fikri tartışmaktan aciz olduğu halde,ilişkileri yönetmeye kalkıyor heryere çıkıp…

 

Ne biçim psikologsun “hop oturup hop kalkıyorsun” diyor bana,ancak bu bir psikoloji seansı değil,belirli fikirleri tartıştığımız bir ortam,kendinden başka kimsede söz hakkı görmeyen hanımefendinin yanında değil hop oturup hop kalkmak.çok daha fazlası mesleği kurtarmak için yapılır…

 

İnsanları yönlendirirken,kendi hayatından örnek verilmez,ya da bunu şunu yap denilmez,farkındalık kazandırılıp,kişinin “ne yapmak istediği bulunmaya” çalışılır.. İlhan Uçkan,ara ara Hülya Avşar’a ve bir çok ünlüye sataşıp, budur budur şudur diyor bir yandan, rahatça sallayabildiği rakamlar da verebilerek mesela…

 

”Erkek gül gönderiyorsa” ona aşık olunmaz,diyor..Kendi dünyevi tercihlerini aşılıyor aklı sıra…Bülent Ersoy’un eşinin Roman oynamasına nasıl aşık olunmaz,dedikten kısa bir süre sonra bunlar bu saatte kötü örnekler deyiveriyor..

 

Kendi söylediklerinde çelişki yumağı,bu konuda hiçbir formasyon almamış biri nasıl ilişki yönlendirir?..Sahte doktorun neşter izini görebilir herkes ama bu tarzda kendini bilmezliklerin verdiği duygusal hasarları kim fark edebilir acaba?…

 

“Benim üzerimden ünlü olmak ,parlamak istiyorsun” diye sataşıyor.. Misal birine sataşıp parlamak, polemik kovalamak derdi olsa insanın İlhan Uçkan’ı mı seçer?.... İlişki danışmanlığı şirketi varmış, efendim.Olur…

 

4 yıl Cerrahpaşa’da alanda çalışıp, Houston’da oyun terapisi eğitimi almışsanız mesela,yanınızda bu kadına söz verirler… Kim kime dumduma, durumu,mesela ben kriminal psikolojiye ilgi duyarım, bu konuda,”katillerin kurban rehberi”, ” kurban kim,katil nasıl olunur?” diye 7 kitap yazsam kriminoloji uzmanı olur muyum?..

 

Elbette olmam,ama kendi donanımlarına göre davranmayan,kendinde her konuya burnunu sokmayı ve vaaz vermeyi hak gören,bu muhtar danışmanlarla katil bile olurum…
.
.
.
.

.

.

.

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

.