Nereye gitsem Türkçe pop müzik kötü geliyor bu
aralar bana , en son Hande Yener’den Romeo gibi, ya
da Sertab’tan “Sevdam ağlıyor” ‘un remixi gibi
kulüpte dinlerken güzel gelen şarkılardan sonra ,
özellikle bu yaz içe dokunan ya da keyfettiren
şarkı yok sanki…
Kulüplerde müzik dinlerken belirli bir saatten sonra
Türkçe şarkılar çalması beni de eğlendiriyordu çoğu
zaman, ancak ilk kabusu Britney’nin şarkısı Gimme
More’a yapılan Kimi Zaman versiyonunda yaşadım..
Çok şahanelermiş gibi yeniden moda olan yabancı pop
şarkılara Türkçe söz yazmak , meğer gerçekten
marifet istermiş…
70’li yılların sözlerine baktığınızda , misal Fecri
Ebcioğlu’nun sözleri ne güzel şiirmiş ne güzel
şarkıymış… Ya da Fikret Şeneş’in kıymetini gittikçe
daha çok anlıyor insan, etrafta şimdi yazılan Türkçe
sözlü yabancı şarkılara baktıkça… Mesela Ajda’ya
yazdığı ,Hoş gör Sen’i düşünün , şarkının
Fransızcasında da “Sarıl unut”, diyor zaten”..
Hem manaya yakın hem de ne samimi ve keyifli sözler
yazılmış… Seden Gürel’den, Gökhan Özen’e herkesin
bir yabancı çırpması şarkısı var bu aralar,
geçtiğimiz dönemlerin ne kadar bakkal şarkısı varsa
(Hande Yener’in kulakları çınlasın), üstüne
tekerlemeler…
Bu da yetmezmiş gibi arada Almancı popçuların kabus
şarkıları ve Türkçe hip hop şarkılardaki kadın
hareketi…Rapçilerin tahammül edilemez şov
kimlikleri, imajları, daha doğrusu ne hal olduğu
belli değil durumları..
Hani şu Japonya’da otantik ve orijinalliklerini
kaybeden punkçı Japonlar var ya, bizdeki bayan
rapçilerle beraber tekbaşına freak şov olurlar..İç
bulandıran aksanlamacalar, tuhaf sözlü raplemeler,
haller…
Merak ediyorum başlarına neler geldi ya da hangi
travmalardan bu şarkıcı kimliklerini giydiler
üstlerine…
Misal Kolera, benim bildiğim bir bakterinin neden
olduğu bağırsak enfeksiyonuna bağlı şiddetli ishale
neden olan hastalık ancak ne orijinal ki bizim
kolera adında bir rapçimiz var..Ayben’le beraber
ardarda bir dinleseniz, aynı şikayetlerle hastaneye
kaldırılırsınız, güzel müzik duyamadığımız
direncimizin azaldığı şu vakitte…
Bazılarının akıl hocaları yok , bu duruma da yazık
oluyor..Diyelim Bengü, sesi güzel kendi güzel ancak
bir röportajında espri yapmış: Elektronik müzik
çarpar , voltajdan korkuyorum, diye…
Ne diyebilirim,penguen, ya da uykusuz okusalar
gelişmezler mi sizce ?...Bu arada Madonna’nın
yaptığı elektronik müziği seviyormuş, Madonna’nın
elektronik altyapıda remixleri olduğu halde Madonna
ne zaman elektronik yapmış, merak ediyorum…hem tam
da R&b yapmaya başladığı dönemde… Şarkıcı olup bu
mesleğin içinde biri bu kadar mı bihaber olur
dünyadan?…Röportaj hiç vermeseler daha
başarılı..Gerçi şarkılardaki cümlelerden de pek
doğru konuşulabildiği yok...
Dans müzik divası , fasulyeden Donna Summer
yetiştirme deneyi veya yeni imkanlarıyla üstün bir
Madonna çabası olan Hande Yener’in kurmaylarının ,
aşka hipnotize edilebileceklerini,”Aşka hipnozum”
diye bir cümle olmadığını , klinik dilde bildirmek
isterim..
Aşı olmak gibi değildir hipnoz mevzu..Hipnotik
yatkınlık vardır , hipnoz olamazsın, hipnotize
edilirsin...
Ama keşke Serdar ortaç dahil şöyle birkaçı daha
hipnotize edilip, “Sen şarkıcı değilsin, söz yaz,
beste yap ama şarkı söyleme“ diye hipnotik telkinler
alsalar, etki altında kalarak bir tekneye binip
açılsalar, ne mutlu oluruz…
Bu durumda yine can simidim diye Nilüfer dinlemek
istiyorum, o da olmuyor..Kayahan’dan şarkı almaması
tek dertmiş gibi konuşulurken, onca karga sesli
şarkıcının repertuarına Sezen Aksu’nun acımadan
verdiği şarkılarından bir tanesini niye Nilüfer
almaz..Ben alcam kredi kartıyla alınabiliyorsa…
Acaba ”Beste yapcam ,birikimim var “diye inat ediyor
olabilir mi? ya da birileri nezaketle uyarsa kendi
beste yapmasa..Yunanca bir şarkıya Asya için “Olmadı
yar” diye ne güzel sözler yazmıştı oysa ki,
Nilüfer..Söz yazsa yine…
Adnan Ergil besteleri “Haram Geceler”, “Son perde”
gibi şarkılar duymak istiyorum, o güzel
sesinden..Bir insanı çok sevmek her davranışını
kabul etmek değildir,Nilüfer’i çok seviyorum, ama
şarkılar istiyorum en güzelinden…
Sezen Aksu bu yazın ayrı davası..Bu kadar derinliği
olan güzel bir aşk kadının canı ne isterse yapma
özgürlüğü var diyelim..Ama bir albümde 4 ağıt okuyan
Sezen Aksu’dan içimize oturan acının hesabını nasıl
sorcaz..
Aynı albümde Onno Tunç’a, Hrant Dink’e, Mehmetçiğe ,
kanlı coğrafyaların ziyan olan gençlerine
şarkılar..Albümü ilk çıktığı akşam ,bir Salı gecesi
alıp dinlediğimden beri, albümdeki yumruk gibi acıya
tekrar dokunamadım,..
Hazır saçları kısa ve sarıyken ,Portekizli Mariza
misali Fado okusaydı bari, keserdim kendimi ,siz sağ
ben selamet… Allah’tan albümde “Roman” şarkısı var,
belli ki çok hipomanik, Sezen Aksu’ya çok yakışan
bir halle, aşk ilan ediyor ,güzelim bir Roman
şarkıda… Hem meydan da okuyor:”Tak tak vursunlar
beni, aşığım aşık duysunlar beni” diye…
Tıpkı “kuş uçtu uçacak Ahmet’teki, keyif hali var “
şarkının, beni o şarkı kurtardı ilk gece albümde…
Mehmet’te yaylılar yükselip, “Büyümemişsin tanıdım,
çocuk yüzünden” dediği andan itibaren komadaydım
çünkü…
Hele hala etkisinde olduğum “Yarası saklım” gibi
,içime oturan “Yol arkadaşım”şarkısı nefis ama
albümün tamamını dinleyip, hayata devam edebilmek
mümkün değil… Yok güzel şarkı şöyle derdimizi
unutturan,eğlendiren ama duyguya da dokunan …
Derin şarkılarda Sezen hep ozan ,ama çok fazla
…Artık ben küsüm herkese.. Nilüfer’e küsüm ,Sezen
Aksu’ya küsüm…İhtiyacım var beni, hayat bu kadar
ağırken keyiflendirecek şarkılarına…
Ajda, Vitrin’le geri döndüğünde , nasıl bir can
kurtardıysa bizi kurtarsın dili güzel yazarlar,sesi
güzel şarkıcılar….Ajda, Sezen Aksu,Nilüfer,
hepsinden şarkılar isterim, duysunlar beni, bu
diğerlerini toplayıp yollasınlar fezaya….
Şarkı istiyorum şarkı….