Televizyon seyretmek niye bu kadar kabus oldu bana?
hangi vakit neler olup bitti, beni popüler kültürün
ve ekrana yapışanların hallerinden bu kadar
soğutan?..Bir beş dakika açıp baksam televizyona,
cevabımı ne güzel veriyor şahane diyaloglar,
ekrandaki konuklar..
Her defasında popüler kültürden kaçamayarak
yakalanmış oluyoruz sinirleri zorlayıcı ekran
şebeklerine….
Sırrı çözdüm çok kolay, eğitimini almadığınız
konularda ahkam kesmenin bir yolunu buluyorsanız
mesela, ekran bayılıyor size..
Eşi tarafından aldatılmış, aldatılmakla kalmayıp
kepaze edilmiş bir kadın, bir anda bir rehber
danışman edasıyla dertlere derman köşe kapıyor
örnekse…
Hem gazetelerde hem ekranlarda… Köşe kapmak ayrı bir
alem, kimi gazetenin yaz geldiğinde “artık mojito
zamanı “ deyip, bilumum sanatçıyı yıkayıp yağlayan
yavşak köşecilerinin dışında, alanı olmadığı halde
herkese telkinler verenler coşum olmuş, abdurrahman
çelebici medyada…
Üç kere boşanmış bir magazinci, aşk konusunda uzman
oluveriyor, kimse de sormuyor? Nereden geldi bu
unvan, diye?... Sorduklarında da cevaplar nasıl
pişkin, eğitimini almak lazım bu uzmanlardan bu
pişkinliğin…
Bakıyorsunuz bir gece programı, çok donanımlı olduğu
her halinden belli,her lafından
zenginleşebileceğiniz bir doktor bayan programın
sonuna bırakılırken, kör olduğu üzerine yaptığı
esprilerle artık çokunu çıkarmış bir şarkıcı, eline
alıp sazını gak gak ota mota gülüyor..
Sunucular o esna ayrı alem..Karşılarına çıkan her
şarkıcıyı pek seviyorlar, hepsi canları
ciğerleri..Bu yapmacık, içtenlikten yoksun
samimiyetlerin formülünü çözmüş oluyor, her yeni
sunucu ya da yeni sohbet programcıları…
Biraz tutunup, popüler olunca ekranda rahat
olabilmek olarak bildiğimiz meziyet, yavşamaya
dönüşüyor…
Diyelim, kör şarkıcı kabus espriler yaparken, alt
tarafları en az egosu kadar şişmiş bayan sunucu
kakır kakır gülüyor her ne varsa….
Klinikte manik atak dediğimiz manasız maymun
sevinçleriyle en az 40 dakika, doktor konuğu
bekliyorum, birbirlerine gülen kör şarkıcı ve güler
yüz kraliçesini seyrederken…
Arada sesini kısıyorum televizyonun , en azından
albümdeki her şarkıyı sözde beğenen sunucunun,
ayrıca şarkılara hafif saçıyla oynayarak, eşlik
etmelerine maruz kalmamak için….
Eşinin aldatmalarıyla meşhur Venezüella güzeli dert
ablası, çok sakin cevaplar veriyor mesela
okuyuculara,ya da ondan daha beteri de var
isterseniz..
Aile terapistiymiş gibi sabahın köründe, camdan
komşusuna laf atarcasına telefondakilere seslenen,
hiç güven telkin edemeyecek bir cadılıkla , hepinizi
gece görseniz kolaylıkla ürkütebilecek, hepimizi
yiyecek gibi konuşan bir kadın, zavallı genç
kadınlara kocaları hakkında akıl veriyor....
Ekranda yaşlısı genci bir araya toplanıp,
kendilerine karı koca bulan vakalara ne denir ? Onu
hiç bilemem…Bu konuda milletçe pek keyifleniyoruz,
birilerine birilerini hemen yakıştırmaya bayılıyoruz
ki buna argoda ne dendiğini yazmama gerek yok
kanımca…
Gençlerimize hemen bir münasip eş bulma merakımız,
arabulucu olma hevesimiz, ne gazetelerde ne
televizyonlarda hiç değişmeyen meziyetimiz…
Şimdi diyelim Arda, gözde bir genç futbolcumuz, hem
de hoş bir gençken, kiminle yan yana gelse, hemen
Arda’ya medya tezahüratları başlıyor, “Arda yakın
markajda” diye…
İmkanımız olsa ilk geceden , balkon altına gidip
kameralarla, çarşaf bekleyebiliriz kan kırmızı…
Geri ,ataerkil ,ilkel ve kadını ne kadar aşağılayan
meziyetimiz varsa bangır bangır dillerde hem de
ekranlarda yüzlerce kez…
Kadınlar da bir yandan haklı çıkarıyor önyargıları,
örneğin sinema televizyon yüksek lisansı yapmak
yerine Okan Bayülgen’i bir öpüverseniz şahane
kariyer adımı olabilir misal…
Ya da en azından ne yollarla şöhret olduğunuzun bir
belgesi, bir kaseti varsa, o zaman daha kolay
kandırabilirsiniz, geçmişe sünger çeken yapmacık
namus kumkuması, soylu aile kadını rollerinizi…
Masal bile anlatırsınız hatta, en sevilen enstrüman
kaval memlekette en iyi ihtimal… Hiç olmadı mı? En
azından bir minibüs komşuyu toplayıp kadın
programlarına çaya kahveye gitseniz, göze girmeniz,
bir atılımda bulunmanız için imkanlar çıkabilir
karşınıza… Yoksa ne ÖSS ne OKS, değer mi çabalamaya?
Hem bir meslek seçip, okuyup, donanımınızı
artırırsanız, köşeyi dönme şansınız azalır
Alimallah… Güzel bir tablo çizecek olsa, siz en
iyisi mi bir internete düşün, ardından boynuzlanın
eşiniz tarafından, elinizde mikrofon muhabirlik
yaparken, bilumum medya önemli kişisini hep sevin,
çok sevin..
Canlarınızla beraber “Dalgalandım da duruldum”
adında bir sabah şovuna, artık popülerliği kalmamış,
durulmuş ne kadar şarkıcı varsa toplayıp
çiftleştirin, bu da yenilik olur şimdi programların
önüne geçeriz hem….
CENK ERDEM…