.

 

.

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

 

 FARKLILIKLARI KUCAKLAMAK VE
 BAMBİ'DE DÜRÜM
.

İnsanlar ne kolay etiketler koyabiliyorlar, ne kolay yargılıyorlar ama iyice cıvıtıyorlar…Cem Uzan’ın, öfkesini tescilleyen, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı mahkemece, bir rehber eşliğinde “öfke kontrol sistemi” programına katılma, “öfke kontrolü” ve “gelişim” konularında 5 kitap okuma cezasına çarptırıldığı haberlerinin ardından gazetede psikologlara sormuşlar..

Ekranlarda kocası tarafından kepaze edilmiş bir kadının dert dinlemesine,köşeler yazmasına,bol boşanmış magazinci aşk doktoruna, türkücünün eşinin terapist edalarına, magazin kraliçesinin insanları sıkıştırıp sorguya çekmesine maruz kalmamız yetmezmiş gibi güvendiğimiz dağlara da karlar yağıyor…Psikolog Doktor Nursu Marmara’nın, “Her insan biriciktir, geriye gidip sebepleri inceliyoruz” gibi cümleleriyle yargılamaktan, tanı koymaktan kaçan ,mesleğe örnek olabilecek cümlelerinin aksine bir de sözde davranış bilimleri enstitüsü’nün genç psikologlarından birinin söylediklerini okuyorum, ağzım açık kalıyor… Nursu Marmara’nın yanında staj yapmış olmanın keyfini ve gururunu taşırken, yan yana fikirleri yayınlanan genç psikologtan tüylerim diken diken oluyor..Bu hanımefendi önce “öfkeli bir insan diyebilir miyim, emin değilim dediği ,Uzan için ,peşi sıra başlıyor etiketlemeye…
 

”Grup terapileri faydalı olurmuşmuş,Onun narsisizmini çok güzel törpülermişmiş”..Şaşırıyorum,kalıyorum… Bir psikolog elbette gözlemlerini söyleyebilir ancak ne kadar öfkeli olduğu hakkında emin bile olamazken, tanımadığı birini “bana öyle geliyor ki “ diyerek gözlemleriyle anlatmak yerine, daha en başından “narsist” diyerek etiketleyemez BİR…Narsistlere, grup terapisi iyi gelmez, ve çoğunlukla bireysel olarak terapi faydalı olur, çünkü narsist kişilik grup içindeki tenkitlerden dağılır İKİ…Ayrıca biz Uzan’ın sözde öfkesinin arkasındakileri , onun geçmişi bilmeden herhangi bir nedene bağlayamayız ÜÇ ki bu hanımımız gayet rahat Uzan’ın öfkesini narsisizmine bağlayabiliyor…”Hoca def çalarsa , cemaat göbek atar” derler,boşuna dememişler..Davranış bilimleri enstitüsünün psikoloğu böyle konuşursa, Ayşe teyze neler neler der; nitekim herkes herkes hakkında atıp tutuyor..Sivillerden psikolog edaları ve herkese anında depresyon değil deprasyon tanıları ve çok bilmiş herkesin hayat koçluğu…Pazar sabahı keyifle gazete okurken bir psikoloğun bile böyle yanlış etiketler koyabildiği yurdumda daha önceleri meslekle ilgili hiçbir eğitimi olmayanların yazdıklarına ,çizdiklerine boşuna sinirlenmişim meğer…

 

Etiketlemeler, ayrımcılıklar, yargılayıcı olma üzerine bizden daha iyisi yok..Geçenlerde İngiltere’den gelen bir bayan ve erkek arkadaşımı gezdirirken marjinal kulüpleri de merak ediyorlar diye turlamaya başladık..Çok popüler hale gelen bir tanesi “Tekyön” ,baktık bayan arkadaşımızı almak istemiyor…Ahmedinejad ne der biliyoruz da bizimkiler bu konularda konuşabilecek mertliğe sahipler mi acaba?...Neler var inkar cenneti yurdumda…Sadece erkekler diyor, bayan arkadaşımızı almak istemiyor ki bu da nasıl bir ayrımcılık mesela…

Gay hakları ,ayrımcılık diye dövünen birtakım eşcinsellerin, içeriye kadın sokmayarak kendilerinin ötekileşmesine şahane katkıları gibi…Tıpkı kadına dönüşmek arzusunda bazı eşcinsellerin, olmak istedikleri güzel kadın işletmecilere “gay bar’da kadın işletmeci olur mu?” hasetlenmeleri gibi..Freud’un , bahsettiği penis hasedinin kendilerindeki vajina versiyonunun farkında olmayan kıl bazı eşcinsel yazarlar kendilerine zarar verecek ötekileşmeyi desteklemeye, diyelim” barbahçe’nin” kadın işletmecisine laf etmeye devam ediyorlar….Benzer ayrımcılıklar bazı sözde hoş mekanlarda, pahalı ,havalı kulüplerde iki sarışın havalı kadının güvenlik görevlilerine isterilerini yutturmasıyla da olabiliyor…Bodrum’da ,Serdar ortaç gerçeğinden ve şarkılarından köşe bucak nerelere kaçsam? derken sözde yüzen disko, Serdar Ortaç bayrakçısı yüzen değil üzen disko Catamaran’da, arkadaşlarımla keyfederken, iki az elbiseli sarışın, bütün gece dikkat çekmek isteyen aşırı histrionik hallerine ve ucuz havalarına rağmen, tesadüfen benim yanımdaki arkadaşlarımdan birinin gözüne ilişmesinin ardından beni güvenlik görevlilerine şikayet ediyor…”Beni rahatsız ediyor, diyor,beni kastederek ki, hiç ihtimal yok, hele hele yarım  zekalı bir isterik hatuna bakmamın…Görevliler yanıma geldiğinde güzel bir benzetmeyle ve ayrımcılıkla ilgili olarak verdiğim kısa seminerle aptala dönüp, benim talebim üzerine amir bana eşlik edecek şekilde “Bütün gece benden uzak durmasını istediğim sarışın kadını” , “Cenk Bey rahatsız etmenizi “ istemiyor uyarısıyla beklenmez bir dumura uğratıyorlar…Kısacası mahalledeki ablayı lafta koruyan, ormandaki ablaya tecavüz eden, iki sarışının kaltaklanmasıyla herhangi bir erkeğe ayrımcılık yapabilen dolayısıyla değerleri arap saçına dönmüş yurdumda , kimler hangi terapilere girmeli merak ediyorum ve ahkam kesen bir genç hanımımız var ya bahsettiğim yazıda ona soruyorum…Bu arada herkesi, farklılıkları kucaklayabilen ortamları tavsiye ediyorum, yontulmak için, grup çalışması için…Sultanahmet gibi…Ne Fatih’teki, Nişantaşı’nda, ne Yeşilköy’deki Fatih’te gezemezken, farklılıkları kucaklayan canım Taksim’de , Bambi Kumrucu’da gecenin sabaha kavuştuğu bir vakit kaşarlı dürüm yemeyi öneriyorum,bir psikolog olarak.. Travestisi,milliyetçisi,erkeği,muamması,lezbiyeni,türbanlısı,AKP’lisi,technocusu,hip hopçısı, hep beraber Bambi’de dürüm yemeli diyorum, grup kohezyonu için…Aynı ortamlarda kimseye peşin hükümlü olmadan,farklılıkları tolere ederek kucaklamak için herkesi…cenk erdem….
.

.
.
.

.

.

.

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

.