Masal gibi bir sahne şovuyla, tıpkı porselen
bebekler kadar hassas güzelliğiyle, ama mikrofon
elindeyken, şeytana pabucunu ters giydirecek kadar
erotik halleri ve dans ederken baştan çıkarıcı
tavrıyla Kylie, Kuruçeşme Arena’da, denizin
kucağında şarkılar söyledi… Geceye masalın bir
ucundan ben de katıldım…
Günler öncesinden, konserin basın toplantısında
benim Kylie konusundaki çoban saflığında heyecanımı
gören konserin patronlarından Cüneyt Ortan, Kiss
Fm’de 10 yıl patronum olmuş bir abi olarak, kendimi
güvende hissettirmişti, Kylie’ye rahat
yaklaşabilirdim, aynı şekilde konserin tanıtım
işinde çalışan isimleri de tanıyordum piyasadan
yüzyıllardır, ama konsere bir hafta kala
davetiyeleri konserin sponsor bankasındakilere
verdiklerini söyleyip yaya bıraktılar beni…

Tenezzül edip, yıkayacak , yalayacak halim yoktu,
parasını verip biletimi aldım…Tam da bu sırada ,
konser öncesinde yurtdışından tanıştığım bir
televizyoncu arkadaşım Kylie konserine geleceğini
söyledi…
Yanında yıllardır yakın arkadaşı olan Kuveyt’in
prenslerinden Jabar ile birlikte… Beraber gideriz
konsere dediler.. Son anda yaya bırakanlara havam ne
güzel olur, dedim.. Kuveyt prenslerinden biriyle
gidiyorum rüya prensesi Kylie’ye… Konserden önce
geldiler… Reina’da 19 Mayıs akşamına rezervasyon
yapmışlar…
Ben arkadaşımla önceden gitmiştim, tam masamıza
oturduk ki, kapıdan aradı beni prens.. İçeri
almıyorlarmış, kıyafetinden ötürü… Hemen devreye
girdim,” çok tanınmamak için böyle gezmeyi tercih
ettiğini söyleyince, Kuveyt’in prenslerinden biri
olduğunu “belirtince, içerden şefleri geldi hemen..
Normalde bu halde içeri girse ayıplanırdı, yanında
şef eşlik ederse, “Amma zengin refakatle , şortla
giriyor” havası olacaktı..”Ye kürküm, ye”… Ne sahte
havalar…İstemedi Jabar içeri girmeyi, aldım doğru
Çiçek Pasajı’na… Farklılıkların tolere edilebildiği
canım İstiklal caddesinde prensle yemeğe…
Konser günü geldi, bir yandan yanımdakilerle Kylie
konserine gitmek güzel olacak bir yandan kendi
biletimle orman perisi kadar küçük Kylie’yi
görebilecek miydim? Jean Paul Gaultier’nin
kostümüyle çektirdiği fotoğraflardan birini bastırıp
tişörtüme, heyecanla konseri beklemeye başladım…

O sırada bir telefon, Sinan
Nergis’ten,İspanya’dan..Kylie’nin ekibindekileri
yakından tanıyan Fran, bize Kylie’nin misafiri
olarak V.I.P davetiye ayarlıyordu.. Sinan’ın
kontaktları Pasion Turca’nın ne kadar sağlam
ilerlediğini gösteriyordu.. Bir başka işaretle
beraber, hiç kimseyi olduğundan büyük sanma,diyordu
bana evren prensi kastederek..
Cebimde beş kuruş, Kuveyt prensiyle hava atmak
isterken, Reina’nın kapısında kalan prensti, içeri
alınan ben..Tek büyük yukarda, gönülden istediğinde
herhangi bir dileğini O sana sunuyordu, el vererek…
Konserin patronları ve tanıtımcıları ,bir anda
Kylie’nin Türkiye albüm lansman gecelerinden basında
gönüllü haberlerine kadar çocuk gibi sevinerek
haberler yaptığımı değersiz kılmış beni kapıda
bırakmışlardı, şimdi Sinan ve Fran sayesinde
locadaydım.
Kapıda , her zamanki gibi tripli görevliler, davetli
listesinde olmadığımı söylediler..Hemen telefon
açtım Kylie’nin ekibini tanıyan benim İstanbul
çekimlerinde arkadaş olduğum Fran’ın asistanına,
“doğru” dedi, davetli listesinde değildim,Turkcell
locasında, misafir gişesinde Kylie’nin misafiri
olmuştum çünkü, Tanrı misafiri …
Parasından pulundan gözümde büyüttüğüm prens 375
milyonluk biletiyle kuyruktaydı,bense hemen
locada..Denizin kucağında beni son anda eken
konserin organizasyondakilerinin bile “heryere
giriş” kartlarına rağmen alınmadıkları
locada,sahneyi şahane görüyordum…ve Kylie
sahnedeydi..
Masala ,Madonna’nın da sevdiği Speaker phone’la
başladı..Kıyafetler değişiyor, sahnedeki konseptler
dönüşüyor,bir an disko manzaraları, bir an aşk
gemisi, konser bir dans tiyatrosu oluyordu…

Barry Manilow’un disko klasiği “Copacabana’da
sahneye 70’lerin diskoları fırlamış,üstelik Kylie
harika dans etmişti..Locada bizim televizyonlardan
sözde ünlülerden bazılarının yılık hallerine
takılmadım hiç..Ardarda , Like a drug ve Slow
şarkısını söylerken kırmızılar içinde çok
şehvetliydi ve ayartıcıydı..
Mavi gece elbisesi ve I believe in you şarkısı ile
bir rüya…Rengarenk tulumlar içinde, dans eden
çocuklar arasında In my arms, kollarına aldı
seyirciyi…”Eğleniyor musunuz?” deyişindeki sıcaklık
ve bisten sonra tam 3 şarkı ile Kylie deniz
kenarında kutsadı bizi…
Çok başarılı birine laf atarak dikkat çekmeye
çalışan birçok gazeteci, ertesi gün yine
beğenmemişmiş şovunu, konsepti anlamamışlar hepsi o
kadar…Sahnede bir soprano yok, bir disko prensesi
var…Gazetelerin yine birçoğunda konserden çok ,
konsere gelenleri yazmışlar, çok lazımmış gibi,
gelen şarkıcılar videolarından çalmak pardon
esinlenmek yerine sahneden de esinlensinler diye mi
gelmişler acaba?...
Yok efendim Bodrum gümbetteki dans şovları gibiymiş,
bunun arkasında da draq queenli şovlardan başka
şovlara alışmamış, kafası taksimdeki diskolardan
başka disko görüntüsünü almayan, hasetlenmeler mi
var acaba ya da Kylie’yi beğenmeyerek sivrilcekler
mi yurdumda, peki tüm bunlar Kylie’nin umrunun
neresinde?...
Kylie konserinde, dolunay şehirde,İstanbul deniz
kenarında kutsandı, kutsandım.. Sahnede aşk gemisi
konseptinden deniz kenarından geçen gemiler eşlik
ediyorlardı masala… Kylie ile..Oraya bir şekilde en
paşa hallerle konuçlandım, herkese rağmen.. Sevgimi
O gördü, O bilsin yeter…
CENK E...