Bir Ortaköy pazarı, çay muhabbetine oturmuştuk aşk
kadınıyla…
Ağzının içine bakıyordum,hiçbir sahneyi kaçırmadan
filmi izleyen biri gibi,şimdi hangi deneyimlerinden
hangi cümleler düşecek neşeli ve aynı zamanda bilge
sohbetine,diye…
Aşkı konuştuk,”insan defalarca aşık olabilir ama bir
kere sevdalanır” demişti,sevdanın
şiirini,acısını,tadını bilen biri olarak..
Onu anlamaya başladığımda,ne kadar iyi bir rol
modeli olduğunu da fark ediyordum,insanların
terapilerle,psikodramalarla öğrenmeye çalıştığı
“stresle ve bu dünyayla baş etme modellerini “kendi
bulmuştu,tüm güzel renkleriyle,hayatla dalga
geçerek…
Mutasavvıfların söylediklerini ,öyle olmaya özenip
de kendini ve başkalarını bastırmaktan,
yargılamaktan başka bir yere varamayanlardan daha
çok beceren, birçoklarının hiç olamayacakları gibi
“kendi gibi ,olduğu gibi görünen”, ”hayatı kutlayan
bir kadındı,Aysel Gürel….
Yine tıpkı birçok terapistin birçok insana
kazandırmaya çalıştığı “düne takılmamayı” biliyordu…
O küçücük sohbetimizde,yazdığı şarkılardan “sitem”in
ne kadar acıtıcı olduğunu söylediğimde, ”Aman boşver
ben o şarkıyı yazarken,adamın umru değildi,geçti
gitti,diyordu…”

bugün yeni şeyler “ söylüyordu aşk kadını…”gülümse
ne olur,bugün dün olur,yazık olur” diyordu ve
biliyordu kıymetini hayatın….Hesapsız,kitapsız
sevmeyi biliyordu,anın kıymetini…Yeter ki gönlünü
hoş etsin aşk,bir başkasına gidebilir,ancak benim
önümde olursa,bir saniyede biter,diye
ekliyordu…Kadın gururuyla…
Ataerkil bir toplumda,kadının da libidosu var,demek
herkesin harcı değildi… Tıpkı büyüttüğü güzel kadın
Müjde Ar gibi, kadının adını hatırlatıyordu, Aysel
Gürel…Aşkın ne kadar iyi geldiğini kadına ve
erkeğe…….
Hali tavrı,renkleri kimilerine “deli Aysel”
olmuştu…Hayatı çok ciddiye almanın trajik
manasızlığını bilen bir kadın olarak en akıllıydı
aslında Aysel Gürel… Şefkatini de
biliyorduk,sözlerinden şiirinden..”Ağlama gözbebeğim
sana kıyamam”,diyen Aysel’in…
Bitti mi,biterdi aşk ,ayrıca ağızlarıyla kuş
tutsalar,taklalar atsalar,biterdi…Sevdayı bildiği
kadar,yeniden coşmayı da biliyordu Aysel’in
denizi,dünde kalmadan…
Bir yanımızın ne kadar müsait olduğunu,ne kadar
uyarsa, o kadar istediğini söyleyecek cesaret yine
onda vardı… Ne kadar müsaitse o kadar aşk oldu Aysel
Gürel’de.. İyi de oldu… Bugün bütün aşklarına
selamını kuşlar uçurdu gökyüzüne…
Cenaze namazında yüzlerce kişi,onun için dua
ederken,amin derken,herkesin içinden aşk, geçiyordu,
sevgi geçiyordu… Tabutunun üstüne koydukları pembe
otrişle,yine tüm renkli neşesi, hüzün kadar eşlik
ediyordu, hem hüzünlenip,hem pembe otrişe bakıp
gülümseyen kalabalıklara…
Bir radyo programımdaki sohbetten sonra,hayatta
zaman kazanmak için,onun anlattıklarından yol almak
için arayıp durdum telefonlarından zamanında….
sevdayı anlatan, şarkılarıyla hepimize aşkın
gerçekten olduğuna taraftar sözler kazandıran
Aysel’di…
Doyamazdık sevmelere Aysel’i,hiçbir vakit… Hiç
ölmeyecekmiş gibi hissettirecek kadar hayata bağlı
bir güzel aşk kadınıydı çünkü.. Aşka inananlar,
buluşcaz beraber,ballı lokma tatlısıyla çalcaz
kapısını.. Hepimizin bileti tek yöne,nasıl olsa….
Herkes senin kadar aşktan geçip gitse,keşke
Aysel..yudum yudum içmiş yıllarını, düş gibi her
güzelliğin, 80 dolu dolu yıl olmuş… Hep anlatıyor
olacağız bir zaman ne dayanılmaz, güzellikte
olduğunu Aysel Gürel’in…