.

 

.

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

 

 Kıskanır rengini cennette yeşiller
.

Bir Ortaköy pazarı, çay muhabbetine oturmuştuk aşk kadınıyla…

 

Ağzının içine bakıyordum,hiçbir sahneyi kaçırmadan filmi izleyen biri gibi,şimdi hangi deneyimlerinden hangi cümleler düşecek neşeli ve aynı zamanda bilge sohbetine,diye…

 

Aşkı konuştuk,”insan defalarca aşık olabilir ama bir kere sevdalanır” demişti,sevdanın şiirini,acısını,tadını bilen biri olarak..

 

Onu anlamaya başladığımda,ne kadar iyi bir rol modeli olduğunu da fark ediyordum,insanların terapilerle,psikodramalarla öğrenmeye çalıştığı “stresle ve bu dünyayla baş etme modellerini “kendi bulmuştu,tüm güzel renkleriyle,hayatla dalga geçerek…

 

Mutasavvıfların söylediklerini ,öyle olmaya özenip de kendini ve başkalarını bastırmaktan, yargılamaktan başka bir yere varamayanlardan daha çok beceren, birçoklarının hiç olamayacakları gibi “kendi gibi ,olduğu gibi görünen”, ”hayatı kutlayan bir kadındı,Aysel Gürel….

 

Yine tıpkı birçok terapistin birçok insana kazandırmaya çalıştığı “düne takılmamayı” biliyordu… O küçücük sohbetimizde,yazdığı şarkılardan “sitem”in ne kadar acıtıcı olduğunu söylediğimde, ”Aman boşver ben o şarkıyı yazarken,adamın umru değildi,geçti gitti,diyordu…”

 

 

bugün yeni şeyler “ söylüyordu aşk kadını…”gülümse ne olur,bugün dün olur,yazık olur” diyordu ve biliyordu kıymetini hayatın….Hesapsız,kitapsız sevmeyi biliyordu,anın kıymetini…Yeter ki gönlünü hoş etsin aşk,bir başkasına gidebilir,ancak benim önümde olursa,bir saniyede biter,diye ekliyordu…Kadın gururuyla…

 

Ataerkil bir toplumda,kadının da libidosu var,demek herkesin harcı değildi… Tıpkı büyüttüğü güzel kadın Müjde Ar gibi, kadının adını hatırlatıyordu, Aysel Gürel…Aşkın ne kadar iyi geldiğini kadına ve erkeğe…….

 

Hali tavrı,renkleri kimilerine “deli Aysel” olmuştu…Hayatı çok ciddiye almanın trajik manasızlığını bilen bir kadın olarak en akıllıydı aslında Aysel Gürel… Şefkatini de biliyorduk,sözlerinden şiirinden..”Ağlama gözbebeğim sana kıyamam”,diyen Aysel’in…

 

Bitti mi,biterdi aşk ,ayrıca ağızlarıyla kuş tutsalar,taklalar atsalar,biterdi…Sevdayı bildiği kadar,yeniden coşmayı da biliyordu Aysel’in denizi,dünde kalmadan…

 

Bir yanımızın ne kadar müsait olduğunu,ne kadar uyarsa, o kadar istediğini söyleyecek cesaret yine onda vardı… Ne kadar müsaitse o kadar aşk oldu Aysel Gürel’de.. İyi de oldu… Bugün bütün aşklarına selamını kuşlar uçurdu gökyüzüne…

 

Cenaze namazında yüzlerce kişi,onun için dua ederken,amin derken,herkesin içinden aşk, geçiyordu, sevgi geçiyordu… Tabutunun üstüne koydukları pembe otrişle,yine tüm renkli neşesi, hüzün kadar eşlik ediyordu, hem hüzünlenip,hem pembe otrişe bakıp gülümseyen kalabalıklara…

 

Bir radyo programımdaki sohbetten sonra,hayatta zaman kazanmak için,onun anlattıklarından yol almak için arayıp durdum telefonlarından zamanında…. sevdayı anlatan, şarkılarıyla hepimize aşkın gerçekten olduğuna taraftar sözler kazandıran Aysel’di…

 

Doyamazdık sevmelere Aysel’i,hiçbir vakit… Hiç ölmeyecekmiş gibi hissettirecek kadar hayata bağlı bir güzel aşk kadınıydı çünkü.. Aşka inananlar, buluşcaz beraber,ballı lokma tatlısıyla çalcaz kapısını.. Hepimizin bileti tek yöne,nasıl olsa….

 

Herkes senin kadar aşktan geçip gitse,keşke Aysel..yudum yudum içmiş yıllarını, düş gibi her güzelliğin, 80 dolu dolu yıl olmuş… Hep anlatıyor olacağız bir zaman ne dayanılmaz, güzellikte olduğunu Aysel Gürel’in…
.
.
.
.

.

.

.

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

.