|
Öncelikle son günlerde tüm milletimizin yüreklerini
yakan Güngören de direkt milletin hedef alındığı alçakça
saldırıyı en ağır şekilde kınıyorum…
Saldırıda hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza
Allah’tan rahmet,yakınlarına da sabırlar ve başsağlığı
diliyorum.
Bu saldırıyı yapanların tarifi mümkün olmayan
iğrençlikte ve insanlık namına hiçbir vasıflarının
olmadıklarını haykırıyorum tüm cihana.
Yine ciğerlerimizi yakan başka bir acıda Antalya
da meydana gelen orman yangınlarıdır.
Antalya-Manavgat kırsalında ilk olarak görülen orman
yangınları ile ilgili olarak aklıma hemen 1998-1999 li
yıllarda bölgeye tebelleş olmaya çalışan PKK’lı
alçakların bu işte de yine parmaklarının olma
olasılığıdır.
1998 yıllarında Antalya bölgesinde Manavgat-Gebiz
kırsalında PKK militanlarının sindiği güvenlik
kuvvetlerince tespit edilmiş ve yine güvenlik
güçlerimizin başarılı operasyonlarıyla bölgeden kökleri
kazımışlardı.
Antalya-Kemer,Manavgat kırsalı,Gebiz kırsallarında ciddi
operasyonlar yapılmış ve çok sayıda militan etkisiz hale
getirilmişti…
PKK terör örgütünün özellikle turizm kentimiz olan
Antalya ve civarında pasif eylem diye adlandıracağımız
orman yangınlarını tekrar başlatmış olmaları özellikle
Doğu ve Güneydoğu illerimizde yapılan başarılı
operasyonlarla beli iyice kırılan köşeye sıkışan
örgütün bu yollarla tekrar gündeme gelmeye çalıştığını
göstermektedir.
Turizm gelirleriyle hatırı sayılır bölgemiz Akdeniz,
hain terör örgütünün hedefi olmaktan
kurtulamamaktadır.PKK’nın silahlı eylem yapamadığı
yerlerde daha ziyade bombalı saldırı ve orman yakma
eylemleri ile baş gösteren alçak terör örgütü tüm
canlıların ortak yaşam alanı olan güzelim ormanlarımıza
musallat olmuştur maalesef.
Ancak buradan bir başka acı gerçeği de göz ardı
edemeyiz.
Yapılan söndürme çalışmalarına uzaktan bakıldığında
söndürme çalışmalarının iyi organize edilmediği,yetersiz
kaldığı ve yürek soğutmadığı gerçeğini de gözler önüne
sermektedir.
Asırlık çam ağaçları cayır cayır yanarken Antalya da
yaşayan vatandaşlarımızın da konuya çok da duyarlı
olmadıkları ekranlardan maalesef görünmektedir…
El birliğiyle beklide çok kısa sürede söndürüle bilecek
olan yangın günlerdir devam etmektedir…
Ve bir acı gerçekte o bölgenin bilinen çok kıymetli
ormanlık alan olmasıdır.Ee madem öyle ,yetkililer bu
zamana kadar neden daha radikal tedbirler alıp muhtemel
yangınlara müdahalede daha etkin ve teknik olarak tüm
önlemleri almazlar şaşılacak şey doğrusu…
Yangın söndürme uçaklarından bir tanesinin kahvaltı
programı gerekçesiyle başka bir bölgeye gitmiş olması da
yine büyük çamlar devirmiştir.
Orman yangınlarına sebep olanların çok ağır bir şekilde
cezalandırılmaları ve acilen bölgede teknik olarak bu
yangınlara etkin müdahale yöntemleri geliştirilmelidir.
Hele ki villalık arazi yada oteller için tarımsal arazi
alanı açmak gibi vahim gerekçelerle orman yaktığı
tespit edilen kişilere en ağır şekilde cezalar
verilmelidir.
Acı günler yaşadığımız şu günlerde bu seferde Konya dan
gelen acı haberle irkildik…
Tam anlamıyla muamma olan bir hadiseyle uyandı memleket…
Korsan, Kuran kursu faciasıyla tüm yürekler bir kez daha
yandı...
Olayın başından sonuna her şeyi skandal olan mevzuda
olan yine masum minik yavrularımıza oldu…
Bir yandan izinsiz açılan kuran kursu,öte yandan sağlam
inşa edilmemiş bina faciaya davetiye çıkardı…
Ve yurt yetkililerinin tutarsız açıklamaları iyiden
iyiye sinirlerimizi bozdu.
İyi ama yıllardır yörede faaliyet gösteren bu korsan
kurs hiçbir yetkilinin gözüne takılmadı mı? Yörede
yetkililer gerekli denetim ve gözetimleri yapmıyor mu?
Bir gaz kaçağı ile ortaya çıkan bu ve buna benzer korsan
oluşumlardan ülkemizde daha kaç tane var?
Yetkililerin bi haber olduğu patlamayla yıkılan bina,
kurs gördüğü iddia edilen onlarca kız çocuğumuza mezar
olurken,çocukların bazı aileleri ailelerinin vurdum
duymazlığı ve sınırsız özgüvenleri nereden gelmektedir?
Çıkan haberlere göre çoğu gariban ailelerin çocuklarının
yatılı olarak kaldıkları bu binanın hiçbir yetkili
kurumca denetlenmediği,zaten oluşumun külliyen kaçak bir
oluşum olduğu kaydedilirken,öğrenci velilerinin çoğunun
gelip önceden binayı ve sözde öğretmenleri bile
görmedikleri gerçeği ayrı bir skandal konusudur.
Söyleyecek söz bulamazken bazı öğrenci yakınlarının
kendi suçluluklarını bastırarak işi ilahi bir sonuca
bağlamaları da insanı tamamen çileden çıkarmaktadır.
Patlamada can veren minik yavrularımıza Allah’tan rahmet
kederli ailelerine sabırlar diliyorum…
Ve Ortadoğu…
Oluk oluk Müslüman kanı akıtılan mazlum topraklar…
Irak ve Filistin de yine yüzlerce insan hunharca
katledildi, tüm dünyaya rağmen…
Peki ya insan hakları savunucuları neredeler?
Ardı ardına patlayan bombalarda ölenlerin çoğu çoluk
çocuk,yaşlılar ve kadınlar…
Bütün dünya susmuş bu soykırımını izliyor…
Kardeş Kerkük’te onlarca kişi daha geçen gün hunharca
katledildi…
Nerede Avrupa ve Avrupalı insan hakları savunucuları ?
Tüm katliamlara seyirci kalınarak aslında yapılan
katliamlara onay verilmesi yeşil ışık yakılması anlamına
gelmiyor mu?
Suriye de bir şeyler oluyor,sanki gizli bir takım
anlaşmalar İsrail ile derin pazarlıklar sırıtmakta
inceden…
Oğul Esat yelkenleri suya atmış gibi görünüyor…
İran devlet başkanı Ahmedinecat ülkemizi ziyaret
edecekmiş…
Ve ön şartı da Anıtkabire çıkmayacakmış…
Durum o ki Atatürk düşmanlığı iliklerine işlemiş olan
İranlı devlet adamları(!!),halen ders almış değil
geçmişten.
Oysa kendisine örnek alacağı ve dünyanın en saygın
lideri olan Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi huzuruna
çıkmak Ahmedinecat’a şan ve şeref verirdi…
Büyük önderimiz Mustafa Kemal tüm emperyalistleri dize
getirip mazlum milletlerin yegane önderi olmuştu.
‘Meymuninecat’geliyor…!!!
Ey ‘Meymuninecat’ Atamızın manevi huzuruna gelmeyerek
aslında sahip olduğunuz inançlarınızla hüsranda
olduğunuz bir kez daha gözler önüne serilmektedir.
Oysa mübarek dinimizde kabir ziyaretleri caizdir ve
Peygamber Efendimizin Sünnetidir.
Ama sizler, İngiliz gizli servisinin tezgahladığı sözde
İslam Devriminiz ile aslında gelecekte Müslümanlar
arasında fitne çıkarıp kan döküp yine emperyalistlere
hizmet etmeyecek misiniz?
Atamıza bu kin ve nefretiniz neye ki?
Bir bakınız Irak’a ve Filistin’e Afganistan’a ve diğer
İslam ülkelerinde ki kaosa…
Bölgede yaşayan Şiileri İran el altından finanse edip
silahlandırarak orada yaşayan Sünni dindaşlarımıza karşı
sürekli tahrik ve taciz ile kanlarını döktürmekte olan
yine bölgede yaşayan mazlum insanlara olmaktadır..
Yine İran da yaşayan Sünni mezhebine mensup milyonlarca
Türkmen asimilasyon tehlikesi altında yaşamaya
çalışmaktadırlar.
Ülkemizde de birçok karanlık olayın içinde olduğu
düşünülen İran yıllardır PKK’yı desteklemekte,Hizbullah
ve buna benzer sözde dini eksenli birçok terör örgütüne
kucak açmamış mıdır?
İşte size Hamas…
Ne yaptı Hamas? son on günde Filistin de onlarca
Müslüman’ı katletti,ve İsrail’e sürgün etti.
Irak zaten tamamen insanlık dışı katliamlara sahne
olurken ABD ve yine Şiii gurupların bu katliamlarda
parmakları olduğu aşikardır…
Dostlar nerede Müslüman kanı dökülüyorsa biliniz ki ya
Siyonist İsrail ve ABD başrollerdedir yada orada
İran’ın organize ettiği şer odakları vardır.
İki kere ikinin dört ettiği kadar gerçek bir durumdur
bu.
ABD, İran’ı vuracak teraneleriyle malı götüren yine bu
iki yüzlü devletler değil midir?
Savaş çığırtkanlığı yapıp bölge huzuru bozan bu şer
odakları, petrol fiyatlarına anormal zamlar yaparak
saltanatlarını biraz daha sürdürmenin hesapları içinde
değil mi?
Bizler ülke olarak bölgede ayakta durabilmek için daha
güçlü olmalı ve dirayetli dış politikalarla tüm bölgeye
gereken biçimde cevap vermeliyiz…
Bulunduğumuz coğrafyada olunması gereken realite aslında
ortadadır.
Emperyalist devletlerin avımı olmak? Yoksa avcı mı? olma
kararını vermektir…
Vesselam…
|