|
Şu yaşadığımız kısa ömür nelere tanık…
Bazen öyle bunalımlara giriyoruz ki çıkıp pencereyi
açıp avazımızın çıktığı kadar haykırıp,ciğerlerimiz
parçalanırcasına koşmak,koşmak,koşmak bulunduğumuz
yerden uzaklaşmak isteriz.
Tam bu noktada geçen gün Abant’ta yapılan ‘Abant
Platformu'nun sonuç bildirgeleriyle irkildim birden.
Bu ülkede ‘Kürt sorunu’ varmış efendim…
Şimdi bu sözü gidip biricik evladını terör belasına
kurban vermiş bir şehit anasına söyleyin bakalım size ne
diyecek?
Efendiler;
Hey Millet bu ülkede ‘Kürt sorunu’ morunu yok bilesiniz.
Bu memlekette yıllardır yüz binlerce insanımızın canına
mal olmuş ‘Silahlı Terör ve Ekonomik Terör’ sorunundan
başka bir sorun yoktur.
Şimdi elini vicdanına (ki varsa) koyacaksın ve bu
söylediklerini bir kez daha hem de kendi kulağın
duyarcasına söyleyeceksin.
Bu memleketin her hangi bir yerine gidin ve dünyanın her
hangi bir yerinden olun,hatta dünyanın en sevilmeyen(!)
en barbar kısaca en istenmeyen ırkından olun, mesele
değil…
Yeter ki cebiniz şişkin olsun.
Yeter ki cebinizde herhangi bir ülkenin resmen parası
olarak kabul edilen paranız olsun,kafi..
Bu memleketin kuzeyinden güneyine,doğusundan batısına
gidin gezin bir, Allah’ın kulu da size ‘hemşerim sen in
misin cin misin demez’ ve size tüm samimiyetiyle(!)
bağrını açar.
Kürt,Türk,Arap,Çerkez,Laz vs, vs, vs, ne diyeyim dostlar
bu ayrımı,bu suni ayrımı ki olmayan bu ayrımı var
deyenler utansın.
Daha dün Çanakkale de senin deden ile benim dedem
değimliydi bir birinin kucağında can veren?
Platformda neden bir şehit ailesi yoktu?Neden terör
belasından göç etmek zorunda olan bir aile yoktu?Veya
pişmanlık yasasından yararlanan birileri?
Neden?Neden?Neden?
Dostlar ülkemizde Kürt-Türk ayrışımını yapmak isteyen bu
iki muazzez varlığı bir birine düşürmek isteyen hainlere
ne denir bilinmez…
Bunlar olsa, olsa ‘Wahşi Batı’ icadı suni,
laboratuarlarda özenle üretilmiş,nifak tohumlarından
başka bir şey değildir.
Evet bu ülkede PKK sorunu vardır,bu ülkede milleti
birbirine düşürmek isteyen hain şer odaklar vardır.
Bu ülkede birde banka hortumcuları vardır dostlar…
Ha milletin parasını araklamışsın ha da dağa çıkıp
eşkıya olmuşsun farkın yok bilesin.
Hatta banka hortumlayan milletin parasını boğazına
geçiren,dağdaki eşkıyadan daha beter bi haindir.
Ekonomisi bozulan bir memleketin vah ki haline.
Bir lokma ekmek bulamayan seb-i sübyanlar minicik
bedenlerini satarlar yol kenarlarında.İşte kimilerini de
böyle dağa çıkarır çarpık ekonomiler.
Bir memleketin iktisadi ve ekonomisini yerle bir eden
şer nifak yuvaları daha sonra bu ülke üzerinde çeşitli
milliyet ırk ve buna benzer ayrışmalardan dem
vururlar.Ya tutarsa yani.
Ekonomisi bozulmuş bir memlekette tabir caiz ise ya
davulcuya gider halk yada zurnacıya…
Kürt sorunu vardır diyen zatı şahanelerine(!) sırf bunun
böyle olmadığını gözlerine soka,soka anlatmak istiyorum.
Doğu ve güneydoğuda devletin tüm yatırımlarını görmeniz
mümkündür.Yoldur
barajdır,köprüdür,hastanedir,okuldur,var oğlu var yani…
Ancak burada ortaya çıkan ve yine o yörenin bazı uyanık
aşiret reisleri tarafından kullanılan devlet kredisi ve
teşvik parası adı altında milyon dolarlar buhar olup
uçurulup götürülmektedir.
Ee peki ne oluyor sonra?
Ne olacak paralar cukka anlayacağınız.
Cebellezi yani!!!
Platformcular yine ıskalamış anlayacağınız meselenin
özünü.
Aslında iki unsur ön plana çıkıyor, ama ne hikmetse
‘Abant Platformu’ bu en can alıcı meseleleri es geçip
yine hedefi ıskalıyor her zaman ki gibi.
Nedir efendim bu iki önemli mesele?
Birincisi bölgede acilen mevcut feodal yapıyı
yani‘Ağa-Maraba’ düzenini yıkıp yörede yaşayan insanları
birer yurttaş,vatandaş olma bilincinde yaşamalarını
sağlayacak reformların yapılmasıdır.
İkinci en önemli meselede adil ve gerçekçi toprak
reformunun acilen yapılmasıdır.
Bu gün Türkiye’nin büyük şehirlerine baktığınız zaman
inanın pınarın gözünde Kürt işadamlarından başkası da
yoktur.
-Ee nasıl oluyor peki bu?
-Oluyor işte.
Feodal yapı meselesi öyle illet bir mevzudur ki aslında
işin özü ve habisin başı tamda budur.
Bu mesele maalesef yumuşak karın misalidir.Ve tüm şer
odakları tüm stratejilerini bu minval üzere inşa
ederler.
Çarpık nüfus,eğitime direnç,kız çocuklarının
dışlanması,töre cinayetleri,kan davaları ve daha onlarca
sorunun başında feodal yapı anlayışı ve feodal yaşam
anlayışı gelmektedir.
Şimdi birileri kalkıyor bu memlekette ‘Kürt sorunu’
vardır diyor.
Ama ne hikmetse bu işin arkasındaki kara para
babalarının ve kirli-gizli-servis elemanlarının ne halt
karıştırdığını ne söyleyip nede yazmıyor.
Ufak atında civcivlerde yesin.
Daha geçen gün yakalanan PKK’lı sahte imam CİA’nın
Diyarbakır bürosunu açmak için görevlendirildiği,ve CİA
tarafından bölgeye yüklü miktarda para gönderildiği
ortaya çıkmıştı.
Peki panelde bu mevzular neden yoktu?
Neden doğu ve güneydoğu illerinde sayısı belirsiz
ajanların cirit attığı,daha kötüsü milletin bir birine
düşman edilmesi için bunca kirli ilişkilerinde olduğu
söylenip tartışılmıyor?
Şimdi memlekette bunca garip vıcık,vıcık girift
ilişkiler olsun, birileri de çıkıp memlekette Kürt sonu
var desin.
Evet bir sorun var ama bu Kürt sorunu değil bilesiniz…
Halen ‘Kürt sorunu’ var denildiğinde gülüyorum…hem de
başka bir yerimle….
Doğu ve Güneydoğuda dönen para ve korkunç rant inanın
milyar dolarlardan aşağı değildir.
Bu rant ve bölgenin coğrafi konumu tüm şer odaklarının
iştahını kabartırken ‘Kürt sorunu’ kırık plak’ı
kulakları tırmalamaktan başka bir hükmü yoktur.
Neymiş efendim demek ki memlekette asıl mesele bazı
kesimlerin tüm bu olumsuzlukları tabiri caiz ise rüzgarı
kendi lehlerine çevirip gemilerini yürütmesiymiş.
Peki yıllardır Kürtlerin sözde haklarını savunan
savunucuların servetlerini hiç düşündünüz mü?
Mesela Leyla Zana’nın kaç milyon doları olduğunu biliyor
musunuz?
Kuzey Irakta ne dümenler döndürdüklerini?
Hatta İmralı canisinin servetinden haberiniz var
mı?PKK’nın Avrupa da topladığı haraçları,uyuşturucu ve
akaryakıt kaçakçılığını daha neler neler…
Ve sözde bu davaya baş koymuş(!) olanların servetleri?ve
bölgede isim sahibi adam sahibi olan aşiretler? Bu gün
mazot kaç para?Nerde ne ihalesi var?
Bilen bilir dostlar bu acı reçeteyi bilen iyi bilir.
Kürt kardeşim sen bu hikayenin aslını çok iyi biliyorsun
ve asıl melanetliğin kimin tarafından yapıldığını da çok
iyi biliyorsun.Asıl zulmün sana kimler ve hangi para
babaları hangi ağalar tarafından yapıldığını da çok iyi
biliyorsun.
Asıl dert birey olma savaşında bölgenin bu savaşı
kaybetmesidir.
İlla bir yerlere yamanmak zorunda bırakılan halk böyle
kan emicilerin elinde zar ağlamaktadır.
Gerçek budur.
Ve panelin en bamm teli olan sonuç bildirgeleri ise
‘af’ yani PKK’nın siyasallaşmasıdır.
Dünyanın neresinde elinde silah ile katliam yapan
katiller af edilir bilinmez ama benim ülkemde bu
canilerin af edilmek istenmekte ve hem de bunun ''Kürt
sorununun çözümünde Türkiye'deki demokratikleşme
sürecinin devamı elzemdir.’denilecek kadar gaflet içinde
ve demokrasiyle(!!) örtülmeye çalışılması da şimdi
kabirlerinde yatanlara zulüm vermektedir.
Sonuç bildirgesi denen ucubede de ''Kürtlere yönelik
asimilasyon politikalarını reddediyoruz'' cümlesi, bazı
katılımcıların talepleri doğrultusunda, ''Kürtlere ve
diğer unsurlara yönelik asimilasyon politikalarını
reddediyoruz'' şeklinde değiştirildi.’sözü ise her iki
cümleyi dikkatle incelediğinizde ‘diğer unsurlara’
derken bu işin içinden de yine Ermeni furyasının
hortladığı aşikardır.
Ey akıl sahibi insanlar,düşünün memlekette çıkıp
platformlar bile kuracak kadar özgür olan bu insanların
derdi nedir acaba?
Unutmayalım ki tarih her derdin ilacıdır…
Geçenlerde bir halk dolmuşuna binmiştim.
Dolmuş şoförü Diyarbakır dan göçmüş ekmeğinin peşinde
koşturan bir vatandaş yani.
O gün memlekette yine ekonomik bir cayırtı borsa
sallanıyor parası olanlarda bir telaş kötü bir gün yani.
Bizim gündemimizde paraydı doğal olarak hayat
pahalılığıydı,milletin fukaralığıydı kısacası.
Bir yandan tıkanan trafikte yol almaya çalışırken bir
yandan da direksiyon emekçisi arkadaşla ekonomi üzerine
bir muhabbet başlamıştı birden.
Dolar,borsa ,benzin fiyatları deyince birden şoför ‘abi
yumoş da marul yaprağı da fırlamış dedi.
Birden anlayamadım ve nedir ‘yumoş ve marul yaprağı’
dedim.
Dolmuşçu gülmeye başladı ağabey aşk olsun bilmiyor musun
dedi?
Ben yine hayır dedim çamaşır deterjanımı ? dedim ama o
olmadığını başıyla işaret etti.
Nedir ağabey dedim Yumoş?marul yaprağı?
Dolmuşçu kendinden emin bir edayla ağabey dedi, ‘yumoş
şimdilerde Euro’nun kod adı marul yaprağı da dolar
ağabey dedi.
Bazı alış verişlerde özellikle talep edilen kıymetli bir
para yani’ dedi.
Hım Vay be…!
Birden gülme krizi geçirdim dolmuşta.
Demek yumoş haaa….!!!marul yaprağı ha..
Aklıma birden eski çağlarda insanların avret yerlerini
yapraklarla kapattığı zamanlar geldi şimşekler çaktı
beynimde birden.
Kim bulmuşsa bu kodu iyi bulmuş vallahi.
Yumuşacık olmanın yolu,kalpleri yumuşatan ve şimdilerde
insanların idolü olmuş meta…
Evet dostlar meselenin özü yumoş’tu marul yaprağıydı
aslında.
Yani yumuşak,yumuşak,yumuşak tıpkı Napolyon’un söylediği
gibi "d'argent, d'argent, beaucoup d'argent" yani
"gümüş, gümüş, çok gümüş" yani para,para,para.
Sanki günümüzde yok mu ki?
Paraya tabanlar?
Her türlü namussuzluğu her türlü hainliği marul
yaprağıyla kapatan,namussuzluğunu parayla örtbas eden
adilerden bir bakın bakalım kaç tane göreceksiniz
çevrinizde.
Türk,Kürt kardeştir PKK ve Emperyalizm kalleştir…
Vesselam…
|