|
Yer yüzü harikası olan canım ülkem
Anadolu’muz…
Bağrından çıkardığı yüz binlerce
evliyası,enbiyası ve aziz şehitlerimizin kanlarıyla
suladığı mukaddes topraklarıyla eşsiz ve benzersizdir
vatanımız.
Anadolu tarihte hep büyük devletlerin
yurdu olmuş Türklerin bu cennet vatanı yurt edinmeye ilk
geldiklerinde, Malazgirt zaferinden sonra, yarımadanın
içlerine doğru yerleşmeye başladılar. Türk orduları
Bizans içlerine kadar ilerlediler ve yeni topraklar
fethettiler.
Yarımada üzerinde fetihler devam
ederken, Türk orduları, Ankara Kızılcahamam yakınlarında
kondular. Mevsim yaz olduğundan hava çok sıcaktı.
Konulan yer bozkır olduğundan otlar kurumuştu ve
ilkbaharda gürül,gürül akan kaynaklardan fışkıran sular
tamamen kesilmişti. Aradılarsa da çevrede içebilecek bir
damla su bulamadılar.
Asker çok susuz kalmıştı. Çevrede ne
bir kaynak, ne de bir dere vardı. Olanları da kurumuş
çakılla kumla doluydu. Yaz sıcağında kuruyup gitmişti.
Askerler, atlarını çalı ve meşe gölgelerine çekip
bozkırda su aramaya başladılar.
Ancak nafile. Çevrede bir damla bile
su yoktu. İşte tam bu sırada, yüksekçe bir tepenin
ardından, omzunda bakracıyla yaşlı bir kadın belirdi.
Ordunun konakladığı yere kadar geldi. Orada oluğundan su
akmayan kuru bir pınar vardı. Yaşlı kadın bu pınarın
başına geldi. Omzundaki ayran dolu bakracı kuru oluğa
dökmeye başladı.
Askerler, ayranı oluktan kana kana
içtiler. Bu arada yanlarındaki su kaplarını da ayranla
doldurmaya başladılar. Oluk, gür bir pınar gibi ayran
akıtıyor, küçücük bakraçtaki ayran bitmek nedir
bilmiyordu. Kadın, susamış her askere, "Doldur oğlum,
doldurun aslanlarım, hepinize yeter ayranım, doldurun!"
dedikçe askerler, "Dolu ana! Ana dolu!" diyorlardı.
İşte bu olaydan sonra Türkler, Bizans
yada Rum ülkesi diye anılan bu topraklara, “Anadolu”
demeye başladılar.(1)
Asırlardır, Yunanların ‘Anatolian’
palavrasına aldırmaksızın bu cennet vatan ‘ANADOLU’
ismiyle zikir olunmaktadır,olunacaktır da.
Özellikle bu açıklamayı yaparak bu
ismin ne kadar kıymetlimiz olduğunu bir kez daha
dikkatlerinize sunmuş oluyorum.
Tüm vatandaşlarımızın muzdarip olduğu
bir konuyu huzurlarınıza getirmek istedim.
‘Ülkemizde hava taşımacılığının
lokomotiflerinden olan THY(Türk Hava Yolları) 23
Nisan gibi anlamlı bir tarihte başlattığı
Ankara-Anadolu merkezli sefer yapan ve THY şirketi
bünyesinde yeni kurulan ‘Anadolujet’ firmasıyla baltayı
taşa vurmaya başladı’ Spot haber başlığını irdelediğimiz
zaman olayın vahametini anlamaya başlıyoruz.
THY’nin tüm iyi niyetiyle kurduğunu
düşünmek istediğimiz ve adına da ‘Mazlum Anadolu’nun
sonuna birde ‘Jet’ eklenerek isminin verildiği garabet
şirket maalesef bu memleketin gerçek sahipleri ve her
an bu cennet vatan için kendilerini feda edecek Anadolu
insanını karanlık çağlarda bile eşine az rastlanacak
‘Sınıf ve mevki ayrımı’ yaparak kendi paralarıyla
rencide etmektedir.
Sadece rencide edilmekle de
kalınmayarak ‘Aziz Milletimin Fertleri’ hayati tehlike
altında seyahat edilmeye zorlanmaktadır…
-Ey para gözün kör olsun sen ki bu
muazzez milleti ne hallere düşürüyorsun?
Kendi ülkelerinde sınıf ayrımına
maruz bırakıp zulmediyorsun…!!!
-Ey para,ey zenginlik gözün kör
olsun ey mi?
Neymiş efendim ucuza uçuracaklarmış….
Ee kardeşim 150 kişilik uçağa tıka
basa bastırdığınız 180 kişi Allah korusun uçağın
düşmesi halinde bunun hesabını kim verecek?
O çok kıymetli paralarınız mı geri
getirecek on’ca canı?
Hele birde bu uçakların böyle
düşüncesizce uçmalarına izin veren yetkililer?
Kardeşim….!!!
Adam otomobiline LPG taktırabilmek
için bile, gidip ruhsatında gerekli tadilatı yaptırıp
öyle çıkabiliyor trafiğe peki ya bu uçakların
yeterlilik belgesi? Ve bu ek koltuk meselesinin kadar
bilimsel olduğu?
Koltuklarının arka yüz ceplerinde
bulunan güvenlik talimat namesi diyor ki ‘tehlike
anında ön tarafa doğru (ara boşluğa yani) ellerinizi
başınızda bağlayıp eğilin’ diyor.
İyi ama ara boşluk kalmamış ki
neredeyse öndeki yolcuyla akraba olacak insanlar.
Koltuğa ulaşa bilmek için insanların
birbirlerine sürtünmemeleri içten bile değil.
Her şeyin bir ilki vardır ve ilkler
hep özeldir ve önemlidir…
Hani tüm genç kızların korkulu rüyası
olan ‘İlk Gece Sendromu’ vardır.
Partnerin tavır ve tutumuna bağlı
olarak ya meditasyon kıvamında geçer ve ömür boyu
yapılan işten zevk aldırır, yada ömür boyu acı ve
korkulara sebep olan ciddi bir ‘Travmaya’ sebep olur.
Demek ki neymiş efendim ? Travma!!!
Evet bazı insanların travmaları da
inanılmaz uzun sürer.Öyle ki yıllar geçse de yılan ile
adamın hikayesi gibi sürer gider.
İşimiz Yılan hikayesi oldu sözü de
oraya atıfla söylenmiştir...
Hikaye şöyle kısaca,,,
Köyün birinde bir adam ve oğlu
yaşarmış.
Adam bir gün bahçesinde bir yılan
görmüş karışmamış ve oğluna ‘oğlum bak bu yılandır ondan
uzak dur sakın ona yaklaşma ve onun dostluğuna güvenme’
demiş.
Bir gün adam kasabaya gitmiş erzak vs
almaya.
Adamın oğlu da bahçede oyun oynamaya
başlamış,birden karşısında yılanı görüp korkmuş adamın
oğlu.
Eve varıp bir sopa almış.
Yılanı korkutmak için yere vuruyormuş
sopayı.
O’ an yılan bu ya yapacak
yılanlığını, bir fırsatını bulup çocuğu sokmuş.
Acı içinde kıvranan çocuk da bir
hamleyle vurmuş sopayı yılanın kuyruğuna.
Kuyruk kopmuş yere düşmüş,çocuk da
acıyla kıvranarak yere yılanın kuyruğunun yanına
yığılıvermiş ve oracıkta ölmüş.
Kasabadan eve dönen adam bahçede
boylu boyunca uzanan oğlunu görünce başlamış feryada
‘oğlum canım oğlum sana demedim mi yılandan uzak dur
diye’ o arada yılan sürüne, sürüne ortaya çıkıp dikili
vermiş adamın karşısına ve dile gelmiş ‘bak adam! ben
kuyruğuma baktıkça o anı hatırlıyorum.
Sende kuyruğuma baktıkça öldürdüğüm
oğlunu hatırlıyorsun.Bir gün aha şu kuyruğumun
intikamını senden de alacam’ deyip gözlerden kaybolur.
Velhasıl kelam yılan bu.
Kuyruk acısı var işte unutmaz bu
‘travmayı’.
İste dostlar bazı travmalar
yılan’ınki gibidir asla unutulmaz.
Travma yaşamak hele birde uçakta
olursa nasıl olur peki?
Düşünün ki vatandaş ilk defa uçağa
biniyor, ilk uçuşu yani.
Bir kere uçağa bindiğiniz anda
mahşeri bir kalabalık, sağlı, sollu şıkıştırılmışlık
hissi içinde koltuğunuza varmaya çalışıyorsunuz.
Tüm engelleri aştınız ve koltuğunuza
oturmak üzeresiniz ama sizi acı bir sürpriz
beklemektedir.
Yanınızda seyahat edecek olan Japon
bir Sumocu...
İmdat..! dediğinizi duyar gibiyim…
Yanılıp yazılıp bir bilet mi aldınız?
Kıyamette kopsa artık siz o uçakla
uçacaksınız.
Ölseniz bile boş .
Ne tarihi ne saati nede iadesi
mümkündür satın aldığınız o biletin.
İnsan bu katı kuralları görünce
duyunca birden demir perde ülkeleri, acımasız
diktatörlüklerle idare edilen rejimleri akla
getirmektedir.
Şimdilerde insanları birbirlerine
daha da yakınlaştırmak mıdır?
Yoksa para kazanma hırsı içinde vahşi
kapitalizmin en vahşi kurallarından olan
‘Para,Para,Para’ felsefesinin milleti havada kurda kuşa
yem etmek midir bilinmez böyle acayip uçuşlar
yapılmaktadır güzel ülkemde.
Sakın yanlış anlamayın ha hepsi bizim
için yani, yazıktır vatandaş uçağa binsin diye maksat.
Bu arada tüm sıkışmaları göze alıp bu
uçaklarla uçmak isteyenlere önemli bir uyarı!
Sakın yemek yemeyin…!
Uçakta bir bolluk bir ikram değmeyin
keyfinize.
Bin bir çeşit nimetlerin sunulduğu
böyle bonkör bir mönü işte(!!)
Bir kuş sütü eksik Maazallah.
Masim hostesler ellerinde ikram
tepsileri, artık zorla mönüdeki tüm nimetleri dağıtma
gayreti içinde pervane olmuş savrulup dururlar bir aşağı
bir yukarı.
Yaa işte böyle mazlum Anadolu insanı…
Şaka bir yana evet sakın yemek
yemeyin! Maazallah o daracık koltuk aralarında
fenalaşıp öndeki yolcunun üzerine kusuverirsiniz sonra
hır çıkarıp rezil olmayalım tüm sosyeteye.
Ey insan denen garip mahlukat,bize de
iyilik yaramıyor değimli?
Adamlar sırf bizler uçağa binelim
kolaylık olsun diye yapıyor aslında bunu.(olmaz olsun
böyle kıyak)…
Tabi memlekette bunca sorun varken
bumu kaldı yazıp çizilecek diyebilecek durumda olanlarda
elbette vardır aramızda.
Doğruda aslında.
Ama derinlemesine düşündüğünüzde ‘Bir
ülkenin vatandaşı’ olmak,eşit haklara sahip olmak
anlamında inanın çok önem arz eden ‘milletin kendi
ülkesinde sınıf ayrımına’ maruz bırakıldığı güzide
vakalardandır bu mevzu.
Masumane bir uçak yolculuğunda
başımıza gelenlere bak..!
Vahşi batı uzayda gece kondu yaparken
benim ülkemde ‘kaptı kaçtı-dolmuş-boş’ zihniyetiyle iş
yapmak asıl korkunç olan bu işte.
Cebinde Türkiye Cumhuriyetinin
hüviyetini taşıyan,ülkemizde yaşayan her kes ama her kes
bu ülkenin birinci sınıf vatandaşıdır.Ve olmalıdır da.
Hiç kimse,ama hiç kimse köylü
Mehmet’i sırf parası yok diye veya fakir diye ‘5.Sınıf’
uçaklarla uçuramaz.
Malum uçaklarda okunmak üzere
bırakılan bir THY dergisi bile yok ayıptır yahu.
Bu milletin duygularıyla hele de
onuruyla oynama cüretini kimden aldınız?
Unutmayın sizler Malibunuzu, Coniii
Valkerinizi yuvarlarken gırtlağınızdan aşağı, O’ Mehmet
emminin çocuklarıydı Cudi’nin,Gabarın ve ta bilmem ne
balanın içinde vatan için çarpışan, son nefesini veren.
Eli nasırlı, yüzü güleç insanımıza,
bu biçilen iğren değer neye?
Olayın birazda ekonomik boyutuna
baktığımızda ‘Anadolujet’ uçuşlarının hiçte vaat edilen
düzeyde ekonomik olmadığı aşikardır.
Ayrıca seferlerde kullanılan
uçakların azami kapasiteleri kat,kat aşılarak tıpkı
şehir içi dolmuşların kapı arkasına emaneten monte
edilmiş ek koltuklarıyla tam bir ucube görünümünü
sergilemektedir..
-Çok ayıp…
Normalde 150 yolcu kapasiteli uçaklar
koltuk arası mesafeleri daraltılarak 180 kişilik hale
dönüştürülmüştür.
-Sıkışalım lütfen arka koltukları
5leyelim,kalkıyoruz az sonraaaa…!
-Ee arka koltuğu beşlesene
kardeşim!!!!Aaaa
Ekstra 30 kişinin ağırlığı ve birde
buna 30 kişinin bagaj ağırlığı da eklendiğinde uçağın
teknik olarak riske girmeyeceğinin garantisi var mıdır?
-Var mıdır??Yoktur yoktur ‘Biz yaptık
oldu.Hem de fıstık gibi oldu’ işlerde pek güzel
maşallah.
İçtimaiyi donanımı değiştirilmiş
ezilmiş büzülmüşlerin uçağı namzedi uçaklarla yolculuk
yapmak zorunda olan ‘Anadolu’ yolcularını başka
sürprizlerde bekliyor tabi.
-(Boğaza nazır 5 oda 1 salon
ferahlığında uçaklarımız var kalkıyor az sonra bu uçak
kalkıyor yetişene var aplalar -abiler…)
Ucuz bilet kandırmacısı ile
vatandaşların kandırıldığı,içeride doğru dürüst ikram
bile verilmediği,silahı olan vatandaşların ‘silah taşıma
ücreti’ adı altında 20 ytl alındığı,acil durumlar ve
engelli vatandaşlar için kullanılması zorunlu olan
tekerlekli sandalyenin bile astronomik rakamlarla(20
ytl)ücret biçildiği tüm vatandaşların şikayetçi olduğuna
yine şahit olmaktayız.
-Olur böyle vakalar…!
Anadolu Jet firmasının uçak
ücretlerine gelince promosyonlu bilet adı altında toplam
yolcu sayısının yüzde 15-20 sine bile tekamül edemeyecek
kadar az olduğu yani bu sayının 25-30 yolcuyu bulmadığı
tahmin edilmektedir.
Geriye kalan yolcularında
güzergahlarına göre 84 ytl den 204 ytl ye kadar
fiyatlandırıldığı yine acı gerçeklerin arasında yer
almaktadır.
-Hadi vatandaş gel promosyonlu uçağa
gel, bir promosyonlu bilet alana bir hamam kesesi
şirketten.ayrıca masaj ve hava yastığı da yine
ikramlarınız arasındandır.
Yetişene var gelll
-Sudan ucuz ya hu…! Uçmadığına
değmez.
-‘Ali bilet al ,al ali al promosyonlu
uçak bileti al’ Al ki Atta gideceğiz Ali atta hoppala
ali hoppala..! hadi…!
-Şimdi buradan tekrar soruyorum,
Ey yetkililer; kapasitesi zorlanarak
güya uçuş maliyeti düşürülen bu uçaklardan bir tanesi
Allah korusun düşerse bunun hesabını nasıl vereceksiniz?
Yoksa haşa Allah ile protokol mü
imzaladınız?
Kendinize olan bu güven neye?
Bu kendinize olan güven mi?bu uçaklar
mucize uçak mı?Yoksa bu milletin canımı kıymetsiz sizler
için?
Sabah uyandığınızda yüzünüzü
yıkarken, maazallah sırf çok para kazanmak için tıka
basa doldurulmuş uçaklarda ölürlerse bunca insan
kanları sizin yüzünüze de bulaşmayacak mı?
Uçaklardan bahsetmişken hava
limanlarında kafe(Kahve) hizmeti veren(!) kuruluşlardan
da bahsetmezsek hakikat tokat’ı yüzümüzde şaplar
vallahi.
Sanırım dünyanın en pahalı suyu
bizim hava alanlarında satılanlardır.
Siz dünyanın neresinde bir bardak
çaya 7,5-10 ytl ödediniz?
Tuvaletlerin musluklarından sırf
vatandaş su içmesin diye kaynar su akan kaç hava limanı
gördünüz?
Açsınız ve vahşi batı icadı
‘hamburger’ yemek zorundasınız…
Aman ha! cebinizi kontrol ediniz
bakalım paranız yetecek mi?
Ve hele de hoparlörden gidip
kendisini göresiniz gelecek kadar tatlı bir ses ile
anons eden zati muhterem eleri ,yaptığı anonsla ‘TK
bilmem ne sefer sayılı uçağımız bilmem kaç saat rötar
yapacak yolcularımıza duyurulur’ anonsuyla irkildiniz
mi?(hemen yakınlarınızı arayıp kumanya isteyin)
‘Evet’ dediğinizi hatta defalarca
tüm bu olayları yaşadığınızı şikayet edip hiçbir sonuç
alamadığınızı ve her seferinde boşa düştüğünüzü duyar
gibiyim…
En acı olanı da ‘Anadolu’ isminin
lekelenmesidir,karalanması,ucuzlatılması,tiksindirilmesidir.
Buna hakkınız yok baylar….
Evet Ana-Dolu,Vallahi uçak
tıklım,tıklım dolu ana…
Vesselam…
(1) Prof.Dr. Ramazan ÖZEY (TÜRK İSLAM COĞRAFYASI)
|