|
Türk milleti beklide bir avuç kalan toprağını
savunabilmek için batının türlü Bizans oyunlarına ve
saldırılarına maruz kalırken hep gücünü atalarından,
ecdadından ve onların bıraktığı aziz hatıralardan aldı.
Birkaç gün önceydi. Şehr-i İstanbul'un,
keşmekeşliklerine ve akıllara ziyan olaylarına bir
yenisi daha eklendi.
Bir protesto eylemine daha tanık oldu koca İstanbul.
Kırk yıllık değme mentecilerin bile hayretler içinde
izlediği bir demokrasi (!) mücadelesine tanık olduk hep
birlikte.
Tarihimize şaraplı protesto olarak geçen çok büyük ama
çok büyük kazanımları da olan bir mücadeleydi bu
gördüklerimiz.
Ee nede olsa işin içinde büyük idealler vardı. Bizim
cahilane anlayamayacağımız kadar büyük bir ideallerdi
bunlar.
Öyle ki; Onuncu Yıl Marşını bile harcayacak ziyan edecek
büyüklükteydi bu.
Ellerinde şarap şişeleriyle yurdum aydınları (!!!) sırf
kendi kişisel zevklerini laiklik maskesiyle örterek bir
garip protesto eylemi yaptılar.
Yine yasaları bir şişe şarap uğruna hiçe sayıp
çiğneyerek.
Keşke yurdum aydınları bir şişe şarap uğruna
kopardıkları fırtınayı memleketin daha evla dert ve
belaları için yapmış olsalardı!
Keşke memleketi İMF gibi küresel tefecilerin elinden
nasıl kurtarabiliriz diye mücadele etselerdi!
Keşke karış, karış satılan vatan toprakları için
mücadele etselerdi!
Hele On’uncu yıl marşı hiç yakışmadı o şaraplı dillere,
hiç!
Oysa O’marş aziz Türk milletinin ve büyük önderimiz
Mustafa Kemal Atatürk'ün bu muazzez milletle Emperyalist
batıya karşı verdiği mücadeleyi sembolize ediyordu.
Evet bayanlar baylar!
Bir milletin yeniden dirilişini varoluşunu dile
getiriyordu O’ marş.
Nede büyük zaferler elde ettiniz değil mi?
Bir iki kadeh şarapla,içkiyle kutlayacaksınız tabii ki.
Kim bilir? belki de doğrusunu siz yapıyorsunuzdur.
Memleketin içine düştüğü perişanlığa belki de ayık
kafayla tahammül edemiyorsunuzdur.
Buda bir çözüm belki de.Bizlerin anlamakta güçlük
çektiği enteresan bir çözüm metodu.
Ee hadi hep birlikte çıkalım sokaklara o zaman,alalım
kırmızı beyaz şaraplarımızı içelim yıkılana kadar.
İçelim, içelim içtikçe, içelim, içelim ki güzelleşelim,
daha da olmadı mı? yakalım birer çift kağıtlı birde öyle
bakalım dünyaya.
Hani derler ya akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine
deli rolü yap âlem senin kahrını çeksin.
Kim bilir belki de, ayıldığımızda İMF tefecisine olan
borçlarımız silinmiş her isteğimiz yerine gelmiş olur.
Belki Rumlar yavru vatan Kıbrıs'tan vazgeçmiş,belki
bebek katili Apo tüm militanlarını gönüllü köy korucusu
yapmış,ellerinde ayyıldızlı bayraklar memleket
savunmasında neferlik yaparlar.Hatta belki DTP tüm
ihanetlerine son verip yeni bir parti kurarlar.Düz ova
siyasetini denerler. Hatta AB+D kirli emellerine alet
etmekten vazgeçer ülkemizi,Musul ve Kerkük asıl sahibi
olan bizlere verilmiş olur belki de.Belki de eli kanlı
tüm emperyalist güçler mazlum milletleri rahat bırakıp
ömürlerinin son günlerinde huzura ererler.
Ayıldığımızda fakir fukaralık bitmiş,tüm vatandaşlar
huzur,mutluluk ve bolluk içinde hayatlarını sürdürürler
belki de,hastane kapılarında parası olmayanların
ölümlere terk edildiği günlerde bitmiş olur belki de..
Belki de Sağcı,Solcu kavgaları bitmiş memleketteki tüm
vatandaşlar birbirleriyle kucaklaşmış el ele vererek
daha güçlü Türkiye sevdasıyla yanıp tutuşmuş olurlar kim
bilir belkide…
Hatta belki Allah(C.C), Papa”ya hidayet verirde,Papa
İstanbul”a gelip sünnet olur.
Hatta Papa Ayasofya da iki rekat şükür namazı kılıp tüm
inananlardan da özür dilemiş olur ne dersiniz?
Olmadı değil mi? Yemedi mi?
Ee oldu olacak o zaman Papa gelip bize ekmek şarap
ayini yapsın.
Hem Papa da görür ne kadar laik olduğumuzu,hem de dinler
arası diyalog yapmış da oluruz.
Tüm bunlar ağzıyla içen dostlara değil tabi ki. İçmek ya
da içmemek işte bütün mesele bu…
Birileri dini kullanarak ucuz din simsarlığı yapsın,
ötekisi bu simsardan baskın çıkıp başka tezgâhlar
kursun.
Oysa müminler saf, saf, yöneliyor kıblelerine. İçen
dostlarda paşa, paşa içiyorlar ufaktan.
Bir şey muhakkak ki artık millet bıktı, bu kısır
çekişmelerden.
Köylü Memet, Sarı Çizmeli Ahmet,Mühendis Murat,Doktor
Hüseyin,Hemşire Zeynep adam gibi yaşayacağı bir hayat
istiyor artık.
Cebinde taşıdığı hüviyeti ile tüm dünyadan hak ettiği
saygıyı istiyor.
Bu millet kışın sobasında ne yakacağını,tenceresinde ne
kaynatacağını düşünmek istemiyor artık.
Anadolu’nun mazlum insanları artık huzur,mutluluk ve hak
ettiği bolluk ve bereketi istiyor.
İç veya içme! O senin bileceğin iş arkadaş.
Ama ulusal buhranlar yaşanırken ülkemde, birileri
vurulurken vatan,millet,bayrak için, birileri de
namlunun ucunu görüp sıvışmak yok artık.
Vesselam…
|