|
Amerika, Amerikan rüyası, Hollywood filmlerinin yıllarca
tüm dünyaya pompaladığı sahte gülücük.
Oysa daha düne kadar demokrasi havarisi kesilen korkunç
tehlike.
Daha düne kadar tüm dünyaya barış, özgürlük ve sahte
gülücükler atan, arkasında sakladığı zehirli hançeriyle
ansızın insanların boğazına saldıran eli kanlı sistem.
Dünyadaki tüm mazlum milletleri, dehşete düşüren küresel
terörist.
Amerika”yı anlamak, anladıkça dehşete kapılmanıza
sebeptir. Öyle sistemlidir ki Amerikan Emperyalizmi,
karşısındaki hedefleri alt etmek için elindeki tüm
silahları ve yöntemleri kullanırlar.
Dünyada kirli savaşı, kirli istihbaratı kullanan korkunç
yöntemleri uygulayan yine onlardır.
Onlar, Amerikan Emperyalistler bir ülkeyi işgal etmeden
belki 50, beklide 100 sene önceden tasarlarlar.
Dikkatleri hemen yanı başımızda cereyan eden canımızı
sıkan Irak gerçeğine çekmek istiyorum.
Evet, Irak; Amerika için çok kolay lokma oldu gibi
görünse de aslında bu işgalin planları 1979 İran
devriminden hemen sonralara dayanır.
Amerika 79 devrimini sarsılan prestijini tekrar kazanmak
için Irak İran savaşını başlatmış, yıllarca süren
savaşta Irak”a bolca silah satmıştı.
Tabi İran”ı da abluka altına almış olacaktı.
Yeri gelmişken İran devriminden de bahsetmek istiyorum.
İran devrimi tamamen İngilizlerin, Amerikadan almak
istedikleri intikamın sonucu yaptırılmış bir devrimdir.
İran halkı o tarihlerde de şimdide yapılan sözde İslam
devrimini ne kabul etmiştir, nede arkasında durmaktadır.
Çünkü yapılan devrimin İslam la ve Müslümanlıkla alakası
yoktur. Tamamen Caferi mezhebi ve Humeyni”nin dikte
ettiği acayip kuralları olan peygamber düşmanı bir İslam
(!) anlayışı vardır.
Ayrıca İngilizlerin gelecek için gördükleri Sünni İslam
yayılımını ve yine inananları birbirlerine düşürmek için
tezgâhlanmış bir devrimdir.
İran”ı anlamak için, biraz dikkatli bakmanız bölgede,
Sünni asimilasyonunun hat safhada olduğunu görmenize
yetecektir. Yine İran da Türkmenlere karşıda ciddi bir
abluka ve asimilasyon gözlenmektedir.
Tüm bunlara İran”ın elinde bulundurduğu yeraltı
zenginliklerini eklememiz durumunda bile, ICEBERG” in
görünen bölümü bile etmemektedir.
İngilizlerle Amerika arasında başlayan ve çok ciddi
boyutlara tırmanan ada krizi neredeyse iki büyük
emperyalist ülkeyi savaşın eşiğine getirmişti.
İngilizler “güneş batmayan ülke”(!) zamanla tüm bölgede
kaybettiği sömürgeleri tekrar ele almak istiyor, ABD ile
her alanda yarışıyordu.
Her iki ülkede Ortadoğu da söz sahibi olmak, zengin
petrol yataklarına tebelleş olmak istiyorlardı.
Evet, her iki emperyalist ülkenin Ortadoğu savaşı, yine
iki uzaktan kumandalı kendi vatanlarına ihanet eden
diktatörlerle sahnedeydi.
İran körfez ve tüm bölgeye hâkim olma istemiyle
bastırıyor, zengin ve çerezlik misali Arap devletlerini
tehdit ediyordu.
Bölgedeki zenginliklere göz diken İran, ayrıca
ideolojisini yaymak için de her türlü faaliyeti
yapıyordu.
Tüm bu olanlar karşısında ABD kendisine seçtiği kukla
diktatör Saddam”ı var gücüyle destekliyor, diğer körfez
ülkelerini de İran tehlikesinden koruması için haraç
verdiriyordu.
Saat gibi dakik çalışan bu düzen epeyce idare etmişti
emperyalistleri.
Tüm bu uşaklığı karşısında Saddam ve adamları tüm ülkede
istediği gibi at koşturuyor katliam yapıyor, alıyor
satıyor ama kimseye hesap vermiyordu. Vahşi batı
ürettiği korkunç silahları denemek için doğal bir
laboratuar bulmuştu tüm Irakta…
Hatta Kuveyt”in işgali bile yıllar öncesinden
tezgâhlanmış birkaç perdelik sinsi bir oyundu. Tuvalete
giderken bile ABD”den izin alıp giden bir diktatör, Sam
amcasından izin almadan Kuveyt”e giremezdi tabi. ABD”nin
isteği ve onayı ile işgal başlamıştı artık. Sonun
başlangıcı da böylece başlamış olacaktı.
Çünkü artık haritaların değişme zamanı gelmişti. Ayrıca
kendi imalatları olan Saddam ve adamları artık tüm
bölgede hatta uşaklığını yaptığı batıya bile baş
kaldırıyordu.
Saddam”ın fişini çekmeleri gerekiyordu.
Saddam artık yıllarca ülkesine silah satan batı
karşısında ciddi bir tehlike teşkil ediyordu.
Ve Müslümanları yok etmenin yanı sıra haçlı savaşı
başlamalıydı(hiç bitmemişti zaten) .’Onların Armegadon’u
,Büyük Ortadoğu Projesi hastalıkları artık alenen
sahnedeydi.
Bunun için de tezgâh hazırdı.
Düğmeye basılması için zaman gelmişti.
Hatırlarsanız Irak Kuveyt”e ilk girdiğinde hiçbir batılı
devletten ses çıkmamıştı. Bir kaç hafta sonra kıyametler
kopacaktı ama.
Bağdat yanıyor, Kerkük yanıyor, Irak kan ağlıyor, küffar
var güzüyle tonlarca bomba yağdırıyor canım Bağdat”a
Irak”a zalimler, birlerce masum sivili hunharca
katlediyor…
CNN de naklen savaş yayını bir milletin, Müslümanların
nasıl katlettiğini bangır, bangır ilan ediyordu
televizyonlardan.
Bu arada bizim cephemizde de bir koyup üç almayı düşünen
zihniyet sonunda üçün birini alacağını hesaplayamıyordu…
Komşudaki ateşin bizi de terör belası ve ekonomik
buhranla yakacağını hesaplayamayan zatlarda iş
başındaydı…
Savaş, Irakta kimyasal silahlar var, nükleer silahlar
bahanesiyle amansız devam ederken,Irak 3 bölünmüş,ülke
iç savaşın felaketin eşiğine getirilmişti.
Emperyalistler böyledir dostlar, parçalar, böler, yutar…
Sonuç her gün onlarca kişinin kimler ve neden
öldürüldüğü bilinmeyen kargaşa ve kaosun hâkim olduğu
üçe bölünmüş bir devlet.
Tüm diktatörlerin hazin sonu ile asılma görüntüleriyle
gündeme bomba gibi düşen Saddam.
Ne acıdır ki Saddam”ı yargılayan ve asanlar aynı
emperyalist güçlerin uşağı.
Alel acele apar topar yargılanıp asılan tek
diktatör.(tabi eğer Hollywood dümeni değilse sehpadaki
adam)
Aynı emperyalist güçler vatan haini terörist başı
katliamcı Apo”yu asılmamak şartıyla teslim ederken, yine
kendi uşakları olan ama onlara baş kaldıran Saddam”ı
hemen infaz ediyorlardı…
Saddam 183 kişiyi öldürdüğü gerekçesiyle asılırken,
hâlbuki Apo 30 bin insanımızın canına mal olmuştu…
Bu verilerde gösteriyor ki ABD Ortadoğu ve bölgede Kürt
kartına oynuyor. Yeni, yeni uşaklar bulmakta zorlanmayan
emperyalist güçler daha büyük hesapların peşinde…
Tüm dünyadan gelen seslere bakıldığında ise ortaya çıkan
tablo daha da vahim.
Saddam’ın asılmasını bayram gibi kutlayan Araplar, tek
dişi kalmış canavar batı, Kızıl Rusya, Kızıl Çin ve
diğer ülkeler tüm bu duruma sessiz kalırken, ABD tüm
dünyaya ve Müslümanlara bu idam vakası ile şu mesajı
veriyordu;
“Biz istediğimiz ülkeyi gelir işgal ederiz, parçalarız,
böleriz, yutarız, insanlarınızı katlederiz,
liderlerinizi de asarız. Tüm Müslümanlar, kurban
bayramınızda siz bir kurban verirken, bizde İslam
kimlikli bir lideri kurban ederiz.”Sam şeytanının mesajı
aynen budur.
En garip gelende yıllardır güya batılı ülkelerle savaş
verdiğini söyleyen Sünni düşmanı İran”ın gerçek yüzünün
ortaya çıkmasıdır.
Saddam”ın asılmasını büyük bir memnuniyetle karşılayan
İran ne kadar büyük bir gaf yaptığının farkında bile
değil, ee nede olsa onlarda uşak.
Namuslu bir otorite olsalardı, bir zamanlar düşmanı bile
olan Irak liderinin emperyalist güçler tarafından
asılmasını kınarlardı. İran aslında
demokratikleştirme(!)sırasının kendilerinde olduğunu
bilmiyor mu acaba?
O yağlı ilmeğin bir gün aynı katiller tarafından kendi
boyunlarına asılacağını bilmiyorlar mı?
Demek ki İranlı yönetim ABD”nin Saddam”ı asma olayı ile
verdiği mesajı kavrayamamış.
Asılmak üzere olan bir Müslüman”ın son sözlerini şahadet
getirmesini bitirmesini bile beklemeyen bu uşakları
kınıyorum. Onlar insan olamaz, onlar Müslüman hiç
olamaz, birde utanmadan tekbir getiriyorlar, onlara şunu
sormak lazım, sizin patronunuz kim?
Saddam gerçekte Irak halkı tarafından vatanına ihanetten
yargılanıp asılsaydı, mesele olmayacaktı.
Ama bu barbarlar tarafından asılması…
Ülkeler ve milletler bir zamanlar yaptıkları ve
yapacakları hataların bedelini ödemeye devam
edeceklerdir.
Sonuç olarak uzun lafın kısası şudur;
Ey her gün televizyonlara tapınırcasına bakan insan, o
kanal senin bu kanal benim ne gezer durursun?
Dünyada dönen bunca dolap varken hele vatan, bayrak,
millet tehlike altındayken başında Ramazan davulcusu
gibi davul mu istersin uyanmak için?
Sana geydirilmek istenen bu elbise kaç beden dar gelir
bilmez misin?
Sen ki şanlı ecdadın birer neferi, sen ki Çanakkale’nin,
Antep’in, Maraş’ın, Diyarbekir’in, Kars’ın, Erzurum’un,
bir cümle tamam Mustafa Kemal’in, Mehmet’in eseri…
Daha dün gibi kulağında olsun küffarın top sesleri…
Unutma!
Bir, Mustafa Kemal’i, yiğit milletini yenemedi bu
emperyalistler unutma…
Biz millet olarak güçlü olmalıyız. Gözümüzü dört değil
14 açmalıyız.
Ülkelerin ve sistemlerin gerçek yüzlerini görüp ders
almalıyız, ambalaja değil mamulâta bakmalıyız.
Dünyada, Anadolu Müslümanlığı ve Anadolu insanı,
insanlığı gibi mükemmel bir realite daha yoktur.
Türkün Türk”ten başka da dostu yoktur.
Ne Mutlu Türk”üm Diyene…
|