.

 

.

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

 

 SAM Şeytanı!
.

Amerika, Amerikan rüyası, Hollywood filmlerinin yıllarca tüm dünyaya pompaladığı sahte gülücük.

 

Oysa daha düne kadar demokrasi havarisi kesilen korkunç tehlike.

 

Daha düne kadar tüm dünyaya barış, özgürlük ve sahte gülücükler atan, arkasında sakladığı zehirli hançeriyle ansızın insanların boğazına saldıran eli kanlı sistem.

 

Dünyadaki tüm mazlum milletleri, dehşete düşüren küresel terörist.

 

Amerika”yı anlamak, anladıkça dehşete kapılmanıza sebeptir. Öyle sistemlidir ki Amerikan Emperyalizmi, karşısındaki hedefleri alt etmek için elindeki tüm silahları ve yöntemleri kullanırlar.

Dünyada kirli savaşı, kirli istihbaratı kullanan korkunç yöntemleri uygulayan yine onlardır.

 

Onlar, Amerikan Emperyalistler bir ülkeyi işgal etmeden belki 50, beklide 100 sene önceden tasarlarlar.

 

Dikkatleri hemen yanı başımızda cereyan eden canımızı sıkan Irak gerçeğine çekmek istiyorum.

 

Evet, Irak; Amerika için çok kolay lokma oldu gibi görünse de aslında bu işgalin planları 1979 İran devriminden hemen sonralara dayanır.

 

Amerika 79 devrimini sarsılan prestijini tekrar kazanmak için Irak İran savaşını başlatmış, yıllarca süren savaşta Irak”a bolca silah satmıştı.

 

Tabi İran”ı da abluka altına almış olacaktı.

Yeri gelmişken İran devriminden de bahsetmek istiyorum.

 

İran devrimi tamamen İngilizlerin, Amerikadan almak istedikleri intikamın sonucu yaptırılmış bir devrimdir. İran halkı o tarihlerde de şimdide yapılan sözde İslam devrimini ne kabul etmiştir, nede arkasında durmaktadır.

 

Çünkü yapılan devrimin İslam la ve Müslümanlıkla alakası yoktur. Tamamen Caferi mezhebi ve Humeyni”nin dikte ettiği acayip kuralları olan peygamber düşmanı bir İslam (!) anlayışı vardır.

 

Ayrıca İngilizlerin gelecek için gördükleri Sünni İslam yayılımını ve yine inananları birbirlerine düşürmek için tezgâhlanmış bir devrimdir.

 

İran”ı anlamak için, biraz dikkatli bakmanız bölgede, Sünni asimilasyonunun hat safhada olduğunu görmenize yetecektir. Yine İran da Türkmenlere karşıda ciddi bir abluka ve asimilasyon gözlenmektedir.

 

Tüm bunlara İran”ın elinde bulundurduğu yeraltı zenginliklerini eklememiz durumunda bile, ICEBERG” in görünen bölümü bile etmemektedir.

 

İngilizlerle Amerika arasında başlayan ve çok ciddi boyutlara tırmanan ada krizi neredeyse iki büyük emperyalist ülkeyi savaşın eşiğine getirmişti. İngilizler “güneş batmayan ülke”(!) zamanla tüm bölgede kaybettiği sömürgeleri tekrar ele almak istiyor, ABD ile her alanda yarışıyordu.

 

Her iki ülkede Ortadoğu da söz sahibi olmak, zengin petrol yataklarına tebelleş olmak istiyorlardı.

 

Evet, her iki emperyalist ülkenin Ortadoğu savaşı, yine iki uzaktan kumandalı kendi vatanlarına ihanet eden diktatörlerle sahnedeydi.

 

İran körfez ve tüm bölgeye hâkim olma istemiyle bastırıyor, zengin ve çerezlik misali Arap devletlerini tehdit ediyordu.

 

Bölgedeki zenginliklere göz diken İran, ayrıca ideolojisini yaymak için de her türlü faaliyeti yapıyordu.

 

Tüm bu olanlar karşısında ABD kendisine seçtiği kukla diktatör Saddam”ı var gücüyle destekliyor, diğer körfez ülkelerini de İran tehlikesinden koruması için haraç verdiriyordu.

 

Saat gibi dakik çalışan bu düzen epeyce idare etmişti emperyalistleri.

 

Tüm bu uşaklığı karşısında Saddam ve adamları tüm ülkede istediği gibi at koşturuyor katliam yapıyor, alıyor satıyor ama kimseye hesap vermiyordu. Vahşi batı ürettiği korkunç silahları denemek için doğal bir laboratuar bulmuştu tüm Irakta…

 

Hatta Kuveyt”in işgali bile yıllar öncesinden tezgâhlanmış birkaç perdelik sinsi bir oyundu. Tuvalete giderken bile ABD”den izin alıp giden bir diktatör, Sam amcasından izin almadan Kuveyt”e giremezdi tabi. ABD”nin isteği ve onayı ile işgal başlamıştı artık. Sonun başlangıcı da böylece başlamış olacaktı.

 

Çünkü artık haritaların değişme zamanı gelmişti. Ayrıca kendi imalatları olan Saddam ve adamları artık tüm bölgede hatta uşaklığını yaptığı batıya bile baş kaldırıyordu.

 

Saddam”ın fişini çekmeleri gerekiyordu.

 

Saddam artık yıllarca ülkesine silah satan batı karşısında ciddi bir tehlike teşkil ediyordu.

 

Ve Müslümanları yok etmenin yanı sıra haçlı savaşı başlamalıydı(hiç bitmemişti zaten) .’Onların Armegadon’u ,Büyük Ortadoğu Projesi hastalıkları artık alenen sahnedeydi.

 

Bunun için de tezgâh hazırdı.

Düğmeye basılması için zaman gelmişti.

 

Hatırlarsanız Irak Kuveyt”e ilk girdiğinde hiçbir batılı devletten ses çıkmamıştı. Bir kaç hafta sonra kıyametler kopacaktı ama.

 

Bağdat yanıyor, Kerkük yanıyor, Irak kan ağlıyor, küffar var güzüyle tonlarca bomba yağdırıyor canım Bağdat”a Irak”a zalimler, birlerce masum sivili hunharca katlediyor…

 

CNN de naklen savaş yayını bir milletin, Müslümanların nasıl katlettiğini bangır, bangır ilan ediyordu televizyonlardan.

 

Bu arada bizim cephemizde de bir koyup üç almayı düşünen zihniyet sonunda üçün birini alacağını hesaplayamıyordu…

 

Komşudaki ateşin bizi de terör belası ve ekonomik buhranla yakacağını hesaplayamayan zatlarda iş başındaydı…

 

Savaş, Irakta kimyasal silahlar var, nükleer silahlar bahanesiyle amansız devam ederken,Irak 3 bölünmüş,ülke iç savaşın felaketin eşiğine getirilmişti.

 

Emperyalistler böyledir dostlar, parçalar, böler, yutar…

 

Sonuç her gün onlarca kişinin kimler ve neden öldürüldüğü bilinmeyen kargaşa ve kaosun hâkim olduğu üçe bölünmüş bir devlet.

 

Tüm diktatörlerin hazin sonu ile asılma görüntüleriyle gündeme bomba gibi düşen Saddam.

 

Ne acıdır ki Saddam”ı yargılayan ve asanlar aynı emperyalist güçlerin uşağı.

 

Alel acele apar topar yargılanıp asılan tek diktatör.(tabi eğer Hollywood dümeni değilse sehpadaki adam)

 

Aynı emperyalist güçler vatan haini terörist başı katliamcı Apo”yu asılmamak şartıyla teslim ederken, yine kendi uşakları olan ama onlara baş kaldıran Saddam”ı hemen infaz ediyorlardı…

 

Saddam 183 kişiyi öldürdüğü gerekçesiyle asılırken, hâlbuki Apo 30 bin insanımızın canına mal olmuştu…

 

Bu verilerde gösteriyor ki ABD Ortadoğu ve bölgede Kürt kartına oynuyor. Yeni, yeni uşaklar bulmakta zorlanmayan emperyalist güçler daha büyük hesapların peşinde…

 

Tüm dünyadan gelen seslere bakıldığında ise ortaya çıkan tablo daha da vahim.

 

Saddam’ın asılmasını bayram gibi kutlayan Araplar, tek dişi kalmış canavar batı, Kızıl Rusya, Kızıl Çin ve diğer ülkeler tüm bu duruma sessiz kalırken, ABD tüm dünyaya ve Müslümanlara bu idam vakası ile şu mesajı veriyordu;

 

“Biz istediğimiz ülkeyi gelir işgal ederiz, parçalarız, böleriz, yutarız, insanlarınızı katlederiz, liderlerinizi de asarız. Tüm Müslümanlar, kurban bayramınızda siz bir kurban verirken, bizde İslam kimlikli bir lideri kurban ederiz.”Sam şeytanının mesajı aynen budur.

 

En garip gelende yıllardır güya batılı ülkelerle savaş verdiğini söyleyen Sünni düşmanı İran”ın gerçek yüzünün ortaya çıkmasıdır.

 

Saddam”ın asılmasını büyük bir memnuniyetle karşılayan İran ne kadar büyük bir gaf yaptığının farkında bile değil, ee nede olsa onlarda uşak.

 

Namuslu bir otorite olsalardı, bir zamanlar düşmanı bile olan Irak liderinin emperyalist güçler tarafından asılmasını kınarlardı. İran aslında demokratikleştirme(!)sırasının kendilerinde olduğunu bilmiyor mu acaba?

 

O yağlı ilmeğin bir gün aynı katiller tarafından kendi boyunlarına asılacağını bilmiyorlar mı?

 

Demek ki İranlı yönetim ABD”nin Saddam”ı asma olayı ile verdiği mesajı kavrayamamış.

 

Asılmak üzere olan bir Müslüman”ın son sözlerini şahadet getirmesini bitirmesini bile beklemeyen bu uşakları kınıyorum. Onlar insan olamaz, onlar Müslüman hiç olamaz, birde utanmadan tekbir getiriyorlar, onlara şunu sormak lazım, sizin patronunuz kim?

 

Saddam gerçekte Irak halkı tarafından vatanına ihanetten yargılanıp asılsaydı, mesele olmayacaktı.

Ama bu barbarlar tarafından asılması…

 

Ülkeler ve milletler bir zamanlar yaptıkları ve yapacakları hataların bedelini ödemeye devam edeceklerdir.

 

Sonuç olarak uzun lafın kısası şudur;

 

Ey her gün televizyonlara tapınırcasına bakan insan, o kanal senin bu kanal benim ne gezer durursun?

 

Dünyada dönen bunca dolap varken hele vatan, bayrak, millet tehlike altındayken başında Ramazan davulcusu gibi davul mu istersin uyanmak için?

 

Sana geydirilmek istenen bu elbise kaç beden dar gelir bilmez misin?

 

Sen ki şanlı ecdadın birer neferi, sen ki Çanakkale’nin, Antep’in, Maraş’ın, Diyarbekir’in, Kars’ın, Erzurum’un, bir cümle tamam Mustafa Kemal’in, Mehmet’in eseri…

 

Daha dün gibi kulağında olsun küffarın top sesleri…

 

Unutma!

 

Bir, Mustafa Kemal’i, yiğit milletini yenemedi bu emperyalistler unutma…

 

Biz millet olarak güçlü olmalıyız. Gözümüzü dört değil 14 açmalıyız.

 

Ülkelerin ve sistemlerin gerçek yüzlerini görüp ders almalıyız, ambalaja değil mamulâta bakmalıyız.

 

Dünyada, Anadolu Müslümanlığı ve Anadolu insanı, insanlığı gibi mükemmel bir realite daha yoktur.

Türkün Türk”ten başka da dostu yoktur.

 

Ne Mutlu Türk”üm Diyene…    
.
.
.
.

.

.

.

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


.

.

.