|
Yine ardından gelmek için sırasını bekleyen o soğuk kış
günleri...
Ve içimi ısıtan sen...
Yoksun artık biliyorum, sonbaharda bile üşüyorum hemde
çok üşüyorum.
İçimde taa derinlerdeki kapanmayan yaralar nasıl canımı
acıtıp, nasıl titretiyor bu cılız bedeni bir bilsen.
Oysaki başka gözlerle bakıldığında, nasılda güçlü
görünüyorum değil mi?
Sanki taştan, kayadan bu Leyla...
Hayat adına, aşk adına, umut adına herşeye mağlup
olduğumu bir bilseler.
İşin en acı yanı ise; yenilgime sunabileceğim bi
mazeretim bile yok.
Sadece HAYAT deyip geçiştiriyorum artık.
Acılarımı, duygularımı zamanla terbiye etmeyi öğrensemde
mağlubum yinede.
Doğruluğuna inandığım yanlış yollar, yolumu kaybettiğim
çıkmaz sokaklar...
Uzaklaşıyorum bende, senin gibi kendimden.
Her uzaklaşmayı anlamak için çırpınıyor bedenim,
uyuşuyor karıncalanıyor beynim.
Sorgusuzca yaşanmış, hesaba katılmamış bu aşkın bedelini
ödüyor şimdi kalbim.
Her çırpınışta düşüyor parçalanacak kadar yükseklerden.
Bazen yarı baygın, bazende yarı sarhoş dolaşıyor.
Çoğu zamanda beni benden alıp seninle bütünleştiriyor.
Her ne olursa olsun, Bu hayatta bana kalan son hayaldin
sen...
Bende içime çektim o hayalin kokusunu, tuttum nefesimi.
Sen gitsen de, kalbimde bu hayalin sevinçleri durur
hala.
Sen gittin,
Bende senden kalan kırıntılardan yeniden yaratıyorum
seni…
|