|
Bir
okurum aradı hayatı üzüntüyle dolu...
“Eşimle
20 yıl önce görücü usulü ile evlendik.annem görmüş çok
beğenmiş. Gidip istettik. 8 aylık nişanlılıktan sonra
da evlendik. Nişanlılık boyunca sadece 2 defa görüştük
Her
görüştüğümüzde de yanında tüm ailesi vardı. 2 çocuğumuz
oldu. Ama ne birbirimizi sevebildik ne de anlaşabildik.
Bundan 8 yıl önce ilk boşanma davasını açtım. 2.5 yıl
devam etti. Aramızda sık sık kavga olmasına rağmen
tanığım olmadığı için davam reddedildi.. Tartışma ve
kavgalarımız başkalarının yanında olmadı ki tanığım
olsun.
Yasa gereği, 3 yıl bekledim. Açtığım yeni davada 3 yıl
bir araya gelemediğimizi kanıtlayamadığım için bu davam
da reddedildi.
Eşime neyim var neyim yoksa al da boşanalım dedim. ‘Hayır
seni süründüreceğim. Hayatı zehir edeceğim diyor.’ En
çok arada kalan çocuklarımız oldu. Sürekli aleyhimde
konuşuyormuş. Çocuklarımı benimle görüştürmüyor. Ancak
icra yoluyla görebiliyorum.”
Elbette
karşı tarafı dinlemeden değerlendirme yapmak doğru
değil. Ama benim anlayamadığım bir evlilikte hangi
nedenle olursa olsun eşlerden birisi artık bu
birlikteliği sürdürmek istemiyorsa diğerinin inatla
evliliği boşanmayı kabul etmemesi.
Ekonomik özgürlüğü olmayan kadının ne olursa olsun
evliliği sürdürmek istemesini anlarım. Ama Hiçbir
ekonomik sorunu olmayan bir eşin inadını anlayamıyorum.
Evliliğin en temel unsuru olan karşılıklı sevgi nefrete
dönüştüyse bu inatlaşmadan her iki eş de zarar görür en
büyük zararı da arada kalan çocuklar görür.
Yasalardan doğan haklarınızı talep edersiniz ama
boşanmamaktaki ısrarı anlayamıyorum. Yaşamak güzel
Yıllar su gibi akıp geçiyor.
Arada
sevgi saygı olmadığı halde birlikteliği kavgalarla
sürdürmek isteyenler bir gün geriye dönüp baktıklarında
acaba ne düşünecekler? Çocukları ne düşünecek?
Karşıdaki insana intikam adına üzüntü ve acı yaşatmak
isteyenler aslında kendileri de aynı acı ve üzüntüleri
yaşarlar
|