|
Her gün trafik kazası haberleriyle irkiliyoruz. Her
kazanın bir acı öyküsü var.
Al yanakları, kıvır kıvır saçları,
kapkara gözleri vardı Y'nin. Gülümsemesi hiç eksilmezdi
yüzünden, bahçeye çıkıp oynamak istedi arkadaşlarıyla...
Dev cüssesi ile canavar... Bir dokunuşta kelebek gibi
attı onu yolun kenarına...
Anne yüreği bu, dayanır mı? Yüreğinde duydu, cam kırığı
sızısı acıyı... Attı kendini sokağa ne oldu diye? Birden
kızının kıvırcık saçlarına kan bulaştığını gördü Oysa o
saçlara tarakla bile dokunamazdı.
Baba da yeni dönmüştü işten... O sevmeye kıyamadığı
biricik kızını kanlar içinde görünce inanamadı...
Kucakladılar küçük yavruyu doğru hastaneye... Yolda
durmadan konuştu; 'Anne bebeğimi aldın mı? Elimden
düşürmüşüm. Biliyorsun en sevdiğim bebeğimdi o benim.
Ona bir şey olmaz değil mi?'...
Gereken her türlü müdahale yapıldı. Aradan dört-beş saat
geçtikten sonra; ' Anne üşüyorum,' dedi küçük kız. Anne
ve babasının çığlıkları duyuldu hastanenin bir
ucundan... Doktorlar geldiler... Ama çaresiz...
Yüzü hiç değişmemişti. Demek ki çocuklar böyle ölüyordu.
Yanakları halen al aldı. Gözleri açıktı. Üzüntü sözcüğü
anlamını yitirmişti kaybedilenin yanında...Hep sorardı
annesine, 'Anne yıldızlar gökyüzünde nasıl kayar?' diye.
İşte böyle kaymıştı bir yıldız avuçlarından...
Trafik kazası sonucu yakınlarını kaybedenler veya
tüm yaşamını yaşadığı bir trafik kazasının izlerini
üzerinde taşıyarak yaşayanlar bu acıyı iyi bilir.
Türkiye'de kazalar diğer birçok ülkeye
göre neden çok daha fazla?
Benim bir önerim olacak; bir yasal düzenleme yapılsa,
Sanıklara, Trafik kazasında yaralanan kişilerin
ameliyatını izleme cezası verilse acaba sanık bir daha
slalom yapar mı? hızlı arabakullanır mı?
Sadece kaza yapanlara değil trafikte
hata yapanlara da böyle cezalar verilse ayrıca kazada
yaralananların çektikleri acılar izletilse kazaların
önlemesine yararı olur mu? diye düşünüyorum.
Cengiz Hortoğlu
|