.

 

.

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

 

.

Küçücük bir kız çocuğunun gözlerindeki buğuyu nasıl görmek istersiniz? Epeyce akıllı ve istikrârlı derseniz, işte son 3 yılda bende bunu gördüğüm birini anlatmak istiyorum sizlere.

 

Önce gözleri objektifle birleşmiş ve oldukça başarılı çekimlere imza atan ve fotoğrafın bir hikâyesi olduğunu anlatan bir karakter. Güçlü bakış açısı ve el emeği göz nuru denilen şekilde.

 

Objektifine takıldıysanız sizi size öyle bir anlatıyor ki. Bazen mesleğimde şunu çok seviyorum.Tüm sektörleri ayırt etmeden inceliyorsunuz derinine. Ne kadar çok sektör, o kadar çok insan tanımak ve yardımcı olmak demek bana göre.Yani işin sırrı burda.

 

Tabiki bu benim felsefem.Sizi kaprissiz her anınızla çeken, çekimleyen biri var ve gencecik yaşına rağmen herşeyi omuzlamış. Çok şirin ve zekice,güzel fotoğraf karelerinin altına erken yaşta imzalar atmış. Diyeceksiniz ki kimden bahsediyorsun.

 

Bahsettiğim kişi 2003 senesinde fotoğraf çekmeye hevesle başlamış çılgınca bir karakter.Ve ardından fotoğraf akademisine yazılarak eğitimler almış.Fotoğraf sanatının inceliklerini öğrenme şansı yakalamış gurur duyulacak bir Türk genci.

 

Bir süre Türkiye’nin önde gelen fotoğrafçılarına asistanlık yapmış ve asistanlık dönemini çok uzun tutmadan kendi ayaklarının üzerinde durmaya karar vermiş biri. Hoş bir bayan.Kısa sürede isim olmuş ve başarı merdivenini kısa sürede çıkmaya başlamış.Ama en beğendiğim yönü hala şımarmadan mesleğini icra etmesi.

 

Oldukça mütevazi ve sabırlı. Önce müzik dergileri ile çekimlere başlamış, uzunca bir süre yuxexes dergisiyle çalışmış. Arkasından durmadan yoluna devam etmeyi becerebilmiş.

 

Dream ve diğer müzik dergilerinde emekler vermiş. Uzun bir zaman daha müzikle gittikten sonra moda fotoğraflarını daha çok sevdiğini farkettiğini söylüyor kendisi. Ve modaya olan ilgisi gün geçtikçe artmış.

 

Bir süre sadece kendi emeğinin karşılığını almadan portfolyosu için çekimler yapıp kendini ileriye doğru hazırlamış.Bakmış ki doğru yolda olduğunu söyleyenlerin sayısı fazla o zaman devam demiş.

 

Yaklaşık 3 senedir sadece moda fotoğrafları çeken Selda BAŞKAYA son zamanlarda sadece Alem dergisine moda çekimleri yapıyor.

 

Alem style dergisinde eğlenceli işler çıkarttığını söyleyen BAŞKAYA için fotoğraf sevgisi, bu mesleğin sırlarını çözmek her seferinde yeniden keşfedilmemi sağlıyor demesine sebep oluyor .

 

Tüm bunların yanı sıra Nyc2ist dergisinin fotoğraf editörlüğünü aktif olarak yapıp, bu meslekte en uç noktaya varmanın, örnek olmanın telaşında. Ve karakter A isimli kişisel gelişim & stil danışmanlığı merkezinin fotoğrafçılığını yürüttüğünü zevkle dile getiriyor sohbetinde.

 

Çok kaliteli ve güzel müşterilerle çalışmanın yanında her kesimden, her insanla çalışmanında bir sürü değişik getirileri var diyerek gençlere bu mesleğin çok parlak olduğunu ve herkesin aslında fotoğrafa uzak durmaması gerektiğini de savunlardan.

 

Haklıda aslına bakarsanız kaç kişi mesleğini severek icra ediyor ki ülkemizde tartışılır. Değişimi yakından görmek çok güzel bir duygu.Ve buna tanık olmak gerekiyor işte.Başkaya bir röportajında “fotoğraf benim kafamdakileri doğru şekilde anlatabilmenin en kusursuz yolu” diyor.

 

Tüm savaşı var gücüyle bu savaştan en güzel şekilde barış çığlıkları atarak ve içindeki meslek ateşinin paylaşımlarını bizlere sıcağı sıcağına aktarabilmekle olacak inancı onu mesleğine bağlıyor. Kimisine göre bizim gibiler aslında işinin delisi.Ama bencede öyle anılmalı işini sevenler ve saygı duyanlar.

 

Ben her zaman söylüyorum işinin patronu olmak için önce işimizin hizmetçisi olalım diye.Sonrası kolay.Zaten hayatta ne varki çok kolay olan.Öyle değil mi?Selda Başkaya bir tutkunun içinde yanıp tutuşanlardan.Dilerim hayat ona istediklerini ve hayal ettiklerini en kısa sürede verir o da bunu çoktan hak edenler kervanından…

 

“İşini çok seven insanlarla gurur duymasını öğrenmek gerek, nitekim onların bu iş sevgisi zamanla onlarda unutmayın ki birer tutku”…
 
.
.

.

.

.

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

.