|
Efendim hepinizi sevgi ve
saygılarımla selamlıyorum…
Son günlerde kamuoyunu çok meşgul
eden şu meşhur “travma” konusu, bizim de değinmemiz
gerektiği kadar çok önemli bir tartışma konusu…
Zira işin içinde MUSTAFA KEMAL
ATATÜRK, Cumhuriyet, Laiklik gibi hayati önem taşıyan
kavramlar varsa, bu, bizim TÜRKHABERLER olarak birinci
derecede öncelikli konumuzdur…
AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir
Mir Mehmet Fırat, New York Times Gazetesi’ne verdiği
demeçte, ATATÜRK DEVRİMLERİ’ni travma olarak niteledi
!!!
Dengir Fırat :”ATATÜRK DEVRİMLERİ ile
Türk toplumuna travma yaşatıldı.Bir gecede kıyafetlerini
, dillerini, harflerini değiştirmeleri söylendi” dedi.
Yazık !!!
Mustafa Kemal ATATÜRK’ün , kurulması
için savaş verdiği TBMM’nin bir milletvekili, Hükumet
eden partinin ikinci adamı olarak şu sarf ettiği sözlere
bakınız !!!
Talihsizlik…Büyük talihsizlik…
Bu vesile ile yıllardır içinde
sakladığı samimi duygularını da öğrenmiş olduk…
Üstelik bu talihsiz açıklamaları da
dış basına yapıyor…Hani düşmanlarımızın ekmeğine yağ
sürercesine !!!
Son zamanlarda, MUSTAFA KEMAL
ATATÜRK’e ve de kurduğu mukaddes değerlere dil uzatmak
neredeyse – bundan rant elde eden bazı çevreler
tarafından – adeta “moda” oldu…
Hani bunları takan yok da, bunlar
yine de bu denli özgürlüğü bile o beğenmedikleri
devrimlerden aldıklarını henüz daha fark edemediler !!!
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK olmasaydı,
kendileri “Marika” ile “Kosta” dan doğacaklardı ya…Hadi
neyse !!!
Bir kadın ekranlardan kendini gere
gere “ATATÜRK’ü sevmiyorum…Humeyni’yi seviyorum”
diyebiliyor…Ve devam ediyor :”ATATÜRK olmasaydı,
İngiliz’ler olsaydı, haklarım daha geniş olacaktı…”
Vatan sevgisinden, tarih bilgisinden
ve ulus olmak bilincinden yoksun bu kadın…”cehaletin son
perdesidir”
Ve bu cehalet denen olgu, gördüğünüz
gibi, İran’dan da, İngiltere’den de daha tehlikelidir
ülkemiz için !!!
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, bütün dünya
milletlerinden daha önce – şimdi bize demokrasi , insan
hakları – dersleri veren gelişmiş Avrupa ülkeleri de
dahil omak üzere, hepsinden önce Türk Kadını’na, 1934
senesinde “Seçme ve Seçilme” hakkını veren dünyadaki tek
liderdir.
Bunu bilmeyen ya da bilip de
bilmezden gelen zavallılar 21.yüzyılın Cumhuriyet
Türkiyesi’nde ağızlarını çalkalamadan benim ATATÜRK’ümün
adını ağızlarına almasınlar!!!
İstiklal Savaşı’mızın yaşandığı
dönemdeki sosyolojik yapı incelenirse, “ULUS BİLİNCİ”
nin ne kadar ön planda olduğu anlaşılmaktadır.Cephede
savaşanların sadece Müslüman’lar olmadığı –
Müslüman’larla beraber -yurdumuzda yaşayan ve de
kendilerine Türk’üm diyen , diğer dinlere mensup olan
vatandaşlarımızın da savaşa katıldıkları bilinen bir
gerçektir.
Yani, bu kadının pek bir bayıldığı
İngiliz’ler yurdumuzu işgal etmesin diye “ŞEHİT OLAN”
yurttaşlarımız !!!
Yani, demem şu ki :Sosyolojik yapıda,
o dönemde, ön plana çıkan duruş, “dindaş” kavramı yerine
“ yurttaş” kavramıdır.
Bu da Dengir’in “sosyolojik travma”
dediği dönemin – onların görmek istemediği – belirgin
özelliğidir.
İşte bu anlayışla , ATATÜRK’ün “NE
MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE !” sözünde ifadesini bulan eşsiz
anlayış bazılarının tahayyül edemeyeceği kadar engin
bir kavramı içermektedir.
Bu da bir şey mi ? diyenlere,
Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın :”Türkiye’deki
Müslümanlar dini özgürlükle ilgili sorun yaşıyorlar “
diyerek Türkiye’yi AB’ye şikayet ettiğini hatırlatalım.
Hatta yine de “Bu da bir şey mi?”
diyenlere, Hayrünnisa Gül’ün de 2002 yılında,
Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne şikayet
ettiğini de hatırlatalım.(Eşi Dış İşleri Bakanı olunca
davadan vazgeçti)
Şu travma yarattığı öne sürülen
“DEVRİM” kavramı ne anlama geliyor, kısaca ona bakalım
şimdi de:
Ansiklopedik anlam olarak, devrim,
belli bir alanda, hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik
anlamına geliyor.
Ve de ATATÜRK DEVRİMLERİ, bu tanıma
göre, devrimleri de aşan bir kavramdır.Zira, belli bir
alanda değil, bütün alanlarda hızlı, köklü ve nitelikli
değişiklikler yapılmıştır.
Siyasal alanda, sosyal alanda, eğitim
ve kültür alanında, ekonomi alanında, hukuksal alanda
yani her alanda ülkemizi “muasır medeniyet” seviyesinin
üzerine çıkarmaya yönelik devrimler yapılmıştır.
Vatan topraklarını düşmanlardan
temizleyerek saltanatı yıkan, “Akılcı, İlerici, Çağdaş”
Cumhuriyetimiz’i kuran, yaptığı devrimlerle bu günkü
toplum düzenimizi oluşturan ATATÜRK, tatbik ettiği
yeniliklerle bütün dünyayı kendisine hayran bırakmıştır.
Çünkü O , dünyanın görebileceği en
büyük “DAHİ” idi…
Onun için, ATATÜRK’ün devrimlerinin
sebeb-i hikmetini anlamaya herkesin aklı yetmez !!!
Densizlerin hiç yetmez !!!
İçte ve dışta saygınlığını yitirmiş,
köhneleşmiş bir enkazı, “hasta adam” sıfatıyla alay
edilen basiretsiz saltanatı yıkarak bir “devlet” kuran,
her önüne gelenin parçalamaya çalıştığı kutsal vatan
toprağını “yurt” haline getiren, millet ve ulus
bilincini ilk defa insanların dimağına yerleştiren
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, Cumhuriyet’i kurarak, bütün
dünyaya eşsiz dehasını bir kere daha göstermiştir..
BURAYA DİKKATİNİZİ RİCA EDECEĞİM
LÜTFEN :
ATATÜRK, o kadar yüce bir şahsiyettir
ki, bütün bir ulus onun çevresinde tekyürek olarak
kenetlendiği halde bile bir DİKTATÖR
OLMAMIŞTIR.DİKTATÖRLÜĞE DAYALI BİR REJİM KURMAMIŞTIR.
İstese kuramaz mıydı? Bal gibi de
kurardı…Ama O büyük insan ne yapmıştır ?
Bu millete dünyadaki en çağdaş rejim
olan CUMHURİYET’i armağan etmiştir.
Borçları gırtlaktan daha da öteye
taşan Osmanlı’nın padişahı yukarıda sözünü ettiğimiz
kadının pek bayıldığı – kendisine “sözde” geniş haklar
tanıyacak olan – İngiliz’lerin gemisiyle kaçarken,
ATATÜRK’ü idam emriyle arama kararını çıkarmıştı…
İşgal Devletleri ile işbirliği içinde
olan padişahlık sistemi, haksız vergilerle halkı iyice
sömürmüş, toplum düzeni bozulmuş, gerek iç ayaklanmalar
gerekse dışarıdan yapılan saldırılarla bütün kaynaklar
tükenmişti.
Osmanlı Devleti fiilen çökmüş,
ülkemize göz diken işgalcilerin rahatça atını oynattığı
bir sömürge düzenine dönüşmüştü.
ATATÜRK ve silah arkadaşları, Türk
milletini içinde bulunduğu bu trajik durumdan kurtarmak
için KURTULUŞ SAVAŞI’nı başlatarak, adeta bir ölüm kalım
mücadelesi verdiler.
ATATÜRK’ün, “Ben size savaşmayı değil
ölmeyi emrediyorum” sözlerini bir kez daha hatırlayalım.
Bütün bir ulus, ATATÜRK’üne inandı,
güvendi, topyekün savaştı…
ATATÜRK, dünyanın gördüğü en
“KARİZMATİK” liderdir.
Bütün halk, başta o mübarek
kadınlarımız cepheye mermi taşıdılar, yokluk içindeki
askere sabahlara kadar sığınaklarda kandil ışığında
çorap örüp yetiştirdiler.
Bütün bunlar şimdi önüne gelen çıkıp
ileri geri konuşsun diye yapılmadı…
Çanakkale Savaşı’ndaki askerin yemek
listesine bir bakın…Edirne’deki Şükrü Paşa Anıtı’ndaki
askerin yemek listesine bir bakın…Ağlamaktan
bakamazsınız…Asker aç…Ama ATATÜRK’e inanmış…Mücadeleye
devam ediyor…
Bir ulus, dünyada eşine
rastlanmayacak kadar büyük bir bağlılıkla BAŞKOMUTAN’ına
bağlanmış.
Bugünkü Cumhuriyetimiz’in kuruluşunda
canlarını veren aziz şehitlerimize rahmetler olsun.
İşgal altında yaşayan bir ülkenin
dini de olmaz, bayrağı da, toprağı da…
Hemen yanımızdaki Irak’a bir bakın…Ne
durumdalar…
Daha düne kadar komşumuz
Bulgaristan’daki Müslüman Türk’lerin durumunu
hatırlayın…Yavrularına Türkçe isim koymak yasak, sünnet
yasak, camiler kapalı, ibadet yasak…Bütün dünyanın
gözleri önünde yaşanan Belene Kampı vahşetini ne çabuk
unuttular…Demek ki vatan yoksa din de yok…Hiçbir şey
yok…Ve bunları düşünerek ATATÜRK’e , silah arkadaşlarına
ve de aziz şehitlerimize her gün ALLAH rızası için
FATİHA oku…Bu gün ibadetini rahat ve huzur içerisinde
yapabildiğin için…
Bazılarını, kendi tarihleriyle
barışmaya davet ediyorum !!!
Şanlı tarihimize hiç bu kadar cüretle
dil uzatılmamış, hiç bu kadar yıpratılmaya
uğraşılmamıştı…
Bizler her gün daha da derinden
ATATÜRK’ün ve muhteşem devrimlerinin kıymetini bütün
hücrelerimizle daha da içselleştirip - böyle bir
dehayı, böyle bir lideri, böyle bir başkomutanı, böyle
bir başöğretmeni, böyle bir devrimciyi bizim milletimize
nasip ettiği için - ALLAH’a şükrederken, bazı
zavallıların hala bunları algılayamadığını görmek
gerçekten çok acı.
Zira, Çanakkale Savaşı’nda,
ANAFARTALAR KUMANDANI olarak adını bütün dünyaya duyuran
MUSTAFA KEMAL hakkında, İngiliz devlet adamı Winston
Churchill’in o meşhur sözlerini hatırlatmakta fayda
var:
“Yüzyıllar nadir olarak dahi
yetiştirir.Şu talihsizliğimize bakın ki, O büyük dahi,
çağımızda Türk milletine nasip oldu.”
“ATATÜRK, Türk milletinin ruhunda,
Türk bayrağı gibi dalgalanan bir baştı.Türk milletinin
önderi, büyük bir asker olan savaşçı Prens ATATÜRK”
demiştir.
Şu hale bakın ki, yurdumuza karşı
savaşan düşmanların devlet adamları bile ATATÜRK
hakkında neler söylüyor…Bükemedikleri bileği takdirle ve
hayranlıkla öpüyorlar…Kurduğu sistemi, kendi
devletlerini kurarken örnek alıyorlar ve bunu da gururla
söylüyorlar…
Düşünün ki, Churchill’in Elizabeth I
adlı zırhlısı şu gün için Çanakkale Boğazı’nın
derinliklerinde yatıyor…Adam saldırmaya gelmiş
yani…Bütün dünya saldırmaya gelmiş…Paralı askerler olan
Anzak’lar bile…
Ama bakın adamlar bile yenildikleri
halde anlamışlar ATATÜRK’ümüzün büyüklüğünü de bunlar
kavrayamamış…Yazık !!! Kendi kayıpları !!!
Bu büyüklük, bu cesamet, bu deha,
bazıları için tabii travma yaratır…Zira, bu işler
“algılama” meselesidir.Öyle her dimağ kolay kolay
kavrayamaz onu…
Bu gibi konuların, içinde
bulunduğumuz böylesine hassas dönemlerde son derecede
ihtiyatla ele alınması gerekmektedir.
(Yok efendim…Basın toplantısında öyle
demedim, böyle demedim gibi bir şeyler söylüyor…Tamam da
, bu konuları gündeme getirmenin ne anlamı var…Yani
yapmanız gereken başka işleriniz, çalışmalarınız falan
yok mu…Dış basına böyle demeçler veriyorsunuz…)
Hatta bu konuların “dokunulmazlığı”
olmalı, ağızlara bile alınmamalıdır.
Kutsal
konulardır…Yıpratılmamalıdır…Halkımız bu konulardan çok
rencide olmaktadır…
Bu konuları gündeme getirmek, bu
grupları daha da batırmaktan başka bir işe
yaramaz.Çünkü, bu konuların her gündeme gelişinde
ATATÜRK’ün ve devrimlerinin büyüklüğü ve çağları aşan
önemi daha da şiddetle anlaşılmakta ve defalarca
yüreklerde taktir toplamaktadır.
Ancak, bu konuları kaşıyan, iktidar
partisinin ikinci adamı konumundaki bir milletvekili
olunca, bu daha da acıdır…
Ve de ben, bu milletvekilinin
sözlerinin, kendisine oy verenlerin iradesini
yansıttığına da hiç inanmıyorum.Halkımızın basireti,
bunlardan kat be kat üstündür.
Şimdi, bu insanları, kendi
tarihleriyle tekrar barışmaya, ATATÜRK’ü anlamaya ,
mücadelesini ve devrimlerini kavramaya davet ediyorum.
Özellikle, Falih Rıfkı Atay’ın
“Çankaya” , Şevket Süreyya Aydemir’in “Tek Adam” ,
yine Şevket Süreyya Aydemir’in “İnkılap ve Kadro”,
isimli kitaplarını okumaya davet ediyorum.
Hele ki ATATÜRK’ümüzün dünyaya ders
niteliğindeki “NUTUK” adlı eseri, hem bir edebiyat
şaheseri, hem de Türk milletinin adeta “manifestosu”
olarak, baş ucu kitabımız olmalıdır.
Bu duygu ve düşünceler içerisinde,
insanlarımızı , demokrasinin en güzel hediyesi olan “oy”
larını verirken, bir kere değil, binlerce kere düşünmeye
davet ediyorum…
Sevgi ve Saygılarımla
Dr.PINAR ALTINOK |