.

 

.

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

 

.

İstanbul’un hareketli ve renkli semtlerinden biri olan Beşiktaş,bugünlerde sakin ve sessiz günlerini yaşıyor.

 

Hala şehirde bulunupta tatile gidemeyen vatandaş soluğu deniz kenarında,gölgelik alanlarda aldığı için Beşiktaş’a rağbet yine oluyor ama kış ya da sonbahar aylarında Beşiktaş’taki yoğunluğu bilenler için eminim bu görüntü esas kalabalığı oluşturmuyordur.

 

Mesela ben,en son Pazartesi gittim Beşiktaş’a…Hem alışveriş hem de tanıdık ziyaret etme bahanesiyle…

 

Sıcak o kadar bunalttı ki beni,ne deniz ne vapur ne de doğal güzelikler gözüme gözükmedi bile.

 

İşlerimi hallettikten sonra çabucak otobüs duraklarının yolunu tuttum.

 

Ne yazık ki gün benden yana değildi…

 

Bineceğim otobüs için oluşan kuyruk yola kadar uzanmıştı.

 

Neyse…Elim mahkum girdim kuyruğa.

 

Uzunca bir süre bekledikten sonra nihayet beklediğim otobüs geldi.

 

Kuyruktaki herkes sırasını takip ederek düzenli bi şekilde otobüse bindi.En azından bana kadar herşey yolundaydı.

 

Yerime oturup biraz nefeslenmeme fırsat kalmadan otobüsün ön tarafında bir karmaşa oldu.

  
Merak ya işte,insanlar sırf  karmaşanın görüntüsünü yakalayabilmek için kalabalığı yarıp birbirlerinin üstüne çıktılar.

 

Karmaşa benim görüntü alanımda olduğu için ben de mecburen bu can sıkıcı olaya başından beri tanık olma durumunda kaldım.

 

Olay benim gördüğüm kadarıyla şöyle gelişti…

 

On altı,on yedi yaşlarında bir delikanlı ile yanında aşağı yukarı kendinden birkaç yaş büyük bir kız ellerinde tostlarla otobüse binmek istediler.Ama herkes gibi otobüse binmek için sıraya girerek değil,insanların sıradaki haklarını çalarak binmeyi tercih ettiler.

 

Kız,yaşlı bir teyzenin önüne geçerek otobüste boş olan yere oturdu.Delikanlı ise ancak teyzenin arkasındaki başka birinin önüne geçti.

 

Böyle olunca da yaşlı teyze otobüsteki son boş yere,tesadüf o ki,kızın yanına oturdu.

 

Delikanlı yaptıkları işmiş gibi birde kızın yanına oturabilmek için teyzeye:‘Kalk’ dedi.

 

Tabi teyze de bu duruma isyan ederek:’Zaten önüme geçtiniz,bir de utanmadan kalk mı diyorsunuz?Sözde gençsiniz,sizin kalkıp bize yer vermeniz gerekirken biz mi size yer vereceğiz,saygısızlar.’ dedi.

 

Delikanlı da hiç istifini bozmadan gayet laubali bir şekilde,’Sen genç miydin yav,ben seni genç kız zannettim’ diyerek vaziyeti daha da çirkinleştirmeye devam etti.

 

Otobüste bu duruma gençlerden ve otobüs şoföründen hiçbir müdahale gelmezken ileri yaşlarda olan bir iki bey yaşlı teyzeye arka çıktılar.

 

Bu sefer de delikanlı yarattığı huzursuzluğu daha da arttırarak tehditler savurmaya başladı.Hatta cebinde kimsenin fark etmediği bıçağına sarılarak bir felakete yol açmaya çalıştı.

 

Neyse ki yanındaki kız,ilk defa doğru bir harekette bulunarak delikanlıyı sakinleştirdi ve gerilen sinirleri yatıştırmaya uğraştı.

 

Bıçak cepte kaldı kalmasınada,delikanlı bir kere yaydan çıktı,herkese gözdağı vermeye başladı.

 

Hatta bir ara delikanlı:’Ben Karagümrük’lüyüm’ diyerek yaşlı teyzeye bile imada bulundu.

 

Yaşlı teyzedeki de cesaret:’Oğlum ben eski Fatih’liyim.Çevrem geniş,hiçbir şey yapamazsın’ dedi.

 

Koptu kopacak kıyamet derken yaşlı teyze bir durakta indi.

 

Delikanlı ve yanındaki kızda bir başka durakta indi.Ama delikanlının otobüsten inerken ki halini bir görseniz,’Allah korumuş ‘ derdiniz.

 

Bir omzu yukarda bir omzu aşağıda,elinde tesbihi,sağa çeken bir yürüyüş ve tam tarifiyle BELA…

 

Otobüsten indi fakat gördüğüm kadarıyla rahat durmadı.Dışardan otobüsün içinde kavga ettiği ileri yaşlı beyleri aradı.Artık ne yapacaksa?

 

Hayret ettiğim nokta,otobüstekilerin güvenliğini tehlikeye sokan bu zatta,otobüs şoförünün herhangi bir tepki vermemesiydi.

 

En azından otobüsü durdurup polis çağırabilirdi.

 

Ya bu olay kötü bir şekilde sonuçlansaydı…

 

Bu kadar ucuz mu insan hayatı?

 

Bize dokunmayan yılan bin yıl yaşasın zihniyeti…

 

Peki o yılan olurda bir gün bize dokunur,biz de çevremizde kimseyi bulamazsak?

 

ZEHRA GAYE DOĞRUSÖZ

 
.
.

.

.

.

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

.

.