|
Ailemin büyük bir kısmıyla
konuşmuyorum ben. 2002 yılındaki o uğursuz
olaydan beri, tüm yaşam planlarımızı tepetaklak
eden o kara günden beri, beraber büyüdüğüm
kuzenlerimi, eskiden çok sevdiğim halalarımı da
görmüyorum.
Amca figürlerim zaten acı vericiydi
benim için. Kendisini hatırladığım ilk günden bu
yana – 1.5 yaşımı ve onu ilk algıladığım anı
hatırlıyorum… Huzursuzluktan başka bir şey
vermedi o kara adam bana. Kendisi gibi yaptığı
herşey de kara olan bu insan çok zeki maalesef.
Şeytanla sözleşme yapmış gibi,kirli
güçlerle sonsuz anlaşması varmışcasına kötü bu
adam.Çok şanslı ama...Hep üstü kapatıldı
yaptıklarının, korktu kimileri, kimisi ise
sindirildi sesini çıkarmak istediğinde.
O yıllar öncesinin efsane dizisi
kahramanı JR tadında bir kötü. Ama ya diğerleri?
Neyin adına prim verilir böle bir rezilliğe.
Yıllarca dayaktan her yeri morarmış karısı niye
susar, saatlerce eziyet ettiği çocukları neyini
savunur, onun yüzünden buralardan kaçmak zorunda
kalan halam neden yanındadır. Evliliğini,
oğlunun dişlerini ve kafatasını veren bir diğer
halam neyi düşünür hala.
Bu nasıl şeytani bir güçtür?
Zamanında herkesin sevgilisi diş doktoru amcam
Mürşit Çolak’ı büyüleyen nedir, kendi
çocuklarını harcayacak kadar?
İstediğinde bir bodyguard gibi onları
her türlü tehlikenin üstüne süren,işi bitince de
kovalayabilecek kadar beynini uyuşturan nedir?
Vicdan eksikliğiyle mi dünyaya geldi bu insanlar
ya da ahlak. Benim de damarlarımda da bu şeytani
kan dolaşıyorsa eğer ve eğer varsa bir
ameliyatı, kesip atsınlar bu genleri benim
bedenimden!
Bu ülkede Kürtlerin devletle
ilişkisini hep bizim trajik aile hikayemize
benzettim ben. Kendi kardeşiyle kavgalı benim
devletimde. Beni bu denli isyan noktasına
getiren neyse, Kürtleri de kendi kardeşiyle
düşman olmaya zorlayanı düşünmemekte ısrarlı bu
devlet hala.
Şehirlerde yaşayan beyaz Türklerin
bildiği, öğretildiği gibi “Kürt Türk ayıran kim,
yok böle birşey” le özetlenebilecek gibi bir
geçmişi yok bu toprakların maalesef. Ah ne zaman
yüzleşeceğiz tarihimizle, aynı ailemin o
şizofrenik halden uyanıp yüzleşmesi gerektiği
gibi. Biz bir aile değildik,mutlu da
değildik,aynı ülkemin doğusunda herşeyin güllük
gülistanlık olmadığı gibi.
Ne zaman görüceğiz gerçekleri, ne
zaman özür dileyecek haksız olan herkes.Ne zaman
yeni bir başlangıç olacak, temiz ve
masum.Karşılıklı sözler verilecek beraber
büyümek, güçlenmek, silahı bir kenara bırakmak
için vede.Bunun başka yolu yok! Kürtler ve
Türkler birbirlerine mecburlar. Çıkarılmalı
artık bu tüyleri diken diken eden, dillere
pelesenk olduğu için anlamını yitiren bölücü,
bölünme lafları dilimizden bile.
Ailemin başına gelenler ülkemin
başına gelmek zorunda değil, bizim için çok geç
ama barış için değil.
Biliyorum keşke bu kadar basit olsa
bunu halletmek, keşke herşeyi karıştıran “dış
mihraklar “ komplo teorilerinden soyutlanabilse
bu yıllardır herkesin canını bir şekilde acıtan
yara..Kürt sorunu yoktur PKK sorunu vardır
diyenler bir yüzleşseler gerçeklerle bir
görebilseler oralarda neler olduğunu. Nasıl bir
deliliktir ki bu bitmez 35 yıldır, öldüre öldüre
tükenmez bu bir “avuç bölücü isyankar”.
Ben, son günlerin gözde terimi ile
yaşadığım bu travmadan sonra “pause” düğmesine
basmışçasına dondurdum hayatımı.Sırtımdaki bu
kamburdan ve içimdeki acıdan kurtulmadıkça ileri
gidemedim,hayatıma devam edemedim.Aynı Türkiye
gibi..Bu aile meselesi mutlu sonla bitmedikçe
maalesef “pause” düğmesinde takılı kalmaya
mahkum ülkem.
Artık kavgadan bıkma, huzur ve
gülümseyerek uyanılan sabahları isteme
zamanı.Burda yaşayan tüm halkların gururla
ülkesinin adını zikretme zamanı.Kazanılan milli
maçtan sonra sevinen Türklere, Kürtler
saldırıyorsa,bunu düşünme zamanı, ne yaptık biz
bu beraber büyüdüğümüz insanlara diye.Aynı
ailemin düşünmesi gerektiği gibi...
Küçük bir not: Babam ve kardeşimin
hala yattığı Sincan L2 tipi cezaevinin E-6
koğuşunda görevli doktor, orda neden bulunduğunu
unutmuş ve kendini mahkumlara hayat dersi
vermeye adamış görünüyor. Kendisini babama ve
diğer mahkumlara yaptığı kötü muameleden dolayı
Ankara Tabipler Odasına da şikayet
edeceğim.Umarım bir defa olsun yetkililer,
şikayeti ciddiye alarak gerekeni yaparlar. |