.

 

.

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

 

.

Masal gibi bir sahne şovuyla, tıpkı porselen bebekler kadar hassas güzelliğiyle, ama mikrofon elindeyken, şeytana pabucunu ters giydirecek kadar erotik halleri ve dans ederken baştan çıkarıcı tavrıyla Kylie, Kuruçeşme Arena’da, denizin kucağında şarkılar söyledi… Geceye masalın bir ucundan ben de katıldım…

 

Günler öncesinden, konserin basın toplantısında benim Kylie konusundaki çoban saflığında heyecanımı gören konserin patronlarından Cüneyt Ortan, Kiss Fm’de 10 yıl patronum olmuş bir abi olarak, kendimi güvende hissettirmişti, Kylie’ye rahat yaklaşabilirdim, aynı şekilde konserin tanıtım işinde çalışan isimleri de tanıyordum piyasadan yüzyıllardır, ama konsere bir hafta kala davetiyeleri konserin sponsor bankasındakilere verdiklerini söyleyip yaya bıraktılar beni…

 

 

Tenezzül edip, yıkayacak , yalayacak halim yoktu, parasını verip biletimi aldım…Tam da bu sırada , konser öncesinde yurtdışından tanıştığım bir televizyoncu arkadaşım Kylie konserine geleceğini söyledi…

 

Yanında yıllardır yakın arkadaşı olan Kuveyt’in prenslerinden Jabar ile birlikte… Beraber gideriz konsere dediler.. Son anda yaya bırakanlara havam ne güzel olur, dedim.. Kuveyt prenslerinden biriyle gidiyorum rüya prensesi Kylie’ye… Konserden önce geldiler… Reina’da 19 Mayıs akşamına rezervasyon yapmışlar…

 

Ben arkadaşımla önceden gitmiştim, tam masamıza oturduk ki, kapıdan aradı beni prens.. İçeri almıyorlarmış, kıyafetinden ötürü… Hemen devreye girdim,” çok tanınmamak için böyle gezmeyi tercih ettiğini söyleyince, Kuveyt’in prenslerinden biri olduğunu “belirtince, içerden şefleri geldi hemen..

 

Normalde bu halde içeri girse ayıplanırdı, yanında şef eşlik ederse, “Amma zengin refakatle , şortla giriyor” havası olacaktı..”Ye kürküm, ye”… Ne sahte havalar…İstemedi Jabar içeri girmeyi, aldım doğru Çiçek Pasajı’na… Farklılıkların tolere edilebildiği canım İstiklal caddesinde prensle yemeğe…

 

Konser günü geldi, bir yandan yanımdakilerle Kylie konserine gitmek güzel olacak bir yandan kendi biletimle orman perisi kadar küçük Kylie’yi görebilecek miydim? Jean Paul Gaultier’nin kostümüyle çektirdiği fotoğraflardan birini bastırıp tişörtüme, heyecanla konseri beklemeye başladım…

 

 

O sırada bir telefon, Sinan Nergis’ten,İspanya’dan..Kylie’nin ekibindekileri yakından tanıyan Fran, bize Kylie’nin misafiri olarak V.I.P davetiye ayarlıyordu.. Sinan’ın kontaktları Pasion Turca’nın ne kadar sağlam ilerlediğini gösteriyordu.. Bir başka işaretle beraber, hiç kimseyi olduğundan büyük sanma,diyordu bana evren prensi kastederek..

 

Cebimde beş kuruş, Kuveyt prensiyle hava atmak isterken, Reina’nın kapısında kalan prensti, içeri alınan ben..Tek büyük yukarda, gönülden istediğinde herhangi bir dileğini O sana sunuyordu, el vererek…

 

Konserin patronları ve tanıtımcıları ,bir anda Kylie’nin Türkiye albüm lansman gecelerinden basında gönüllü haberlerine kadar çocuk gibi sevinerek haberler yaptığımı değersiz kılmış beni kapıda bırakmışlardı, şimdi Sinan ve Fran sayesinde locadaydım.

 

Kapıda , her zamanki gibi tripli görevliler, davetli listesinde olmadığımı söylediler..Hemen telefon açtım Kylie’nin ekibini tanıyan benim İstanbul çekimlerinde arkadaş olduğum Fran’ın asistanına, “doğru” dedi, davetli listesinde değildim,Turkcell locasında, misafir gişesinde Kylie’nin  misafiri olmuştum çünkü, Tanrı misafiri …

 

Parasından pulundan gözümde büyüttüğüm prens 375 milyonluk biletiyle kuyruktaydı,bense hemen locada..Denizin kucağında beni son anda eken konserin organizasyondakilerinin bile “heryere giriş” kartlarına rağmen alınmadıkları locada,sahneyi şahane görüyordum…ve  Kylie sahnedeydi..

 

Masala ,Madonna’nın da sevdiği Speaker phone’la başladı..Kıyafetler değişiyor, sahnedeki konseptler dönüşüyor,bir an disko manzaraları, bir an aşk gemisi, konser bir dans tiyatrosu oluyordu…

 

 

Barry Manilow’un disko klasiği “Copacabana’da sahneye 70’lerin diskoları fırlamış,üstelik Kylie harika dans etmişti..Locada bizim televizyonlardan sözde ünlülerden bazılarının yılık hallerine takılmadım hiç..Ardarda , Like a drug ve Slow şarkısını söylerken kırmızılar içinde çok şehvetliydi ve ayartıcıydı..

 

Mavi gece elbisesi ve I believe in you şarkısı ile bir rüya…Rengarenk tulumlar içinde, dans eden çocuklar arasında In my arms, kollarına aldı seyirciyi…”Eğleniyor musunuz?” deyişindeki sıcaklık ve bisten sonra tam 3 şarkı ile Kylie deniz kenarında kutsadı bizi…

 

Çok başarılı birine laf atarak dikkat çekmeye çalışan birçok gazeteci, ertesi gün yine beğenmemişmiş şovunu, konsepti anlamamışlar hepsi o kadar…Sahnede bir soprano yok, bir disko prensesi var…Gazetelerin yine birçoğunda konserden çok , konsere gelenleri yazmışlar, çok lazımmış gibi, gelen şarkıcılar videolarından çalmak pardon esinlenmek yerine sahneden de esinlensinler diye mi gelmişler acaba?...

 

Yok efendim Bodrum gümbetteki dans şovları gibiymiş, bunun arkasında da draq queenli şovlardan başka şovlara alışmamış, kafası taksimdeki diskolardan başka disko görüntüsünü almayan, hasetlenmeler mi var acaba ya da Kylie’yi beğenmeyerek sivrilcekler mi yurdumda, peki tüm bunlar Kylie’nin umrunun neresinde?...

 

Kylie konserinde, dolunay şehirde,İstanbul deniz kenarında kutsandı, kutsandım.. Sahnede aşk gemisi konseptinden deniz kenarından geçen gemiler eşlik ediyorlardı masala… Kylie ile..Oraya bir şekilde en paşa hallerle konuçlandım, herkese rağmen.. Sevgimi O gördü, O bilsin yeter…

 

CENK E...
 
.
.

.

.

.

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 


 


 

 

.

.