.

 

.

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

Yukarıdaki başlık, Araştırmacı- yazar sayın İbrahim CANDAN’ın titizlikle kaleme aldığı, adeta bütün arşivleri didik didik ederek Atatürk ile ilgili bilinen ya da bilinip çarpıtılan bazı konuları bir araya getirerek hazırladığı, bir kaynak kitap olma niteliği taşıyan eserin başlığıdır.

Okumayı bilen herkesin bu eseri alıp önce kendilerinin okuyup, daha sonra da elinden geldiğince yakın arkadaşlarına hediye etmesi ya da tavsiye etmesi, Atatürk’ü anlamak için, O’nun bizlere bıraktığı değerleri anlamak ve anlatmak için yeterli gelecek bir eserdir.

 

SENİ ANLASAYDIK BU HALE GELMEZDİK

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü en ince detaylarına kadar inceleyen yazar, Atatürk’ün yaşamından verilen kesitler gayet dikkat çekici nitelikte işlenmiş. Günümüzdeki bütün devlet adamı dediklerimizin o insana saygı duyup, lider kişiliğini örnek almaları gerekmektedir. Kendi dönemindeki devlet başkanları bile onun büyüklüğünü, kişiliğini, liderliğini kabul etmişken, günümüzde maalesef;

“Atatürk’ü sevmiyorum, fikirlerini reddediyorum, o İslam’ı karalamıştır, devrimleri Türk halkına travma yaşatmıştır, halkın dilini dinini değiştirmiştir, o Masondu, Türk düşmanıydı, bütün değerlerimizi alt üst etti diyen,” kendi söyleyemediklerini, ama kendi düşüncelerini, Atatürk’e söyletme çabaları güden çatlak sesler mutlaka her devirde çıkacaktır.

 

Atatürk bir insandı, Hz. Muhammed’de insandı. Kesinlikle Atatürk, peygamberdir ya da kutsaldır demiyorum. Ama yaratıcımız bazı insanlara nitelik, liderlik seciyesi vermiştir. Allah vergisidir bu özellikler. Bunu hiç kimse inkar edemez. Allah’ın takdirine, kadrine, kudretine hiç kimse mani olamaz, müdahale edemez.

Bir başka bakış açısıyla,

Hz. Peygamber, Allah tarafından görevlendirilerek son din olan İslam’ı ve rükunlarını Sahabeler ile tüm dünyaya yaymıştır. İslam’ı anlatmıştır. İslam’ı anlatmaya gittiği çoğu yerde karşılık alamamıştır, taş ve sopalarla kovalanmıştır. Allah’ın elçisine, son peygamberine saldıranlar mutlaka olmuştur. Provokatörler her fırsatta karşısına çıkmıştır. Zorluklara karşı karşısındaki düşman güçlere karşı dimdik durmasını bilmiştir. Küfür ordusuna karşı zafer kazanmıştır. Halen günümüzde saldırmaktadırlar.

Atatürk’te Allah tarafından yüce Türk milletine gönderilen, yeni bir medeniyet kuran, Türk kültürünü, Türk bütünlüğünü sağlayıp tüm dünyaya örnek olan çağının lider kişiliğidir. İslam’a ve insani değerlere sahip çıkan, çıkar gruplarına ve ülkeyi işgal edenlere dimdik duran bir kişilikti. Eşsiz karakteri ve ileri görüşlülüğü onu tüm dünyada lider haline getirmiştir. Türk halkının gönlünü güvenini kazanmıştır. Bunu da hiç kimse inkar edemez.

 

İki örnekte oldukça yakındır birbirine. Çünkü ortak noktaları Allah’ın onları lider kişiliğe ve üstün kabiliyetle yaratmasında gizlidir.

 

SENİ ANLASAYDIK BU HALE GELMEZDİK

Yazar o kadar ilginç o kadar anlamlı ve bir o kadar da manalı isim bulmuş ki kitaba, gerçekten konularının derinliğini ve bugüne kadar anlatılmayan bilgileri, ya da anlatılırken çarpıtılan bilgileri bir araya getirmiş. Gerçek Atatürk’ü anlatmış. Atatürk’ün isminin arkasına saklanan sahte milliyetçileri, Atatürk’ün arkasına saklanan ve Laikliğin anlamını bilmeyen okumuş cahil aydınları, Atatürk’e saldıran din bezirganlarını anlatmış kıymetli yazar İbrahim CANDAN.

+++++++

Bu kitabı okurken, devrimlerinin travma yaratmadığını görecek, o günün şartlarında din’i sömüren örümcek kafalı din bezirganlarının iplerinin kesildiğini hayretle tahlil edip, Atatürk’ün devrimleriyle insana değer veren kişiliğinde kendinizi bulacaksınız.

Bu kitabı okurken, Atatürk’ün fikirleri, yaşantısı ve liderliği gözünüzün önüne gelecek.

Bu kitabı okurken, Atatürk’ün bize emanet ettiği T.C.’nin yılmaz bekçileri olan cumhurbaşkanlarını, başbakanlarını hatırlayacak ve farkı hissedeceksiniz.

Bu kitabı okurken, Atatürk’ün ne kadar da Hz. Peygamber hayranı, Kur’an-ı Kerim hayranı olduğunu görecek ve ona dizsiz diyenleri hatırlayacaksınız. Ve, Hz. Muhammed hakkında;

“Allah’ın birinci ve en büyük kuludur, O’nun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor…

Benim, senin adın silinir; fakat O sonsuza kadar ölümsüzdür.”  Dediğini göreceksiniz.

Bu kitabı okurken, Atatürk’ün Türk kültürüne ve Türk milliyetçiliğine verdiği önemi görüp, bu günkü milliyetçiliği sorgulayacak,

“Türk Milleti, kendinin ve memleketin yüksek menfaatleri aleyhine çalışmak isteyen bozguncu, alçak, vatansız ve milliyetsiz beyinlerin saçmalamalarındaki gizli ve kirli emelleri anlamayacak ve onlara müsamaha edecek bir topluluk değildir.” Dediğini göreceksiniz.

Bu kitabı okurken, Atatürk’ün dünya liderlerini nasıl dize getirdiğini görüp, günümüzde

Cennet vatanımızı satan ve satın alan liderleri görecek, seni anlamadık diyeceksiniz.

Bu kitabı okurken, Atatürk’ün masonları ülkeden nasıl def ettiğini, emperyalizmden nasıl kurtulduğunu anlayıp, günümüzde onlara uşaklık edenleri göreceksiniz.

Bu kitabı okurken, Laikliğin gerçek manasını anlayıp, Allah birdir, şanı büyüktü. Dinsiz devletlerin devamına imkan yoktur diyen, gerçek Atatürk’ü göreceksiniz.

Bu kitabı okurken, Atatürk’ün ne kadar da soylu bir milletin evladı olduğunu, dünya malına değer vermeyişini, ilim ve bilim alanındaki çalışmalarını göreceksiniz.

Bu kitabı okurken, Atatürk’ün yanında bulunan dalkavukların, onu ayyuka çıkaran manevi sözleri karşısında, Ata’nın;

           “Bizde ruhbanlık yoktur, hepimiz eşitiz ve dinimizin buyruklarını eşit öğrenmeye mecburuz.”  Dediğini duyup şaşkınlık geçireceksiniz.    

Bu kitabı okurken, o zamanki mecliste bulunan hain bakanları görecek ve milletin Meclisinin hiç değişmediğine tanık olacaksınız.

Bu kitabı okurken, “Allah nasip eder, ömrüm vefa ederse, Musul, Kerkük ve Adaları geri alacağım. Selanik de dahil Batı Trakya’yı Türkiye hudutlarına katacağım.”diyen Atatürk’ü görüp, ülkemizin güneyinde kanayan yaraya tuz basamak isteyeceksiniz. Ama elinizden bir şey gelmeyecek.

Bu kitabı okurken, Atatürk’ün yönettiği T.C. hükümetinde ne kadar da yalnız kaldığını, etrafını çeviren Mason vekillerle nasıl mücadele ettiğini göreceksiniz.

Bu kitabı okurken, Atatürk’ün İslam Dinine verdiği önem çerçevesinde, Elmalılı Hamdi YAZAR’a tercüme ettirdiği. Zaman zaman kendisinin de tercüme ettiği, masraflarını kendi cebinden karşılayarak yayımlattığı Kur’an-ı Kerim tefsirinde. Bir vefa örneği dahi göstermeyen yayınevi, bugün basılan nüshalarında Atatürk’ün ismine yer vermeyişine şahit olacaksınız.

Bu kitabı okurken, olması gereken örneği de okuyacaksınız.

Mevsim sonbahardır, Ankara’da Orman Çiftliği’nde idare odasındayız. Çiftlik müdürü Tahsin Bey, yanında Alman mimar ile birçok yeni inşaat projeleri hakkında izahat veriyorlar. Çiftliğin büyütülmesi plânları ele alınıyor, sıra karşıdaki bir tepeciğe geldi. Orası bilmem hangi cins tavuklar için bir tesis yapılması düşünülmüş, Atatürk durdu, sonra:

-Olmaz. Bu tepe için benim başka bir düşüncem var. Dedi. Sonra bana döndü:

-Benim için nasıl bir mezar düşünüyorsunuz?.. diye sordu.

-Hepimizin dili tutulmuştu, zannedersem, Afet Hanım söze atıldı:

-Böyle güzel bir günde, böyle şeyler nasıl aklınıza geliyor gibi bir

cümle söyledi. Atatürk, güldü. O gün bilhassa neşeli, yüzü sıhhat ışıklarıyla nurlanmıştı:

-Ölüm beşeriyetin değişmez kaderidir. Marifet unutulmamaktır. Dedi. Sonra uzun bir süre pencereden dışarı bakarak ilâve etti:

- ŞU TEPEYE BANA KÜÇÜK VE GÜZEL BİR MEZAR YAPILABİLİR, DÖRT YANI VE ÜSTÜ KAPALI OLMASIN!.. ESEN RÜZGÂRLAR BANA YURDUMUN HER YANINDAN HABER GETİRİR GİBİ KABRİMİN ÜSTÜNDE DOLAŞSIN. KAPISINA GENÇLİĞE HİTABEM YAZILSIN. O, TEPENİN OLDUĞU YER YOL UĞRAĞIDIR.

HER GEÇEN, HER ZAMAN DUA OKUSUN !..

- Orada bulunan herkes susuyordu… Kimsenin bir kelime söyleyecek mecali kalmamıştı. Alman mimar da önüne bakıyordu…

Atatürk: MAMAFİH BÜTÜN BUNLAR BENİM FİKRİM... TÜRK MİLLETİ ELBET BANA MÜNASİP GÖRECEĞİ ŞEKİLDE BİR YER YAPAR... diyerek hüzünlü konuşmayı bitirdi.  (İbrahim CANDAN),Seni Anlasaydık Bu Hale Gelmezdik, s. 133. Akasya Kitap, Ankara
 
.
.

.

.

.

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

.

.

.