|
Yukarıdaki başlık, Araştırmacı- yazar sayın İbrahim
CANDAN’ın titizlikle kaleme aldığı, adeta bütün
arşivleri didik didik ederek Atatürk ile ilgili bilinen
ya da bilinip çarpıtılan bazı konuları bir araya
getirerek hazırladığı, bir kaynak kitap olma niteliği
taşıyan eserin başlığıdır.
Okumayı bilen herkesin bu eseri alıp önce kendilerinin
okuyup, daha sonra da elinden geldiğince yakın
arkadaşlarına hediye etmesi ya da tavsiye etmesi,
Atatürk’ü anlamak için, O’nun bizlere bıraktığı
değerleri anlamak ve anlatmak için yeterli gelecek bir
eserdir.
SENİ ANLASAYDIK BU HALE GELMEZDİK
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü en ince detaylarına kadar
inceleyen yazar, Atatürk’ün yaşamından verilen kesitler
gayet dikkat çekici nitelikte işlenmiş. Günümüzdeki
bütün devlet adamı dediklerimizin o insana saygı duyup,
lider kişiliğini örnek almaları gerekmektedir. Kendi
dönemindeki devlet başkanları bile onun büyüklüğünü,
kişiliğini, liderliğini kabul etmişken, günümüzde
maalesef;
“Atatürk’ü sevmiyorum,
fikirlerini reddediyorum, o İslam’ı karalamıştır,
devrimleri Türk halkına travma yaşatmıştır, halkın
dilini dinini değiştirmiştir, o Masondu, Türk
düşmanıydı, bütün değerlerimizi alt üst etti diyen,” kendi
söyleyemediklerini, ama kendi düşüncelerini, Atatürk’e
söyletme çabaları güden çatlak sesler mutlaka her
devirde çıkacaktır.
Atatürk bir insandı, Hz. Muhammed’de insandı. Kesinlikle
Atatürk, peygamberdir ya da kutsaldır demiyorum. Ama
yaratıcımız bazı insanlara nitelik, liderlik seciyesi
vermiştir. Allah vergisidir bu özellikler. Bunu hiç
kimse inkar edemez. Allah’ın takdirine, kadrine,
kudretine hiç kimse mani olamaz, müdahale edemez.
Bir başka bakış açısıyla,
Hz. Peygamber, Allah tarafından görevlendirilerek son
din olan İslam’ı ve rükunlarını Sahabeler ile tüm
dünyaya yaymıştır. İslam’ı anlatmıştır. İslam’ı
anlatmaya gittiği çoğu yerde karşılık alamamıştır, taş
ve sopalarla kovalanmıştır. Allah’ın elçisine, son
peygamberine saldıranlar mutlaka olmuştur. Provokatörler
her fırsatta karşısına çıkmıştır. Zorluklara karşı
karşısındaki düşman güçlere karşı dimdik durmasını
bilmiştir. Küfür ordusuna karşı zafer kazanmıştır. Halen
günümüzde saldırmaktadırlar.
Atatürk’te Allah tarafından yüce Türk milletine
gönderilen, yeni bir medeniyet kuran, Türk kültürünü,
Türk bütünlüğünü sağlayıp tüm dünyaya örnek olan çağının
lider kişiliğidir. İslam’a ve insani değerlere sahip
çıkan, çıkar gruplarına ve ülkeyi işgal edenlere dimdik
duran bir kişilikti. Eşsiz karakteri ve ileri
görüşlülüğü onu tüm dünyada lider haline getirmiştir.
Türk halkının gönlünü güvenini kazanmıştır. Bunu da hiç
kimse inkar edemez.
İki örnekte oldukça yakındır birbirine. Çünkü ortak
noktaları Allah’ın onları lider kişiliğe ve üstün
kabiliyetle yaratmasında gizlidir.
SENİ ANLASAYDIK BU HALE GELMEZDİK
Yazar o kadar ilginç o kadar anlamlı ve bir o kadar da
manalı isim bulmuş ki kitaba, gerçekten konularının
derinliğini ve bugüne kadar anlatılmayan bilgileri, ya
da anlatılırken çarpıtılan bilgileri bir araya getirmiş.
Gerçek Atatürk’ü anlatmış. Atatürk’ün isminin arkasına
saklanan sahte milliyetçileri, Atatürk’ün arkasına
saklanan ve Laikliğin anlamını bilmeyen okumuş cahil
aydınları, Atatürk’e saldıran din bezirganlarını
anlatmış kıymetli yazar İbrahim CANDAN.
+++++++
Bu kitabı okurken, devrimlerinin
travma yaratmadığını görecek, o günün şartlarında din’i
sömüren örümcek kafalı din bezirganlarının iplerinin
kesildiğini hayretle tahlil edip, Atatürk’ün
devrimleriyle insana değer veren kişiliğinde kendinizi
bulacaksınız.
Bu kitabı okurken, Atatürk’ün
fikirleri, yaşantısı ve liderliği gözünüzün önüne
gelecek.
Bu kitabı okurken, Atatürk’ün bize
emanet ettiği T.C.’nin yılmaz bekçileri olan
cumhurbaşkanlarını, başbakanlarını hatırlayacak ve farkı
hissedeceksiniz.
Bu kitabı okurken,
Atatürk’ün ne kadar da Hz. Peygamber hayranı, Kur’an-ı
Kerim hayranı olduğunu görecek ve ona dizsiz diyenleri
hatırlayacaksınız. Ve, Hz. Muhammed hakkında;
“Allah’ın birinci ve en büyük kuludur, O’nun izinde
bugün milyonlarca insan yürüyor…
Benim, senin adın silinir; fakat O sonsuza kadar
ölümsüzdür.”
Dediğini göreceksiniz.
Bu kitabı okurken, Atatürk’ün Türk kültürüne ve Türk
milliyetçiliğine verdiği önemi görüp, bu günkü
milliyetçiliği sorgulayacak,
“Türk Milleti, kendinin ve memleketin yüksek menfaatleri
aleyhine çalışmak isteyen bozguncu, alçak, vatansız ve
milliyetsiz beyinlerin saçmalamalarındaki gizli ve kirli
emelleri anlamayacak ve onlara müsamaha edecek bir
topluluk değildir.”
Dediğini göreceksiniz.
Bu kitabı okurken, Atatürk’ün dünya
liderlerini nasıl dize getirdiğini görüp, günümüzde
Cennet vatanımızı satan ve satın alan liderleri görecek,
seni anlamadık diyeceksiniz.
Bu kitabı okurken,
Atatürk’ün masonları ülkeden nasıl def ettiğini,
emperyalizmden nasıl kurtulduğunu anlayıp, günümüzde
onlara uşaklık edenleri göreceksiniz.
Bu kitabı okurken,
Laikliğin gerçek manasını anlayıp, Allah birdir, şanı
büyüktü. Dinsiz devletlerin devamına imkan yoktur diyen,
gerçek Atatürk’ü göreceksiniz.
Bu kitabı okurken,
Atatürk’ün ne kadar da soylu bir milletin evladı
olduğunu, dünya malına değer vermeyişini, ilim ve bilim
alanındaki çalışmalarını göreceksiniz.
Bu kitabı okurken, Atatürk’ün yanında bulunan
dalkavukların, onu ayyuka çıkaran manevi sözleri
karşısında, Ata’nın;
“Bizde ruhbanlık yoktur, hepimiz eşitiz
ve dinimizin buyruklarını eşit öğrenmeye mecburuz.” Dediğini
duyup şaşkınlık geçireceksiniz.
Bu kitabı okurken, o zamanki mecliste bulunan hain
bakanları görecek ve milletin Meclisinin hiç
değişmediğine tanık olacaksınız.
Bu kitabı okurken,
“Allah nasip eder, ömrüm vefa ederse, Musul, Kerkük
ve Adaları geri alacağım. Selanik de dahil Batı
Trakya’yı Türkiye hudutlarına katacağım.”diyen Atatürk’ü görüp,
ülkemizin güneyinde kanayan yaraya tuz basamak
isteyeceksiniz. Ama elinizden bir şey gelmeyecek.
Bu kitabı okurken, Atatürk’ün
yönettiği T.C. hükümetinde ne kadar da yalnız kaldığını,
etrafını çeviren Mason vekillerle nasıl mücadele
ettiğini göreceksiniz.
Bu kitabı okurken, Atatürk’ün İslam
Dinine verdiği önem çerçevesinde, Elmalılı Hamdi YAZAR’a
tercüme ettirdiği. Zaman zaman kendisinin de tercüme
ettiği, masraflarını kendi cebinden karşılayarak
yayımlattığı Kur’an-ı Kerim tefsirinde. Bir vefa örneği
dahi göstermeyen yayınevi, bugün basılan nüshalarında
Atatürk’ün ismine yer vermeyişine şahit olacaksınız.
Bu kitabı okurken,
olması gereken örneği de okuyacaksınız.
Mevsim sonbahardır, Ankara’da Orman Çiftliği’nde idare
odasındayız. Çiftlik müdürü Tahsin Bey, yanında Alman
mimar ile birçok yeni inşaat projeleri hakkında izahat
veriyorlar. Çiftliğin büyütülmesi plânları ele alınıyor,
sıra karşıdaki bir tepeciğe geldi. Orası bilmem hangi
cins tavuklar için bir tesis yapılması düşünülmüş,
Atatürk durdu, sonra:
-Olmaz. Bu tepe için
benim başka bir düşüncem var.
Dedi. Sonra bana döndü:
-Benim için nasıl bir
mezar düşünüyorsunuz?..
diye sordu.
-Hepimizin dili tutulmuştu, zannedersem, Afet
Hanım söze atıldı:
-Böyle güzel bir günde,
böyle şeyler nasıl aklınıza geliyor gibi bir
cümle söyledi.
Atatürk, güldü. O gün bilhassa neşeli, yüzü sıhhat
ışıklarıyla nurlanmıştı:
-Ölüm
beşeriyetin değişmez kaderidir. Marifet unutulmamaktır.
Dedi.
Sonra uzun bir süre pencereden dışarı bakarak ilâve
etti:
- ŞU TEPEYE BANA KÜÇÜK VE GÜZEL BİR MEZAR
YAPILABİLİR, DÖRT YANI VE ÜSTÜ KAPALI OLMASIN!.. ESEN
RÜZGÂRLAR BANA YURDUMUN HER YANINDAN HABER GETİRİR GİBİ
KABRİMİN ÜSTÜNDE DOLAŞSIN. KAPISINA GENÇLİĞE HİTABEM
YAZILSIN. O, TEPENİN OLDUĞU YER YOL UĞRAĞIDIR.
HER GEÇEN, HER ZAMAN DUA OKUSUN !..
- Orada bulunan herkes susuyordu… Kimsenin bir kelime
söyleyecek mecali kalmamıştı. Alman mimar da önüne
bakıyordu…
Atatürk: MAMAFİH BÜTÜN BUNLAR BENİM FİKRİM... TÜRK
MİLLETİ ELBET BANA MÜNASİP GÖRECEĞİ ŞEKİLDE BİR YER
YAPAR...”
diyerek hüzünlü konuşmayı bitirdi. (İbrahim
CANDAN),Seni Anlasaydık Bu Hale Gelmezdik, s. 133.
Akasya Kitap, Ankara |