Bayram ŞEKERLERİEvet'çilere Koyun YAKIŞTIRMASIGeceyarısı referandum YARDIMIPazar yerine kanlı SALDIRICoşkun'a bu işkence NİYE?Tek bedende 2 kadın AYLAUnutulmuş anaları ZİYARETSeksiliği bikininin önüne GEÇTİVan'da cehennem GECESİDinsizlerden taciz ATEŞİ
Bojidar ÇİPOF
Türkiye: Tarih ve Analiz 1
18 Eylül 2009, 01:53
Bojidar ÇİPOF

1877-1878 Osmanlı Rus Harbi: Osmanlı Tarihi’nin en önemli kesitidir ve bu savaşın sonunda Osmanlı’nın testisi çatlamamış, parçalanmıştır.

 

Rumi takvimle 1293 yılına isabet ettiğinden 93 Harbi ya da 1877 1878 Rus Harbi olarak bilinir. Bu savaş; Balkanlarda Tuna ve Kuzey Doğu Anadolu’da Kafkas cephelerinde cereyan eden en büyük ve çok kanlı bir savaştır. Savaşın başlaması ile Fransa, İngiltere, Almanya, İtalya ve Avusturya tarafsızlık ilan ederken; Romanya, Sırbistan ve Karadağ ile birlikte, Bulgar çeteleri de Rusların yanında savaşmışlardır. 

 

“Başlarken” adlı yazımda şu noktalara değinmiş ve daha sonra bunların açılımını yapacağımı yazmıştım: “Dünya’daki kanayan en kritik üç bölge; Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu’dur. Ve Türkiye bu “Bermuda Şeytan Üçgeni”nin tam ortasındadır. Bu üç bölge ile ırksal, tarihsel ve dinsel bağ vardır. Bu üç bölge de bir zamanlar Osmanlı Devleti yönetiminde bulunmuştur. Osmanlı çok geniş bir coğrafyayı ve çok farklı etnik grupları ve milletleri yönetmiş büyük bir devlettir…

 

…Dünya Tarihi’nin en önemli coğrafyası Anadolu’dur. Anadolu; tüm mitolojik tanrıların vatanıdır. Hıristiyanlık, Batı’ya Anadolu’dan geçerek gitmiştir. Bu; günümüzde topraklarımız üzerinde oynanan/oynanmak istenen çokça kirli oyunun ana sebebidir. Yakın tarihimizde, farklı zaman aralıklarıyla ve farklı yöntemler kullanılarak yurdumuz üzerinde yapılmak istenen kirli oyunlar, hep bu coğrafyanın güzelliği toprakların bereketi, iki kıta arasında, başta iki boğaz olmak üzere Türkiye’nin stratejik öneminden kaynaklanmaktadır.”

İşte bu iki boğaz; Rusya’nın, kaç asırdır süregelen Türk düşmanlığının ana kaynağıdır.

 

Tarihsel sürece baktığımızda; Rusya’nın daima Osmanlı/Türk düşmanlığı sergilediği görülür. Bir dönem “Project Greek” adı altında, bir dönemde ise “Panslavizm”i kullanarak daima bu tutumunu sürdürmüştür.

 

Panlasvizmin kaynağı Rusya olmasa da, bu oluşumun destekçisi, finansörü ve uygulayıcısı Rusya’dır.

 

Rusya; bu oluşumun, kendi çıkarları için ne kadar önemli olduğunu gördüğünde, Bulgarların farkına ve potansiyeline daha bir vardı. İki kıtanın birleştiği topraklarda, aynı alfabeyi kullanan, aynı din ve mezhepte ama farklı dilde kuşan Bulgarların önemini anladı. Panslavizim ideali için Osmanlı tebaası Bulgar gençlerini okumak ve tabi de militan yetiştirmek üzere Rusya’ya taşımaya başladı. Osmanlı elbette durumun farkındaydı ama zayıftı ve Rusya’ya kafa tutacak durumda değildi.

 

Bu süreç; 1877 yılında Rusya’nın Osmanlı’ya karşı başlattığı savaşa kadar sürer. Tabi ki bu süreci birkaç paragrafla anlatmam mümkün değildir. Gazi Osman Paşa ile Plevne’de ve Ahmet Muhtar Paşa ile de Doğu Anadolu’da bazı başarılar elde edilmişse de, bu savaş, Türk Tarihi’nin en büyük felaketlerinden biri oldu.

 

Savaşın kaybedilmesinden sonra Türk ve Rus heyetleri arasında 3 Mart 1878’de Yeşilköy  (Aya Stefanos) Antlaşması imzalanmıştır. Buna göre; Doğu Anadolu ve Rumeli’de büyük Osmanlı toprak kaybının yanı sıra; Romanya, Sırbistan ve Karadağ’ın bağımsızlığı ile Tuna Eyaleti’nde kurulacak geniş bir Bulgaristan Prensliği de kabul ediliyordu.

 

Ancak büyük Avrupa devletleri, Aya Stefanos Antlaşması’nı kendi çıkarlarına uygun bulmayarak 18 Haziran 1878’de Berlin Kongresi’ni tertiplemişlerdir. Buna göre; Doğu Anadolu’daki bazı yerler Osmanlı’ya iade ediliyor (Beyazıt ve Eleşkirt), Romanya, Sırbistan ve Karadağ meselesi aynen kabul ediliyor, Büyük Bulgaristan küçültülerek Balkan Dağları kuzeyinde oluşuyor, Makedonya ve Balkan Dağları ile Ege Denizi arası topraklar Osmanlıya bırakılıyordu. Ayrıca Balkan Dağları güneyinde kısmi özerk statüde “Doğu Rumeli” adlı yeni bir eyalet kuruluyordu. Böylece 93 Osmanlı Rus savaşı ve sonucunda imzalanan Berlin Antlaşması ile nüfusunun yarıdan fazlası Türk olan bir Bulgaristan devleti doğmuştur.

 

Osmanlı’nın en büyük kaybı ise Askeri ve siyasi yardım karşılığında Kıbrıs’ın yönetiminin İngilizlere verilmesidir ki bu anlaşmanın doğurduğu kayıplar bu gün dahi önemini korumaktadır.

 

 Bu yazının bir sonraki bölümünde Amerika ve Rusya’nın bölgede güç dengesi için yaptıkları mücadeleyi tarif ve analiz edeceğim.

 

Yukarıdaki açılımda vurgulamak istediğim hususlar şunlardır:

 

Rusya Türklere düşmandır. Ve bu düşmanlık asırlardır süregelir.

 

Batı Dünyası da Türklere düşmandır ama bu düşmanlıktan Rusya’nın nemalanmasını ve dolayısı ile güçlenmesini istemez. Bu nedenle Rusya’yı frenlemek adına yapılanlar Türk ya da Osmanlı sempatizanlığından değildir.

 

Aynı bağlamda; bu gün Kafkaslarda oynanan oyun sadece ABD ve Rusya’nın çıkar kavgasıdır.

 

Protestan ağırlıklı Amerika’nın Fener Rum Patrikhanesi’ne verdiği büyük destek, Rusya’nın Ortodoksların hamisi olmasını önleme isteğindendir.

 

Ancak ne yazık ki Türkiye de bu kavganın tarihsel süreç içinde olmuştur ya da olmak zorunda kalmıştır.

 

Politika mümkün olanı yapabilmektir. Bu gün çok yerde yazılan çizilen, bir gecede Türk vatandaşı yapılarak Amerika’dan ithal edilen Rum Patriği Atnehenagoras’ın patrik oluşunun olumsuzluklarıdır. Doğrudur! Ama aynı dönemde; Rusya’nın Boğazlar anlaşmalarının gözden geçirilmesi üzerine bir girişimde bulunması ve bunu yine bir tehdit olarak sunması üzerine girilen panik neticesinde bu şahıs Türkiye’ye ithal edilmiştir.

 

ABD Başkanı Truman’ın özel uçağı ile geldiği ve uçağın merdivenlerinde kendisine Türk pasaportunun verildiği doğrudur. Bu hep de yazılır. Ama şimdi bir kez de yukarıda çok da fazla okuyucuyu boğmamak adına kısaca değindiğim hususları da göz önüne alarak bir daha düşünmek gerekir.

 

Aynı senaryo çok kısa bir süre evvel Gürcistan’da da başka bir şekilde zuhur etti. TÜRKİYE: TARİH ve ANALİZ başlığı altında çok da eskilere gitmeden, sizleri sıkmadan, güncel durumları ortaya koymaya ve kendi donanımımın elverdiği ölçüde  analiz yaparak burada paylaşmaya devam edeceğim.

 

Bojidar Çipof

18 Eylül 2009



  • HAYATIN SENİNLE ŞEKİLLENİR
    Almula MERTER
  • ALTINA HÜCUM !!!
    Dr Pınar ALTINOK
  • DOĞAL OLMAK MI OLMAMAK MI?
    Erkan GÜREL
  • MENGEN PİLAVI
    Caner ÖZTAŞ


YORUMLAR


Henüz yorum eklenmemiş



Üye Değil
(500)
Şimdi Üye Ol



YAZARIN ARŞİVİ





mercektv
Yayın İlkeleri   |   Künye   |   İletişim

Copyright © 2006 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz. TURKHABERLER basın yayın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.