![]() |
Önemse(me)mek Ve Önemsen(me)mek
16 Eylül 2009, 08:30
Bojidar ÇİPOF
|
|
Biri ben, diğeri o ile ilgili…
Ben birini önemsiyorsam, bunu çok farklı sebepleri vardır. İş ilişkisinden başlayıp ailevi ilişkiye, arkadaşlık dostluktan tutun da aşk ilişkisine kadar geniş bir açı ile ele alınabilir. Bu ilişkilerin adı ne olursa olsun içinde sevgi vardır ya da olmalıdır. İçinde sevgi barındırmayan ilişki olabilir mi? Bazı hallerde mümkün. Ama onda da saygı unsuru vardır ve yine yukarıda dediğim gibi ya da olmalıdır.
Saygı ve sevgi yan yana, içice birlikte olması gereken kavramlardır. Ve her ilişki paylaşım esasına göre oluşur, devam eder ya da edemez. Paylaşımda karşılıklı olmak koşuluyla tolerans ve hoşgörü ana faktörlerdir.
Birçok kişi tolerans ya da hoşgörü der. Ama bu doğru değildir. Doğrusu tolerans ve hoşgörüdür. Çünkü bu farklı iki kavramdır ve farklı eylemleri tanımlar.
Bu anda, tolerans ve hoşgörüyü biraz açmak istiyorum. Tolerans; Fransızca kökenli ve bilimsel bir tanımlama kelimesidir. Çok kısa olarak; bilimsel bir konu, iş, araştırma, eylemdeki kabul edilir hata payını belirtir.
Tüm bilimsel ve içinde matematiksel bir veri barındıran eylemlerde tolerans; o eylemde baştan kabul edilen hata payının matematiksel ölçümüdür. Bu rezistansın toleransı yüzde on, bu kapta; yüzde beş toleransla bir litre süt var, v.b. Tolerans sosyal yaşamdaki yasal durumları da yine matematiksel bir veri ile tanımlar. Bu para cezasını beş iş günü içinde ödemek gibi. ...
Bu yazıda vurgulanmak istenen toleransın sosyal yaşamımızdaki önemidir. Kişi ve yaşam eğer sosyoloji biliminin ele aldığı bir konuysa -ki öyle- o halde adı bilim olan her konu ya da dalda da mademki mutlaka matematik var, o zaman içinde de tolerans var. Elektrik, elektromekanik, hidrolik ve diğer akışkanların eylemleri, hukuk, tarih, tıp ve de önemle vurgulamak istenen sosyoloji de çok az ya da daha fazla ama sadece matematiksel bir veri ile yüzde şu kadar, ya da şu kadar süre, ya da şu kadar doz, v.b… Tolerans kişisel bir veri değildir. Tamamen bilimseldir. Kişileri fevkalade ilgilendirir ama kişisel değildir.
Hoşgörüde durum farklı… Hoşgörü; iki kişi arasında oluşur. Hoş gören ve hoş görülen… Hoşgörü tamamen kusurların ve hataların -kusur ve hata da iki farklı kavram bunu da vurgulamak gerek- ya da zaafların, hoşgörün tarafından yok sayılması esasına dayanır. Hoşgörüde açık ya da kapalı hataya, hatta suca iştirak payı vardır. Tabi burada şu vurguyu da yapmak gerek. Hoşgörü; yasa, tüzük ve geleneklerle örf ve adetlerin önünde olmamalıdır. Sonuçta; hoşgörü kişiseldir. Hoş gören ve hoş görülen…
(Umarım şimdi bir mason çıkıp da bu insanlık ve felsefe tarihinin en önemli kavramlarına yine sahip çıkmaz.)
İşte şimdi biraz yazının ana temasına yaklaşalım. Önemsemek, sevmek ve âşık olmak...
Bu üçü bir arada olmayabilir. Önemsersiniz ama sevmezsiniz. Seversiniz ama âşık değilsinizdir. Fakat âşıksanız; önemsersiniz, hem de çok önemsersiniz. Seversiniz, hem de çok seversiniz. Âşıksanız hataları da görmezsiniz. Hani gözü kördür ya aşkın… İşte hoşgörü ortaya çıktı. Zuhur etti…
Âşık kişi önemser. Çok önemser. Ama bir o kadar da önemsenmek ister. Önemsenmediğini sezdiğinde kırılır. Çok kırılır. Önemsense de bazen bu ona az gelir. Yetmez! Ya da anlamaz… Önemsenmediği hissine kapılır. Aşkı taşımak zordur. Önem, sevgi, saygı ve de özen gerekir. Özen yoksa zordur, hatta mümkün değildir. Aşk çok kırılgandır. Narin bir porselen gibi çatlar ve de yapışsa da iz kalır.
Önemse(me)mek ve önemsen(me)mek
Biri ben, diğeri o ile ilgili dedim. Geldik mi başa yine…
Başa dönmek iyidir… Başa dönmek tekrar ivme sağlar… Devinim…
Önemsemek tamamen kişisel bir duygu. Kimse kimseyi “sen beni önemse”diye kendini önemsetemez. Önemseyen bu kanıya ya da duyguya tamamen ve kendi usu ile karar verir. Sen bana kendini önemsetemezsin. Ben eğer seni önemsemek istiyorsam önemserim.
Şimdi önemsenmek de karşı tarafa kaldı. Senin yanında önemsenmek iken, onun yanında önemsemek hali.
Sen önemse ve önemsendiğini de anlıyorsan, bu duyguya çokça sevgi de kattıysan. Yok, sadece sevgi demek bana yetmez. Bunun adı aşk diyorsan. Benim ayaklarım yerden kesildi, kalbim pır pır atıyor. O olmazsa…. Diyorsan. Tamam âşıksın…
Tekrar mı olacak! Olsun… Âşık kişinin gözü kördür… Hoş göreceksen o da seni hoş görmeli, önemseyeceksen, o da seni önemsemeli. Ayaklar yerden kesilecekse, zaman duracaksa, karşılıklı olmalı... Âşıksanız karşılıklı özen olmalı… Porselen çatlamamalı… Yapıştı sanırsın, ama aldanırsın. İz vardır… En iyisi o porselen hiç çatlamasın ve tamir etmeye de gerek kalmasın.
Karşılıklı birbirinizi önemseyin…
Bojidar Çipof
16 Eylül 2009


