|
SON DAKİKA
ŞARKISINI SOLİSTİNE İTHAF ETTİ
TURKHABERLER'E TEŞEKKÜRLER
YENİ NAZLI ARMAN ÇOK KONUŞULACAK
BİLGE'DEN BAĞLAMA ŞOV
SEVMEK, SEVİLMEK VARKEN
Gökmen Yılmaz ERDEM gokmenyilmazerdem@turkhaberler.net
SEVMEK, SEVİLMEK VARKEN
‘Hayat Arkadaşlığı ‘ Elimden aktı çalakalem, toplumsal bir yara haline gelen, mahkeme koridorlarına taşıyan evlilik müessesini bitirmeye iten sebeplere... Ah ya ne diyordu yazar; ‘Yaralı doğar bütün insanlar, anlaşılmak, sevilmek, sevecenlik dilenir ömrünce… ‘ Leyla Erbil Bir aldırmazlık gidiyor; kızgınlık, öfke ve hayal kırıklıklarıyla dolu, yakınmalar durmak nedir bilmiyor mu neey, gece ansızın gelen telefon, beni sabahlara kadar uyutmadı. Bu ses bana yabancı değildi, gel gör bir şeylerin ters gittiğini anlamıştım. Arkadaşımın ses tonu, hiçte barışık değil, korkuyla panik arası hava vardı. Geçen zaman diliminde birçok şey konuşulduysa da bağrıma yeterince ateş düşmüştü. Anlamadım gitti… Kime neyin ispatı, neyin telaşıdır? Hayat arkadaşlığını bir çatı altında toplayan, aile birlik düzeni, kolayca parçalanabiliyor. Artık taşlar kolay kolay yerine konmaz oldu. Sonucunda boşanmaların duracağı yok gibi, baksanıza gençler artık birbirlerine üç, beş yıl bile katlanamaz duruma geldi. Bir kısır döngüdür almış gidiyor, bu kutsal müessese. Dün gibi hatırlarım, kendi gibi bildiğim arkadaşım Ceren’in, nikâh günü oldukça şatafatlı geçmişti. Neşenin hâkim olduğu düğün gecesini dün gibi hatırlarım, hatta kavalyesi de olmuştum. Nikâh salonunda, orada bulunan eş dost arkadaşlar, Ceren’in hayat dönümünü; sevincini, mutluluğunu paylaşıyorduk. Düşünüyorum da, ne oldu? O gözlerdeki akan, tutkulu ışıklar, nerede kaldı? İçimi ısıtan, beni sarmalayan ortamın havası, nerelerde kaldı? O gün saatler nedense geçmek bilmiyordu, hareketli dans ve müziğin yaşam nağmeleri, loş ışıkları bana huzur vermeye yetmişti. Ceren’in dudaklarından akıcı bir biçimde dökülen gülücükler görülmeye değerdi. Arkadaşımdan kalmadır ya, o günden kalma dinlenesi, özel nefis şarkılar, hâlâ kulaklarımda yer edinir durdukça, dudaklarımdan akıcı bir biçimde dökülen sözcükler, iyi huylu sevecen, hayat arkadaşını arzulamadı da değil! Günümüzde, her insanın yaşaması gereken evlilik müessesesi, bir süre sonra altüst olmaktadır. Gerçek sevgilerin yerine gelip geçici anlık zevkler sardı, sarıyor derken sorumluluk saygı gibi değerlerde rafa kalkmaktadır. Peki, hayat arkadaşlığını kolayca bitiren nedenler? Diye ana başlık açtığımda; Eşlerin eskiye nazaran daha anlayışlı olmaması mı? Yoksulluk mu? Aile ortamında nefes alınmayacak ortamı hazırlamasında mıdır? Benim edindiğim tecrübeme göre, Evlilikte esas olan güven ve değer vermektir. En son bitmesi gereken şeyse, saygı olmalıdır. Nitekim ister kadın olsun, ister erkek, karşısındakine nefes aldırmadıkça, önce aşk sonra sevgi, en son saygı bitince evlilik bitiyor. Günümüz gençlerin, burada yatan en büyük sorunu, kendilerini tam olarak tanımamalarından, mutluluğu başka yerlerde aramalarından ileri geliyor. Yalnız burada gençleri de suçlamamak gerekir, hayat öyle bir hale gelmiş ki her şey çıkar üzerine kurulmuş ve gençlerde kendilerine uygun gelenleri yapmak zorunda kalıyorlar. Yıllar geçtikçe daha çok bağlanmalı, düşünmeli, hissetmeliyiz sevgiden yana ne varsa bir şeyler almalı insan. Yaşadıklarımızın arkasında durarak ve kendi ayaklarımız üzerinde durarak yaşamalıyız. Çünkü hepimizin içinde üzgün, korkmuş, kendini yalnız hisseden bir çocuk var, onu sevip sahip çıkalım. *** Günümüz gençliği, hem doğaları gereği hem de ait olduğu ülkenin, kültürel yapısının sürekli değişiyor olmasındandır, yeni bir yaşam biçimi oluşmasına, kendilerini kanıtlamasına, bir yer edinmesine, kendine özgü bir dünya görüşü ortaya koymasına neden olmaktadır. Hayata dair, evlilik öncesi ilişkilere baktığımda, sosyal anlamda flörtün/tanışma faslının benimsendiğini görüyorum. Öte yandan modern dünyanın maddi kültür unsurlarının ülkemize de girmesi, tüm kültürel unsurlarımızda olduğu gibi giyim kuşam tarzımızı da etkilemiş, bu değişim genç giyim kuşamında daha belirgin olarak ortaya çıkmıştır. Aşkta ayaklar yerden kesiliyor, her şey tozpembe, müthiş cesaret veriyor bu dönemde, güven ve değer verme varsa sevgiye dönüşüyor aşk. Bellidir de insan duygularının coşkusunda ya fark etmiyor ya fark ediyor ya da görmek istemiyor. Tabiat senfonisini, ahenk kılan müziğin ruhunda olduğu gibi, doğanın duru ve doğal akışına kapılmak için sevmek, sevgi en büyük anahtar olsa gerek… Yükleniyor...
|
|