|
Eşine yargısız infaz yapıldığını
iddia eden Sabriye Okkır, “Ben
sağlıklı olan eşimi istiyorum. Ben
onlara ölmekte olan bir insan
vermedim. Eşim kahrından bu hale
geldi. Kendisini savunamadan gözü
açık gidiyor” dedi.
Ergenekon soruşturması kapsamında
‘Çeteye finans sağlamak ve silahlı
örgüt üyeliği’ suçlarından 20
Haziran 2007 tarihinde tutuklanarak
önce İstanbul Bayrampaşa Cezaevi'ne
konulan, 10 gün sonra da Tekirdağ F
Tipi Cezaevi'ne gönderilen Kuddusi
Okkır, mayıs ayından bu yana
hastalığı nedeniyle Trakya
Üniversitesi Edirne Tıp Fakültesi
Hastanesi’nde tedavi görüyor.
‘Akciğer kanseri, beyin ve kemik
metastası’ tanısı konulan Okkır’ın
bilinci kapandı. Konuşamayan ve
hareket edemeyen Okkır’a sadece
yaşamını uzatabilmek için ilaç
tedavisi yapılabiliyor.
“EŞİMİ SEDYEDE YATARKEN BULDUM”
Eşinin Tekirdağ F Tipi Cezaevi'nde
tek kişilik hücrede tutulduktan
sonra ‘majör depresyon’ tanısıyla
önce Bakırköy, ardından
ciğerlerindeki rahatsızlık nedeniyle
Bayrampaşa Devlet Hastanesi'ne sevk
edildiğini belirten 57 yaşındaki
Sabriye Okkır, şunları söyledi:
“Eşim daha sonra Bayrampaşa ve
Haseki Devlet Hastaneleri ile
Yedikule Göğüs Hastalıkları
Hastanesi arasında defalarca
dolaştırıldı. Çünkü, hiçbir hastane
kabul etmedi. Bu süre içinde eşimin
rahatsızlığı hakkında hiçbir bilgi
alamadım, kendisiyle temas
kuramadım. Uzun uğraşlardan sonra
eşimin izini buldum.
Bir koridorun köşesinde, bir karış
yerden yüksek yer sedyesinde
yatıyordu. Beslenemediği için
kendisi tanınmaz haldeydi.
Savcılığın devreye girmesiyle
Tekirdağ Cezaevi'ne ve Tekirdağ
Devlet Hastanesi'ne sevk edildi.
Daha sonra Trakya Üniversitesi
Hastanesi'ne sevk edildi. Bilinci
kapalı ve konuşamıyor. Ciğeri su
toplamış durumda. Hastalık ciğerden
kemik iliklerine, oradan da beyine
sıçramış. Doktorlar hastalığın
çaresi yok diyor. Vücudu da
kemoterapi tedavisi kabul etmiyor.”
‘BEN SAĞLIKLI OLAN EŞİMİ İSTİYORUM’
Önceki gün cezaevinin ikinci
müdürünün yanına gelerek eşinin
tahliye edildiğini söylediğini
belirten Sabriye Okkır, sözlerini
şöyle sürdürdü:
“Eşim tutuklandıktan sonra
depresyona girdi ve sağlık sorunları
ortaya çıktı. Bütün sıkıntılarını da
içine atınca bu hastalıklar ortaya
çıktı. Eşimin hastalığı nedeniyle
tahliye edilmesi için mahkemeye
başvuru yaptık. Ancak mahkeme bu
talebimizi reddetti. Daha sonra üst
mahkemeye gittik ve oradan da
talebimize ret cevabı aldık. Önceki
gün eşimin tahliye olduğunu
söylediler.
Ancak bu karara sevinemedik. Çünkü
eşimin sağlık durumu hiç iyi değil.
Eşime yapılmış bir haksızlık var.
Benim eşim cezaevine girmeden önce
sağlıklıydı. Ben sağlıklı olan eşimi
istiyorum. Ben onlara ölmekte olan
bir insan vermedim. Eşim kahrından
bu hale geldi. Kendisini savunamadan
gözü açık gidiyor. Savunma şansı
vermediler. Sorgusuz ve yargısız
mahkum ettiler. Ülkemizde idam
kararı bile kaldırıldı, idamı hak
eden bir insanın hüküm giymiş olması
gerekiyor. Bunun hesabını bana
versinler.”
“MADDİ GÜCÜMÜZ YOK”
Eşinin cezaevine girmesinin ardından
işlerinin bozulduğunu ve maddi
güçlerinin kalmadığını, sıkıntı
çektiklerini belirten Sabriye Okkır,
“İşlerimiz iyi olmadığı için eşim
Bağ-Kur primlerini ödeyemedi ve
sağlık karnesini kullanımıyoruz. Bu
nedenle de hastanenin bize
çıkartacağı ücreti ödeyecek
durumumuz yok. Ben sigortalıyım,
ancak eşim benim üzerimden
faydalanamıyor. Ne yapacağımı
şaşırdım” dedi.
Eşi Kuddusi Okkır’ın cezaevine
girmeden önce sağlıklı olduğunu
belirten Sabriye Okkır, “Ancak şu an
eşim ölümle pençeleşiyor. Ben de bu
ihmalin nedenini araştırıyorum.
Gerekli suç duyurularında
bulunacağım ve hakkımızı arayacağım.
Eşimi kendi elimle sağlıklı teslim
ettim. Bana hastanede koma halinde
geri verdiler. Eşim niçin bu hale
geldi. Niçin yargısız infaz yapıldı.
Madem çok önemli deliller vardı,
neden bir yıldır beklediler. İdam
cezası kalktı ama, onu sorgusuz
sualsiz idam etmiş oluyorlar” dedi.
DOKTORLAR: DURUMU İYİ DEĞİL
Kuddusi Okkır’ın bilincinin kapalı
olduğunu belirten Trakya
Üniversitesi Edirne Tıp Fakültesi
Hastanesi Onkoloji Ana Bilim Dalı
öğretim üyesi Doç.Dr. Hakan
Kadragöl, “Hastanın şu an bilinci
kapalı. Konuşamıyor ve hareket
edemiyor. Aşırı derecede zayıflamış
durumda. Yapılan kontrollerin
ardından akciğer kanseri, beyin ve
kemik metastası tanısı konuldu.
Hareket edemediği için de vücudunda
yaralar oluştu. Tedavisini
sürdürüyoruz. Ancak durumu iyi
değil. Acı çekmesini önlemek için
ilaç tedavisi yapıyoruz” dedi.
TAHLİYEYE KADAR FATURA BAKANLIĞA
Edirne Tıp Fakültesi Hastanesi
yetkilileri, hastanın 10 Mayıs günü
kendilerine geldiğini ve 1 Temmuz
tarihi ile tahliye edildiğini
söyleyerek, “Tahliye tarihine kadar
olan tedevi giderleri 8 bin 660 YTL
tuttu. Bu ücreti Adalet Bakanlığı’na
fatura edeceğiz. Ancak tahliye
tarihinden sonra tedavi masrafı
bugün itibari ile 570 YTL oldu.
Taburcu olana kadar oluşacak
masrafları ailesi ödeyecek. Sosyal
güvencesi olmadığı için ücretli
hasta konumunda yatıyor” dedi.
BİLİŞİM VE REKLAM ŞİRKETİ VARDI
Soruşturma kapsamında tutuklanan ve
Kuvayımilliye Derneği’nin bir
gecesinde çekilen bir fotoğrafta
Oktay Yıldırım, Fikri Karadağ,
Hüseyin Görüm, Muzaffer Tekin ile
birlikte görüntülenen Kuddisi Okkır,
Teknopark Elektronik Bilişim
Danışmanlık şirketinin sahibiydi.
Kuddusi Okkır, Orion yapımcılık,
Orion Reklam ve Markam Danışmanlık
şirketinin de ortağıydı.
Milliyet |